(Onder Algedik / 350ankara.org, 4 Ağustos 2016)

5 Mayıs 2016 tarihinde mahkeme DOSAB Buhar ve Enerji Üretim Tesisi “ÇED olumlu ” kararını iptal etti. Ancak, DOSAB 23 Haziran 2016’da yeni bir ÇED raporu verdi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ise darbenin ertesi ilk iş günü olan 18 Temmuz’da İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunu toplayarak ÇED raporunun nihai olduğunun karar verdi. Böylece itiraz süreci başladı ve bunu da sayfasından duyurdu.

Bursalıların ve bizlerin itirazları ortada iken, mahkemenin kararı belli iken, iklim değişikliğinin geldiği nokta belli iken böylesi bir santrale göz yummamız beklenemez.

Bu kapsamda bir vatandaş olarak ÇED başvuru dosyasına itiraz etmeyi bir görev olarak kabul ediyoruz. Aşağıda yeralan başvuru dilekçesini doldurarak Bursa Valiliği İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne faks yada Bimer başvurusu yoluyla ileterek, İklim değişikliğinin hepimizin meselesi olduğunu gösterebilir, Bursa’da sağlıklı bir yaşam için mücadele edenlerle dayanışabilirsiniz.

Not: DOSAB için Bursalılar ayrıca bir dilekçe hazırlamış olup, bu çalışma daha çok bütün Türkiye’nin destek vermesi için hazırlanmıştır. Bursalıların dilekçesine ulaşmak için tıklayınız!

Bursa dışından itirazlar için dilekçe örneğini aşağıda bulabilirsiniz:

Tarih: 5 Ağustos 2016

Bursa Valiliği İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne

Konu: DOSAB Buhar ve Enerji Üretim Tesisi (374 MWt) projesi ile ilgili olarak hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu görüşü

Bursa ili Osmangazi ilçesi sınırları içerisinde Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan 50 MW elektrik, 374 MW ısıl güce sahip DOSAB Buhar ve Enerji Üretim Tesisi projesi ile ilgili ÇED olumlu kararı 23 Temmuz 2015 tarihinde verilmesi ardından Bursa 2. İdare Mahkemesi tarafından 5 Mayıs 2016 tarihinde iptal edilmesine rağmen, iptal edilen 1005 sayfalık rapora 297 sayfa eklenerek 23 Haziran 2016’da ÇED raporunun verildiği, 18 Temmuz’da yapılan toplantıda ise Nihai ÇED raporu olarak kabul edildiği görülmektedir. Böylece Bakanlığınızın İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu raporu mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde gördüğü anlaşılmaktadır.

Ancak;

ÇED raporunda uluslararası anlaşmalardan kaynaklı yükümlülükler ve mevzuata dair işlemlere dikkat edilmemiştir. Türkiye 2004 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne, 2009 yılında Kyoto Protokolü’ne taraf olmuştur. 3 Ekim 2013 tarihinde yayınlanan Çevre Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği EK-3’de rapor formatında sağlanacak bilgiler arasında “Sera gazı emisyonların belirlenmesi ve iklim değişikliğine etkileri” yer almaktadır.
ÇED raporunda, projenin iklim değişikliğine vereceği katkılar bilimsellikten uzak, Türkiye’nin yükümlülüklerini yok sayacak şekilde verilmektedir. Türkiye’nin de üyesi olduğu Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli ekonominin sıfır fosil yakıta geçmesi gerektiğini ortaya koyarken, aksi halde aşırı iklim olaylarının olağan hale geldiği ve geri dönüşü imkansız bir noktaya gelineceğini son raporunda belirtmiştir. Atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu güvenli sınır olan 350 ppm’i geçmişken ve bugün 450 ppm’den önce artışı durdurmanın gerektiği bilimsel olarak ortada iken,  raporda 2100 yılında 1350 ppm’i  zaten ulaşacağı şeklinde grafikler vermekten ÇED raporu çekinmemektedir.
İklim değişikliği göz ardı etmek için doğru değerler verilmemiştir. Saatte 17,6 kg CO2salınacağı bilgisi raporda yer almaktadır. Bu değer yılda 145,2 ton anlamına gelmektedir. Ancak Türkiye’nin Ulusal Envanter raporları ile dikkate alınarak hesaplandığında bu miktarın 560 bin ton mertebesinde olduğu görülecektir. Bu durumda ÇED’in değerleri saptırdığı ve komisyonun bunları incelemeden “nihai” kararı verdiğini ortaya koymaktadır.
Uçucu kül bölgede tarım, doğal yaşam ve insan yaşamını tehdit edecektir. Yılda 524 bin ton kömür tüketimi ve %36 uçucu kül oranı dikkate alındığında 190 bin ton, sayfa 215’de yer alan tablo dikkate alındığında 73.425 ton kül etrafa yayılacaktır. Proje sahasının yerleşim ve tarım alanlarının hemen yanında olduğu dikkate alındığında projenin tarım, doğal yaşam ve insan yaşamını dikkate almadığı ortadadır.
Mahkeme kararları ciddiye alınmamaktadır. Bursa 2. İdare Mahkemesi açık bir şekilde 500 bin tondan fazla kömür yakacak olan santralin hava kalitesini %80 iyileştireceği iddiasını doğru bulmazken, yeni ÇED’de bu değerin %96’ya çıkaran yeni bir rapor ile aşmaya çalışması, mahkemenin yönteme dair çelişkileri yok sayması konunun ciddiyetine gölge düşürmektedir.
Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tabi olduğu yasal düzenlemeler, Bursa 2. İdare Mahkemesinin 2016/445 sayılı kararında yer alan ve giderilmediği orada olan hususlar, Anayasal güvence altına alınan “temiz çevrede yaşama hakkı” çerçevesinde, iklim değişikliğinin geri dönülmez noktaya sürükleyecek termik santral projesinin, iklim değişikliği açısından telafisi mümkün olmayan zararlar oluşturacağı dikkate alınarak yukarıda verilen gerekçeler çerçevesinde reddedilmesi için gereğini bilgilerinize sunuyoruz.

Ad-Soyad

TC Kimlik No:

Adres:

Faks: 0224 2715109