(Kanat Atkaya / Hürriyet – 12 Haziran 2016)

OSMANLI İmparatorluğu’nun kuruluşundan itibaren büyük emek vermiş Çandarlıların “taht oyunlarında” önemli role sahip son ferdi Çandarlı II’nci İbrahim Paşa’dır.

II’nci Bayezid devrinde vezir-i azam mevkisine yükselen ve İnebahtı Seferi’nde ölen bu kıymetli devlet adamının bir özelliği de ileri görüşlü oluşudur.

Mesela bugün İstanbul’da, Mercan civarında 1478’de yaptırdığı Çandarlızade Atik İbrahim Paşa Camisi’nde PVC kullandırtmıştır ki, bu tarihte bir ilktir. Atıyorum tabii yahu!

O devirde PVC ne arar? O ince mimari zevkin “polivinil klorür” malzemeyle ne işi olabilir?

Yakın zamanda aklıevvelin biri çıkıp canım eserin cemaat mahfilini ve iç kısım pencerelerini boydan boya PVC yaptırmıştır işte!

ECDAT YADİGÂRI PETEK!

İstanbul Kocamustafapaşa’daki 430 yaşındaki Ramazan Efendi Camisi de büyük bir vizyonun eseridir.

Ecdadımız bu ince zevk ürünü caminin eşsiz çinilerinin önüne kalorifer peteği yerleştirmiştir, bununla da yetinmeyip pencerelerden birine klima da koydurmuştur.

Atıyorum tabii yahu!

Ne kliması, ne kalorifer peteği? Yakın zamanda birileri o canım çinilerin önüne kalorifer peteği yaptırmış ve neyse ki “Lütfen peteklere yaslanmayın! Tarihi çiniler kırılarak zarar görmektedir” yazısı yapıştırmıştır!

Böyle özenliyizdir biz ecdat mirasına karşı.

SÜNGER BOB PAŞA

Erzurum’un simgelerinden Çifte Minareli Medrese’nin dış cephesine metrelerce çelik su borusu döşemek, İznik Ayasofya Camisi’ne lale motifli cam kapı taktırmak, Şile Kalesi’ni Sünger Bob’a benzetmek gibi üstün restorasyon başarılarımız saymakla bitmez!

Tarihi eserlere sprey boyayla yazı yazmak, kaş-göz yapmak, mezbeleye çevirmek, külliye duvarına pisuvar saplamak filan da hep derin saygımızın ve koruma hissimizin uzantısıdır zaten, malumunuz…

MİMAR SİNAN DÜŞÜNEMEMİŞ

Üçüncü Murad’ın annesi ve Osmanlı tarihinin en güçlü “sultan anaları” arasında gösterilen Nurbânu Sultan’ın cebinden ödeyerek Mimar Sinan’a yaptırdığı muhteşem bir külliyededir Üsküdar’daki Atik Valide…

Doğan Kuban külliyede neler bulunduğunu, hangi hizmetler sunulduğunu şöyle sıralar: “Cami, medrese, dârüşşifa, tabhane, aşhane, dârülhadis, dârülkurra, sıbyan mektebi, kervansaray, hamam, ve büyük bir Halveti tekkesi…”

2.5 hektardan geniş bir alana yayılır, kendi içinde iki-üç sokakla bağlanır…

Mimar Sinan’ın son büyük eseri olan ve yaptığı en hacimli külliyeler arasında gösterilen Atik Valide Camisi ve Külliyesi de nihayet nasibini almış bu hassas ve saygı dolu yaklaşımımızdan!

Arkadaşımız Ömer Erbil’in haberine göre “üstelik Vakıflar 2’nci Bölge Müdürlüğü’nün siparişi ve Koruma Kurulu’nun izniyle” külliyenin dibine, duvarlarına yapışacak şekilde “BETON!” dökülmüş, öğrenci yurdu inşa ediliyormuş.

Bravo, alkış!..

YER Mİ KALMADI?

2012’de inşaatı tamamlanan Ataşehir’deki Mimar Sinan Camisi’nin duvarına dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan kocaman bir levha yerleştirilmişti.

Erdoğan, Mimar Sinan’ı övdükten, eserlerini saydıktan, öneminden bahsettikten sonra şöyle tamamlıyordu levhaya nakşedilen sözlerini: “Usta Sinan! Sen inşa etmeseydin estetik anlayışımız nakıs kalırdı… Sen yapmasaydın nakkaşlarımız, müzehhiblerimiz, hattatlarımız, hakkaklarımız bu kadar mahir olmazdı…