(KOS Medya – 14 Mayıs 2016)

Melis Alphan Hürriyet’teki köşesinde 15 Mayıs’ta Aliağa’da gerçekleşecek eylemin duyurusunu yaparken ‘Bir yandan fosil yakıtlardan uzaklaşmayı öngören Paris İklim Anlaşması’na 175 ülkeyle birlikte imza atmak, bir yandan da kömürlü termik santrallara teşvikleri artırmak olmaz.’ diyor. Melis Alphan’ın Hürriyet’teki yazısı şu şekilde:

1970’li yıllarda Kyme Antik Kenti öncelikten sayılsaydı, belki bugün size İzmir Aliağa’da gün yüzüne çıkarılan devasa antik kentten bahsedecektim.

Ama ne yazık ki, o günlerin yanlış politikaları sonucunda kültür cennetine değil, sanayi cehennemine dönen Aliağa’dan bahsetmek zorundayım. 1970’lerde burada sadece bir demir çelik tesisi varken sonra ikincisi, derken üçüncüsü kuruldu. Ağır Sanayi Bölgesi ilan edilmesiyle de Aliağa’daki tükenmişlik başladı.

Bir rafineri zaten vardı; şimdi ikincisi kuruluyor. Bu rafinerinin içine petrokoklu termik santral yapılması planlanıyor. Pek çok ülkenin tehlikeli atık olarak niteleyip sınırlarına dahi yaklaştırmadığı petrokoku biz İzmir’in damında yakmaya çalışacağız!

Aliağa’da sadece rafineriler ve 20-25 fabrikadan müteşekkil devasa bir kirletici petrokimya tesisi yok. Burada aynı zamanda, gemi söküm tesisleri, limanlar, gübre fabrikaları, ithal hurda depoları, demir eritilen haddehaneler ve ark ocaklı demir çelik tesisleri var. Hem de tam 6 tane. Herhalde dünyanın başka hiçbir yerinde bir ilçe sınırları içinde 6 tane ark ocaklı demir çelik tesisi yoktur.

Aliağa’da faaliyet gösteren fabrikalardan çıkan cüruf, tufal ve baca tozları ise Foça’daki Ilıpınar ormanlarının içine dökülüyor. Burada 40-50 milyon tonu bulan devasa atık dağları oluştu. O atık dağlarını görseniz ağlarsınız.

*

27 yıl evvel Yeşiller Partisi ve yerel belediyeler el ele verip Türkiye’nin en büyük çevre eylemini İzmir’de gerçekleştirmişti. Aliağa’da yapılmak istenen kömürlü termik santrala karşı Cem Karaca, İlhan İrem, Ayşegül Aldinç, Nejat Yavaşoğulları gibi sanatçılar ilçeye gelip yerel halka destek vermişlerdi. O dönem ANAP hükümeti geri adım atmış, termik santral engellenmişti.

Bugün, davası sürmesine rağmen, burada iki yıldır umursamazca çalışan bir kömürlü termik santral var.

*

Aliağa halkı yıllar öncesinden ekonomik çaresizliğe itilip buradaki fabrikalarda çalışmaya mecbur bırakıldı. Yaşadıkları cehennemin farkındalar ama ‘ekmek parası’ derdinde, pek ses etmiyorlar.

Bölgeye yakın Horozgediği köyünde her evde mutlaka bir kanser hastası ve kanserden ölüm var.

Bilimsel raporlar, İzmir’in genelinin de ciddi tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Biliniyor ki, yaz aylarında bile İzmir’in tepesine çöken hava kirliliği Aliağa kaynaklı.

*

FOÇEP’ten Bahadır Doğutürk zaman içinde buradaki fütursuz ‘gelişmeye’ tanık olmuş: “Sanayi bölgesi ölüm bölgesi demek olmamalı. Gelişim sürecinde elbette sanayi de olacak. Ama gelişmiş ülkeler bunu nasıl yapıyorsa biz de öyle yapmalıyız. Burada birkaç demir çelik fabrikası var ki, bırakın bacayı, her yerinden duman çıkıyor. Böyle fütursuz bir çalışma olamaz. Belli ki bu bölge gözden çıkarılmış.”

*

4 Mayıs’tan beri 5 kıtada, 13 ülkede fosil yakıtlara karşı eylemler düzenleniyor. Yarın bu eylemlerin Türkiye ayağı gerçekleştirilecek. 70’ten fazla sivil toplum kuruluşu ve Bergama, Dikili, Foça belediyeleri Aliağa’dan harekete ses verecekler. ‘Fosil yakıtlardan kurtulmuş başka bir Türkiye, başka bir dünya mümkün’ demek için Aliağa’yı seçmeleri tesadüf değil. Amaç, yarın bir gün Aliağa toplu ölümlerle gündeme gelmeden, iş işten geçmeden, testi kırılmadan dikkatleri buraya çekmek. Yarınki eylemin ardından hiç vakit kaybetmeden TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulmalı, Aliağa’ya artık kirletici tesis yapılmasına izin verilmemeli ve mevcut tesisler rehabilite edilmeli.

*

Türkiye bir işi yapıyorsa tam yapmalı. Bir yandan fosil yakıtlardan uzaklaşmayı öngören Paris İklim Anlaşması’na 175 ülkeyle birlikte imza atmak, bir yandan da kömürlü termik santrallara teşvikleri artırmak olmaz.

Bu, en nazik tabirle, samimi değil.