Makale

Published on Haziran 12th, 2016 | by Kuzey Ormanları Savunması

Nükleer Santraller Daha da Tehlikeli Olacak

(Nami Temeltaş / BİA – 11 Haziran 2016)

Dünya üzerinde iki önemli kazasıyla (Çernobil ve Fukuşima) yaşamı alt üst eden nükleer tesisler halk tarafından istenmiyorken bir de yapı denetiminden muaf tutulması tehlikeyi daha da arttırdı.

“Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi” adıyla TBMM Genel kuruluna sunulan yasa teklifi onaylandı.

Onaylanan yasa teklifinde iki önemli başlık bulunuyor: Elektrik dağıtım şirketlerinin uyguladığı “kayıp kaçak bedeli” yasallaşıyor. Nükleer santrallerin inşaat yapım işleri “yapı denetimi” zorunluluğundan çıkarılıyor! (*)

Yıllarca gündemden düşmeyen “kayıp kaçak bedeli” elektrik tüketicilerinden haksız yere alınan bedel olarak önemini koruyordu. Bazı kullanıcıların kaçak elektrik kullanımı, dağıtım şirketlerinin bunu önleyememesi, dağıtım sırasında tesisatların eski olması nedeniyle yaşanan kayıpların artması sonucu bu bedellerin dürüst tüketiciden alınma yoluna gidilmesi haksız kazancı doğuruyordu.

Haksız şekilde kaçak kullananların bedelleri dürüstlerden tahsil ediliyordu. Eski tesisatların değiştirilmesi yerine kayıplar yine tüketiciden alınıyordu.

Bir tüketicinin yaptığı itiraz mahkemeye taşınmış, tüketici ve dağıtım şirketlerinin karşılıklı itirazları sonucu Yargıtay hukuk kuruluna gitmişti.

2012 yılında yapılan itirazlar sonucu Yargıtay davayı sonuçlandırmış, tüketici lehinde karar vermişti. Yargıtay Hukuk Kurulu’nun verdiği kararın gerekçesinde şu belirlemeler vardı:

“Kayıp Kaçak miktarı, dağıtıma giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketiciye tahakkuk edilen enerji arasındaki farkı göstermektedir… Enerji sisteminde ortaya çıkan teknik ya da teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp – kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla tüketiciye yansıtılan bedeldir.”

Yargıtay, Kurum’a (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) tüketiciye yapılacak elektrik satışlarına uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verdiğini kabul etmekle birlikte bu yetkinin kapsamını 1 kilowatt elektrik enerjisinin tüketiciye ulaşılıncaya kadarki maliyet ve kar payı olduğunu belirtip kuruma sınırsız bir fiyatlandırma unsuru belirleme yetkisi ve görevi verilmediğinin altını çizdi.

Yargıtay, elektrik enerjisinin nakli sırasında meydana gelen kayıp bedeli ile başkalarının hırsızlama suretiyle kullandığı elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsilini hukuk devleti ve adalet düşüncesiyle bağdaştırmıyor.

Bu durum anayasanın 38. Maddesindeki “cezaların şahsiliği” ilkesine de ters düşer. (**)

Yargıtay Hukuk Kurulu’nun bu ifadelerle tüketici lehine karar vermesi ve kayıp kaçak bedelinin tahsilinin yapılamaz olduğunu söylemesinin ardından iktidar bir yasa ile bunun önüne geçmiş, tüketiciler lehine yasa çıkarmakla yükümlü olduğunu unutarak dağıtım şirketleri lehine hükümler içeren yasayı TBMM’de onaylatmıştır.

Milyonlarca elektrik tüketicisinin yerine birkaç tane dağıtım şirketlerinin tarafını tutan iktidar, halk yerine şirketleri seçmiş, “her şey halk için” söylemini bir kenara bırakarak şirketlerin zenginleşmesi için gerekeni yapmıştır.

Elektrikte yaşanan kaybın önlenmesi için eskimiş dağıtım tesislerinin yenilenmesi gerekiyor bu da büyük maliyetler doğuracağı için dağıtım şirketleri buna yanaşmıyor.

Diğer taraftan kaçağın bulunması ve kaçak bedelinin kullanandan alınması gerekirken kolay yol seçiliyor, dürüst tüketiciden kaçak kullananın bedelinin alınması yoluna gidiliyor, iktidar da bunu destekliyor!

Diğer taraftan yine gündemden düşmeyen Nükleer tesisler için yapı denetim zorunluluğunun kaldırılması durumu var.

Aynı yasa içerisinde çıkarılan yeni hükümle nükleer tesisler yapı denetiminden muaf hale getiriliyor ve Atom Enerjisi Başkanlığına devrediliyor.

Kendi başına tehlike arz eden, dünya üzerinde iki önemli kazasıyla (Çernobil ve Fukuşima) yaşamı alt üst eden nükleer tesisler halk tarafından istenmiyorken bir de yapı denetiminden muaf tutulması tehlike boyutunu daha da arttırıyor.

Nükleer enerjinin kontrol edilmesinin oldukça zor ve riskli olduğu yaşanan kazalarla görülmüştü. Rusya’daki Çernobil nükleer santralinde kaza sonrası yüzlerce kilometre ötedeki ülkemizde, kanserin artışı, engelli doğumlar ve Kazım Koyuncu’nun erken ölümü gibi yaşanan olumsuzlukları henüz unutmadık.

Denetimin en üst boyutta olduğu Rusya ve Japonya’da bile böylesi kazaların yaşanabildiğini gösteren nükleer enerjisinde, santral yapımının denetiminin daha da ciddiye alınması ve sıklaştırılması gerekirken, yapı denetiminden muaf edilmesi, ileride yaşama ihtimali olan kazanın yakın habercisi olarak karşımızda durmaktadır.

Bu yasanın iptalinin sağlanması için acilen yola çıkmalı.

Tags: , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