(Cihan Uzunçarşılı Baysal / sendika.org – 10 Ağustos 2106)

“Rio de Janeiro’nun tarihi,  inşaat ve onu inşa edenlerin kovulmaları üzerinden şekillenmiştir. Rio de Janeiro’nun merkezini ilk köleler inşa ettiler ve ardından oradan kovuldular. Sonra Santo Antônio tepesini inşa ettiler ve oradan kovuldular. Güney Bölgesi, Centro’dan kovulan emekçiler tarafından inşa edildi. Rio’nun yoksullarının itibarlı bölgeler yakınında yaşama hakları yoktur. Onlar plajın yakınında yaşayamazlar, şelalelerin yakınında yaşayamazlar, ormanın yakınında yaşayamjhazlar. Öyle bir zaman gelir ki şu soruyu sorarsınız: ‘’ İnsanların tarihlerinin/ geçmişlerinin değeri nedir?[1]

Sandra Maria ( Vila Autódromo sakini)

rio1

Yazının başlığı bize ait değil. 5 Ağustos günü gerçekleştirilen Olimpiyat Oyunları açılış töreninin hemen öncesindeki protestolarda Rioluların gerçek ve mecazi anlamda bayrak ettikleri bu slogan, Olimpiyat Oyunları nedeniyle eskisinden daha eşitsiz, daha ayrışmış ve daha bölünmüş  bir kente dönüşen Rio’yu çok iyi tanımlamakta. Kuşkusuz, protesto edecek neden çok. Kentlilerin talep ve gereksinimleri, özellikle eğitim ve sağlık hizmetleri doğrultusunda kullanılabilecek milyarlarca doların birkaç haftalık bir gösteride heba edilişi; etkinliğin ertesinde ya atıl kalarak çürümeye terk edilecek ya da sermaye projelerine devredilecek devasa tesisler için yapılan doğa ve çevre katliamı, pahalılaşan kentte zorlaşan yaşam ve barınma, zorla tahliyeler ve mahalle (favela) yıkımları,  güvenlik adına kentsel kamusal alanların askerileştirilmeleri, polis şiddetinin özellikle genç siyah erkeklere karşı tırmanışı… Maalesef yerimiz dar, o nedenle, Rio 2016’yı başlığa sadık kalarak ilgili sorunlar bağlamında açacağız.

Dünyanın en büyük gösterisine hoşgeldiniz

Geçtiğimiz Cuma, Maracanã Stadyumu’nda gerçekleştirilen ve muhteşem bir havai fişeği gösterisiyle taçlandırılan Rio 2016’nın açılış töreninde, Brezilya’nın tarihi ve doğayla içiçe yaşamından kesitler sunularak yaşam tarzının yıllar içindeki gelişimi anlatıldı. Sadece Brezilya değil, küresel gelişmeler özellikle doğaya verilen zararlar ve iklim değişikliği de gündeme taşındı. Böylece, Brezilya’nın kültürel çeşitliliği ve tarihi allanıp pullanıp neşeli bir partiye dönüştürüldüğü gibi çevre sorunlarına da yeterince zaman ayrılarak küresel gidişata duyarsız kalınmadığı gösterilmiş oldu. Kimilerine göre Brezilyalılar, dünya üzerindeki en gösterişli partiyi yapabildiklerini ispatladılar; dahası, Zika virüsünden kitlesel protestolara tüm tartışmaları kenara koyarak senelerce hatırlanacak renkli bir şov yarattılar!

rio2

 

