(Gürkan Korkmaz* / BirGün – 29 Mayıs 2016)

(Fotoğraf: Engin Çolakoğlu)

Annemin de dediği gibi her zaman umut var; Gezi aileleri bir araya gelerek Gezi Toplumsal Dayanışma Derneğini kuruyorsa, Ali İsmail’in ailesi olarak adını yaşatmak için ALİKEV’i kuruyorsak yani evlatlarını kaybetmiş anne babaların hala umudu varsa sizlerin her zaman umudu var

Geçen sene, yine Gezi’nin yıldönümünde bir yazı yazmıştım; Gezi’yi umutla anmıştım. Şimdi bakıyorum da ne çok şey değişti! Sadece Gezi’den bu yana değil, aynı zamanda son bir yılda olan değişimden bahsediyorum.

Bu değişime sebep olan birçok etken var tabi; 2 genel seçim, birçok patlama, yüzlerce canın yitirilmesi ve daha birçok etken…

Gezi’de bir düş gördük ve gerçekleşeceğine inandık; bir araya gelemeyecek kesimler, gruplar, partiler bir araya gelmişti ve birbirine kenetlenmişti. Orada insanlar bir şeye inanmıştı, aslında artık çürümeye yüz tutmuş bu düzenin alternatifini görmüş, kurgulamış ve hatta fiilen hayata geçirmişti…

Bu kolay olmadı elbette, her zaferde olduğu gibi bunun da bir bedeli vardı ve en ağırını evlatlarımız, kardeşlerimiz ödedi ve tabi geride kalan aileleri…

Gezi’de değil bir evladımızın canını yitirmesi ya da gözünü kaybetmesi; biber gazından evi yanan yaşlı çift için kampanyalar düzenlendi, insanlar hiç tanımadığı halde Nuray ve Özgür’ün nam-ı diğer Gezi Parkı aşıklarının düğününde abilerinin düğünü gibi eğlendi…

Peki şimdilerde ne oluyor, insanlar nasıl tepki veriyor!

Sırf etnik kimliğinden dolayı ölümü hak görülen çocuklar, bohçasında oyuncak olan gençlere yapılan bombalı saldırıya “Oh olsun” diyenler, ya da bir askeri lojmana yapılan saldırı sonucu ölen 3 yaşındaki polis çocuğunun ölümüne “Oh olsun hiç üzülmedim” diyen 14 yaşında bir genç kız! Bu cümlelerin hepsini kendi kulağımla duydum ve hepsi Gezi’de alanlardaydı, insan hayatı bir yana ağaçları, hayvanları, doğayı savunuyorlardı… Nasıl olur da bir hayvanın hakkını savunan kişi bir insanın ölümüne “Oh olsun” diyebilir ki! 3 sene öncesinden bu güne ne değişebilirdi!

Gezi’de görüşleri tamamen zıt birçok parti, grup, örgüt bir araya geldik ve aslında tüm farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşayabileceğimizi gördük, şimdi ne oldu da bir zamanlar inandığımız bu duruma aykırı davranıyoruz!

Gezi’de yitirdiğimiz kardeşlerimiz, bedel ödeyen gençlerimize bir borcumuz varsa o da Gezi’ye sadık olmaktır. Aynı olmasak da birlik olmaktır.

Tüm bu ortama rağmen ben umutluyum, zaman zaman öfkemize yenik düşsek de içimizdeki Gezi ruhunu yeniden canlandırmalıyız, zaten birçoğumuzun Gezi’de tanıştığı onunla, aslında vardı ama Gezi’yle keşfetmiştik o ruhu. Varlığını bildiğimiz o yönümüzü nasıl olur da bu kadar kolay gömebiliriz!

Umut demişken; Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın bir etkinliğinde bir katılımcı “Sizce hala umut var mı?” diye sordu anneme. Annemin cevabı çok netti; “Evladını kaybetmiş bir anne olarak oğlumun adına kurduğumuz bu vakfın avlusunda sizlerle bir aradaysam, her zaman umut vardır”

Annemin de dediği gibi her zaman umut var; Gezi aileleri bir araya gelerek Gezi Toplumsal Dayanışma Derneği’ni kuruyorsa, Ali İsmail’in ailesi olarak adını yaşatmak için ALİKEV’i kuruyorsak yani evlatlarını kaybetmiş anne babaların hala umudu varsa sizlerin her zaman umudu var. Yeter ki bir yerlere gömdüğümüz o ruhu çıkaralım, biraz empati ve sağduyuyla davranalım.

Ne de olsa asla aynı olamayacağız, olmayalım da!

Aynı değil, birlik olalım…

*Gezi Direnişi’nde yitirdiğimiz Ali İsmail Korkmaz’ın abisi