(Subliminal.ist – 27 Haziran 2016)

Aramızdan ayrılışının 11. yılında Kazım Koyuncu Beşiktaş Abbasağa Parkında, 3 gün süren mükemmel bir etkinlikle kazım isyanda3anıldı. Çocuk Atölyeleri, Forumlar, Dayanışma Masaları, Belgesel Gösterimleri ve Sahne performanslarıyla dolu dolu geçen üç günün ardından eve gittiğimde; “Yarın bu organizasyonla ilgili dolu dolu bir yazı yazarım, atölyelerde özellikle çocukların nasıl eğlendiklerinden, sahne performansları esnasında kitlenin yeri geldiğinde nasıl gözyaşlarına boğulduklarından, yeri geldiğinde horonlarla nasıl coştuklarından bahsederim, sonra da organizasyonda emeği geçen dostlara teşekkür ederek yazımı tamamlarım” diye aklımdan geçirmiştim. Lakin uyandığımda telefonuma gelen mesajlara baktığımda Kazım Koyuncu’nun sahne arkadaşı, dostu, yoldaşı Metin KALAÇ Abimizin konserle ilgi hislerini yazdığı bir mesajla karşılaştım, gözlerim doldu, akan damlalara engel olamadım. Benim yazacağım hiçbir yazının bu etkinliği bu kadar güzel anlatamayacağına karar verdim ve Metin abiden yayınlamak için izin aldım;

3 güne dair…

Yaklaşık 16 17 yıl önce Zuğaşi’nin uzun ara verme kararından sonra Kazım’ın ilk solo albümü Viya’nın kayıtlarına girişmiştik. Açıkçası Zuğaşi sonrası nasıl olacak,nasıl bir yol alınacak çok da kestiremeden başlamıştık. Bir gece stüdyoya kayıda gittiğimizde Kazım gyuli ckimi’yi kaydedelim istemişti. Şarkıyı o gece çok hissetmiş ve onu çalıp söylemek istemişti. Zaten güzel söylerdi şarkıyı da o gece gerçekten başka söylemeye başladı. Ben içimden vay be tam kalpten girdi şarkıya diye düşünürken müziğin içinde bizim çalmadığımız ve kendini tekrar eden bir ses duymaya başladım. Kazım içerde gözlerini kapamış kaptırıp giderken kesmekte istemedim kayıdı. Kayıt bitince içeri geldi bay meto çok hissettim şarkıyı nasıl oldu diye sordu. Ben de çok güzel olduğunu fakat müziğin içinde bilmediğim bir ses duymaya başladığımı söyledim. Kazım da söylerken onun da duyduğunu fakat çok hoşuna gittiğinden kesmediğini söyledi. Ne acaba diye düşünürken aynı sesi tekrar duyduk,sonra tekrar sonra yine. Kayıt odasına girince nedenini anladık. Üst katı su basmış sular bir yolunu bulup tam da mikrofonun yakınında bir yere aralıklarla damlıyordu. Mikrofonun tonu,verdiğim efekten filan içerde çok başka duyuluyordu damlama sesi. Bir daha böyle zor söylenir, bu damlama sesi de çok müzikal olmuş bırakalım böyle kalsın dedik ve öyle de bıraktık. Şarkı albümde o su damlalarının sesiyle beraber yayınlandı.

Bu yıl 2 gün hava çok güzel geçip ,dün akşam,sonlara doğru hava hafif kapayıp yağmur damlaları düşmeye başladığı anda aklıma o gece geldi. Arada bir damlayıp sonra kesilip sonra tekrar başlayıp kesilip, sonra yine… Ama bu sefer nerden geliyor bu demedim. 3 gün boyunca çok biriktirdin ama tutamadın kendini değil mi, sen tutulduğumuz o yıldız yağmurlarının içinden burdayım ben diye damlarken üstümüze,herşeye rağmen çoğalıyoruz işte,o damlalar boşa değil diye Kazım’la konuşurken buldum kendimi… Geçtiğimiz yılla beraber bu yıl da artarak,öğrenerek,hüznü kalbimizde saklı coşkuyla paylaşarak, yanyana gelip elele vermemizi sağlayan herkesin emeğine sağlık. Kimbilir o damlaları biriktirip,seneye Kazım’ın yanıbaşında, selamını aldık yere koymadan getirdik deme zamanı şimdi bize gelmiştir. Üreten,paylaşan,çoğaltan elleriniz dert görmesin. Herşeye rağmen küçük,mütevazi o en anlamlı tebessüm hep bizimle olsun.

Sevgiler…

kazım isyanda2

Kazım’ı Seven, kendi Kazım’ın dostu, hemşerisi, yoldaşı, arkadaşı hisseden tüm güzel insanlara; Saygı, Sevgi ve Muhabbetle…

kazım isyanda4