Tanrı Kent[2] filminin yönetmeni Fernando Meirelles’in kreatif direktörlüğünü yaptığı açılış töreninde, Afrika kökenli Brezilyalıların kitlesel köleleştirilmeleri ve yerli halkların maruz kaldıkları şiddet gibi ülke tarihinin karanlık sayfaları da Olimpik şova taşınarak Brezilya’nın sadece güzel manzaralar ya da farklı kültürler ülkesi olmadığı gösterilmek istendi. Ancak ülkedeki tezatlıkların ve çekişmelerin uzlaşmalarını sergileyen bir gayretkeşlik de açılışa hakimdi; aksi takdirde, parti, partiye benzemezdi! Örneğin, iktidarı ele geçirmek isteyen farklı grupların değişik renkte kostümler giymiş sanatçılar tarafından temsil edildiği savaş sahnesinde, ırk, sömürgecilik, emperyalizm ve sosyo-ekonomik statü gibi Brezilya tarihinden farklı mücadeleler anlatıldı. Bir barış aracısının, bu farklı grupları ortak bir dansın içine katarak birleştirmesiyle, şov iyimserlik içinde sonlandı.[3]  Stadın havasına hakim olan bu iyimserlik ve neşe hali, açılış töreni konuşmalarına da yansıyordu. Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Bach’a göre Oyunlar , “Rio’nun öncekinden daha güzel bir modern metropolise dönüşümüne katalizör” olmuştu. Rio 2016 organizasyon komitesinden Nuzman da, şehrinin bu kadar gelişmesi karşısında kendini dünyanın en gururlu insanı görüyordu.

rio3

Böyle bakınca,  “…sefaletle ihtişam(ın) kolkola samba…[4]  yaptırıldığı Rio, “Olimpiyat’ın sürrealist kenti[5] oluyordu! Sürrealizm,  “gerçek dışı anlamında değil de aksine gerçeğin insandaki iz düşümü” ise, Rio’nın sürrealist kent olarak tanımlanışında anlaşılan bu izdüşüm tersten okunmaktaydı! İstiflenmiş kutuların favelaları temsil ettiği açılış gösterilerinden birinde de benzer anlayış hakimdi. Ünlü funk sanatçısı Ludmilla’nın Mutluluk Rap’i (Rap da Felicidade) şarkısı ile başlayan şov, diğer ünlüler ve 1500 kişilik dans ekibinin neşeli “Kutular Kenti” üzerinde şovlarıyla devam etti.[6]

Aşağı yukarı 120 yıldır devlet tarafından ihmal edildikleri yetmezmiş gibi damgalanan, kriminalleştirilen, özel polis güçlerinin (UPP) baskı ve şiddetine terk edilen favela nüfuslarının çektikleri acıları ve kökleri derinlere inen ıstıraplarını mutluluk sahneleri ve beraberlik yanılsamaları içinde maskeleyen bu şovlar ikiyüzlülük değil ise neydi? Mahalleleri iyileştirme, altyapı / hizmet götürme ya da gerçek favela kültürünü koruma ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, aksine, favelaları yok eden, binlerce sakini de zorla tahliye eden ve etmeye devam eden devlet, öte yandan, estetize edilmiş favelalar ve ehlileştirilmiş favela kültürü şovuyla, sefaletle ihtişamın neşeli sambasında, Olimpiyatlarda parsayı topluyordu.

rio4

Ama gösteri işte böyle birşeydir! Gerçekdışı bir birliktelik duygusu yaratarak insanları boyunduruğu altına alırken gerçekliğin üzerini örter ve iyi olanın gösteri olduğunu dayatır. Gösteri, tüm eşitsizliklerin, haksızlıkların, sınıf çelişkilerinin üzerini kapatan, sorgulanamaz kılan göz alıcı bir maskelemedir.[7]  Neredeyse 35 yıldır yaratıcı ideallerinden ve değerlerinden soyutlanmış Olimpiyatlar ise hiç kuşkusuz neoliberalizmin ayrıştırıcı / dışlayıcı / şiddet içeren kentleşmesine albenili maske takan bir mega gösteridir. Ev sahibi kentler, Olimpiyat tesislerine yer açmak için ya da yer açılacağı bahanesiyle el konulan yoksul, emekçi mahallelerine dikilen pahalı ve gösterişli projelerle dönüştürülürler; zorla tahliyeler ve yıkımlar bu sürecin kirli /kanlı yüzüdür. City dergisi editörü Bob Catteral’ın 2004 Atina Olimpiyatları için söylediği söze kulak verirsek: “Etkinlikler ve kültür cenneti olarak sunulan kent imajı, karanlık bir yüze de sahiptir. Bu da kentteki dışlanmışlar ve ezilenlerdir.[8]

