(Evrensel, 15 Mayıs 2016)

İzmir’in tarihi ve doğal güzelliklere sahip Selçuk ilçesinin tarım arazileri ve zeytinlikler bulunan Gökçealan ile Kirazlı köylerine açılacak taş ocağına Danıştay geçit vermedi.

Yerel mahkemenin “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” kararını iptal etmesini onayan Danıştay 14. Dairesi kararında, “Artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılması mümkün değildir” ifadesine yer verdi. Türkiye’deki ilk organik pazarın kurulduğu Selçuk’ta Osmancık üzümüyle, yayla kirazı yetiştiriliyor.

Tarihi Efes harabeleri ile Meryem Ana evinin de bulunduğu Türkiye’nin tarihi ve doğal güzellikteki ilçesi Selçuk’a bağlı Gökçealan ve Kirazlı köylerine 2014 yılında taş ocağı kurulması için hazırlıkların yapılması, vatandaşların tepkisini çekti. Taş ocağının kurulmaması için köylüler ve yaşam alanı savunucuları adına avukat Cem Altıparmak, idare mahkemesine dava açtı. İzmir İdare Mahkemesi de, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün verdiği “ÇED gerekli değildir” kararını iptal etti.

51798

‘ZEYTİNLİKLERE ZARAR VERMEDEN FAALİYET, HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI’

Bunun üzerine bakanlık, 2015 yılının Mart ayında kararı temyiz etti. Yerel mahkemenin kararının yanı sıra tarafların avukatlarının savunmalarını da inceleyen Danıştay 14. Dairesi, köylüleri sevindiren bir karara imza attı. Danıştay incelemesinde şu görüşlere yer verildi: “Ruhsat sahasında işletme izin sahası ve kırma-eleme sahası sınırlarından itibaren 3 kilometrelik alan içerisinde yoğun ve geniş yayılımlı zeytinlik alanlar bulunmaktadır. Söz konusu zeytinliklere sınır komşusu olan, işletilmesi planlanan dava konusu kalker ocağı, kırma-eleme tesisinde zeytinliklere zarar vermeden, toz ve duman çıkarmayacak şekilde faaliyette bulunulması hayatın olağan akışına aykırıdır. 3573 sayılı kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 kilometreden daha kısa mesafede kurulması mümkün olmayan tesislerden olan dava konusu kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Ayrıca, ÇED Gerekli Değildir, kararı 12.24 hektarlık kısım için verildiği, oysa faaliyet konusu ruhsat alanı 99.97 hektar olduğundan, bu da yönetmelikte belirtilen 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsamaktadır.”

‘KAMU YARARI KARARI ALINSA BİLE MÜMKÜN DEĞİL’

Danıştay 14’üncü Dairesi, “ÇED gerekli Değildir” raporları için gerekçe gösterilen “Kamu yararı” konusunda da zeytincilik yasasıyla ilgili önceden karar veren Danıştay 8’inci Dairesi’nin kararına atıfta bulundu. Danıştay 14’üncü Dairesi kararında, “Zeytinlik alanlarda yürütülecek faaliyetlere ilişkin olarak öncelikle dikkate alınması gereken özel düzenlemenin, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Anılan kanunun 20’nci maddesinin, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarında ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını, işletilmesini önlemeyi amaçladığı açıktır. Dava dosyasının incelenme konusu ‘ÇED gerekli değildir’ kararında bu yönden de hukuka uyarlık bulunmadığı ve temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının belirtilen gerekçelerin de eklenmesi suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir” ifadelerine yer verdi.

Danıştay’ın kararı sonrasında, Türkiye’deki ilk organik pazarı kuran, bölgeye özgü üzüm ve kiraz yeştiren köylüler büyük sevinç yaşadı. Köylüler, bu bölgede en iyi şekilde yetiştirilen Osmancık cinsi üzüm ile bölgenin özel kiraz türünün kurtulduğunu söyledi. Davayı köylüler ve çevreciler adına takip eden avukat Cem Altıparmak kararı şöyle değerlendirdi: “Gökçealan ve Kirazlı köyleri ile diğer civar köyleri barındıran bölge, birinci derece tarım arazilerine sahip, çevresi yüksek dağlarla çevrili olması sebebiyle kendine özgü mikro klima özellikleri gösteren bir yayla. Bu iklim sayesinde, Türkiye’de nadir birkaç bölgede yetişebilen osmancık cinsi üzüm üretiliyor. Yine Kirazlı Köyü’ne adını veren kiraz cinsi de sadece bu bölgede yetişebiliyor. Zeytincilik, bağcılık ve organik tarımcılığın yaygın olduğu bir bölge. Danıştay bu kararında, ‘artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılması mümkün değildir’ hükmünü veriyor. Bu yüzden bu karar ülkedeki tüm zeytinlikler için hayati öneme sahip. Türkiye’nin tüm zeytinlikleri, başta taş ocakları ve termik santraller olmak üzere, zeytinliklere zarar verecek olan her türlü sanayi tesisinin baskısından kurtulmuş oldu. Bakanlıkların bu kararı dikkate alıp bundan böyle zeytinlik sahalara 3 kilometreye kadar zarar verecek hiçbir yatırıma izin vermemeleri gerekir. Zeytinlikleri artık rahat bıraksınlar.”