(Mine Söğüt / Cumhuriyet – 12 Ağustos 2016)

Hepimiz biliyoruz. Tarihe “Kandırıldılar” diye geçmeyecekler;
Tarih onlardan “Kandırıldıklarını söyleyerek ülkeyi kandırmaya çalıştılar” diye bahsedecek.
Peşine düştükleri suçtan bizatihi suçlular.
Düşmanı tarif ederken aslında kendilerini anlatıyorlar.
Ve hepimizi, daha önce ortaklarıyla defalarca yaptıkları gibi, yine kandırıyorlar.
Sanki;
O malum suç örgütünün liderine yıllarca toz kondurmayanlar bugünün Cumhurbaşkanı dahil kendileri nicedir iktidarda değillermiş gibi;
Hatta o liderin yakasından paçasına, üzerindeki tozları elleriyle bizzat silkelememişler gibi…
Bu ülkenin cehaletini parlatmak ve aklını eksiltmek niyetiyle güçlü bir dış güdüm tarafından var edildiği, yüreklendirildiği, desteklendiği, serilip serpildiği herkes tarafından ta en başından beri bilinen bir suç örgütünü…
Pat diye;
Yakaladık diye;
Meğer bunlar neymiş, diye;
Biz kimlere inanmışız, nelere kanmışız, diye…
Diye diye diye koca bir ülkeyi aptal yerine koyanlar ve hâlâ iktidarda olanlar…
Hepimizi bal gibi, zehir gibi, sinsi gibi
düpedüz kandırmaktalar.
Malum suç örgütü, onun için elbirliğiyle yaratılan şahane boşluklarda ülkeyi babasının çiftliği gibi yıllarca yönetsin;
Bu bilgi ayyuka çıksın ama iktidarların gıkı çıkmasın;
Benim ve hatta iki ev ötedeki ilkokul mezunu Ünzile Teyze’nin bile bildiği gerçekleri ülkenin cumhurbaşkanı, bakanları, milletvekilleri, savcıları, yargıçları bilmesin, bilemesin, bileni de sevmesin…
Sonra birden rüzgâr tersine dönsün…
Dünün muhterem hoca efendisi bugünün suç örgütü lideri ilan edilsin…
Dünün başbakanı bugünün cumhurbaşkanı olsun ve sille tokat eski ortağına girişsin…
Üstelik bunu demokrasi mitingleriyle, milli beraberlik hamasetleriyle, yüzde ellilik gövde gösterileriyle, sokağa saldığı ve şehit dediği halkın ölülerinin üzerine basa basa, göğsünü gere gere yapsın…
Ve biz cumhuriyetin içini boşaltanların…
Altını oyanların…
Bayramlarını kutlatmayanların..
Ayyaş diyerek liderlerini karalayanların…
Ordusunu lağvedenlerin…
Laikliğe açıkça savaş açanların…
Dinle devlet işlerini kuzu sarması yapanların gerçekte kim olduğunu;
Sahte belgelerle insanların hayatı karartılırken kendisini davanın savcısı ilan edenlerin ve bugün birden o sahte belgeleri hazırlayanların peşine zehir hafiye gibi düşenlerin niyetinin altında ve hatta üstünde neler yattığını anlamayalım?
Hâlâ anlamayalım?
Mümkün mü?

***

Peki, neden? Neden? Neden?
Koca bir halk bu korkunç kaostan kendi iradesiyle silkinip çıkamaz?
Koca bir halk kandırılmalara bir türlü doyamaz?