Bir taşla iki kuş: Zorla tahliye ile yoksulları görünmez et, sermayeyi kazandır

Rio 2016 açılışının en etkileyici fotolarından biri, yarısı yıkık bir tuğla binanın önünden Maracanã Stadyumu’ndaki muhteşem havai fişek gösterisini izleyen favela gençleriydi. Aynı kare, yıllar önce, İstanbul’daydı. Rio nere, İstanbul nere demeyin! Bugün, yerinde Ağaoğlu’nun My World Europe projesinin yükseldiği Olimpiyat Stadı dibindeki Ayazma mahallesinin gençleri de yıkıntılar içindeki mahallenin tek sağlam evinin çatısından Atatürk Olimpiyat Stadyumu’ndaki U2 konserini böyle izlemişlerdi.[9] Onlar da tıpkı o favela sakinleri gibi içinde yaşamayı hiç istemedikleri beton bloklara sürüldüler.

rio5

Olimpiyat etkisi! Kendisi gelse de gelmese de yıkım gelir! “Kentinizi yoksullardan temizlemek mi istiyorsunuz, Olimpiyatların ev sahibi olun[10]  ya da hırslı, işbitirici bir belediye başkanınız mı var, adaylık da yeterlidir. 2004’te göreve gelir gelmez ne demişti Küçükçekmece Belediyesi eski Başkanı Yeniay: “İlk balyoz Olimpiyat Köyü çevresindeki gecekondulara indirilecek.” Oraya indirilmeliydi çünkü Yeniay’a göre onlar, yaşam standartları Anadolu’da dahi görülemeyecek kadar düşük olanlar, yani ötekilerdi ve üstelik uluslararası alanda prestij olan Olimpiyat Stadyumu’nun yanıbaşında ve TEM otoyolundan da hemen görülebilecek bir noktada barınmaktaydılar. Lüks projesi ile Ağaoğlu Ayazma’ya oturunca, belediye başkanı da aynen Rio 2016 Komitesinden Nuzman gibi kendini dünyanın en gururlu insanı hissetmiş midir! Yoksulları görünmez etmek küresel bir gidişat ise mega etkinlikler de yönetimlere bu fırsatı sunan kullanışlı araçlardır.

Rio havalimanından çıkıp ünlü plajların bulunduğu güneye doğru yol aldığınızda, 16 favela topluluğunun oluşturduğu ve geniş bir alana yayılmış olan Mare’nin yanıbaşından geçersiniz. Kilometrelerce uzunluktaki yerleşim, devletin senelerce ihmal ettiği, uyuşturucu satıcılarının cirit attığı bir teneke kenttir. Bugünlerde aynı yerden geçecek olursanız, Mare’nin kilometrelerce uzayan bir duvar ile kapatıldığını göreceksiniz! Yetkililere göre, bu duvar, Olimpiyatlar nedeniyle artacak trafik gürültüsünü engelleyecek bir akustik bariyerdir. Mare sakinlerine göre duvar, yoksulluğun yokluğun yabancılar tarafından görülmemesi içindir; imajı parlatılan Olimpiyat kentinde yoksulların da yoksulluğun da görünür olmaları istenmez! Mahallelerinde ne kanalizasyon ne temel altyapı bulunan, midelerinde yiyecek olmayan yoksulların kulak sağlıklarını yöneticilerin dert etmesi ilginçtir! İlginçlikler burada bitmez, yoksul kuzey mahallelerinden zengin ve turistik güney bölgesine giden 11 otobüs hattı kaldırılır. Tüm bu çıplak ayaklı siyah insanların Copacabana ya da Ipanema gibi meşhur plajlara girmeleri dolaylı olarak engellenir.[11]

Mare yine de şanslıdır, utanç duvarı ile kurtarmıştır! Dünya Kupası ve Olimpiyat Oyunları, Rio’nun yoksulluğundan utanan, yoksullarından da nefret eden ve kenti markalaştırarak pazarlamaya meraklı idarecilerine senelerdir istedikleri fırsatı sunmuş, mega etkinliklerin yarattğı olağanüstü hal durumu, o zamana dek yapamadıkları yıkım ve tahliyeleri gerçekleştirme olanağını sağlamıştır. Olimpiyat bahanesiyle kent planlaması yeniden dizayn edilirken Olimpiyat etkinlikleri / tesisleri yakınlarında yabancı gözlere görünebilecek yoksulların mahalleleri yıkılıp kendileri de gözlerden ırak yerlere sürülmüştür. Büyük inşaat şirketlerinin çıkarlarına eklemlenmiş siyasi güçler koalisyonu,  kentin rantı yükselen önemli merkezlerinde ve Olimpiyat vesilesiyle ulaşım ve altyapı yatırımlarının gittiği, dolayısıyla cazibe merkezlerine dönüşen çevre bölgelerinde sosyal temizlemeyi başlatmış, orta ve üst sınıflara yönelik konut projelerini de hızlandırmıştır. Oyunlar kapsamında inşa edilmiş olan Riocentro Atletler Köyü ve Olimpiyat Parkı da yine sermaye projelerine açılacak ve etkinlikler ertesinde, yerel ve merkezi yönetimlerin 1- numara ortakları olan inşaat şirketleri tarafından lüks konut projelerine dönüştürülecekler.[12]

Böyle bir siyasetçi-girişimci ortaklığı da Barra’da, Olimpiyat etkinliklerinin çoğunun yer alacağı yeni kurulmuş bölgede yaşanır. Bir emlak reklamı broşüründe “kozmopolit uyanış” olarak tanımlanan bölgede inşaat şirketleri lüks projelerini tasarlamaya bile başlamıştır. Brezilya’nın 12. zengin kişisi olan 91 yaşındaki girişimci ise buraya yoksullar için değil, zevk sahibi elitler için asillere yönelik konutlar inşa edeceğini ve yepyeni bir Rio kuracağını müjdelemekte. Seçimlerde destek olduğu belediye başkanı ile Barra haritası önünde, bölgenin yeniden nasıl şekillendireceğini çekincesiz tartışan girişimci, muhtemeldir ki Oyunların tarihinde hiçbir kimseye nasip olmayan müthiş bir kazanca konacak ve asıl altın madalyayı eve götüren de kendi olacaktır.[13] Barra’ya epey önceden yerleşmiş olan enformal topluluklar ise kamulaştırma – tahliye ilamları ile çoktan yerlerinden edilerek ya kentin dışına yeniden iskan edildiler ya da ellerine tutuşturulan paralara eyvallah demek zorunda kaldılar. Bir kısmı ise direnmeyi seçti ancak direnişler şiddetle bastırıldı. Direnen favelalar içinde en ünlüsü Vila Autódromo idi. Öyküsünü bir sonraki yazıda anlatacağız.

Makalenin ikinci bölümü için: Rio 2016 Olimpiyat Oyunları : Dışla/nma Oyunları (2) 

[1] The Legacy of Olympic Evictions: A Multitude in the Hands of the Militias;

http://www.rioonwatch.org/?p=30919

[2]  ‘’Tanrı Kent ( Cidade de Deus) kent içindeki çirkin ve suç odağı gecekonduları sistematik bir şekilde kent dışına taşıma projesinin bir parçası olarak 1960’larda kente uzak bölgelerde Brezilya hükümeti eliyle kurulmuş gecekondu önleme yerleşkelerinden birinin, belki de en ünlüsünün adıdır. Bu suç oranı yüksek tehlikeli mahalle Rio de Janeiro kentinin dışındadır.Film adını buradan almıştır’’https://tr.wikipedia.org/wiki/Tanr%C4%B1_Kent

[3] http://www.rioonwatch.org/?p=31545

[4] age

[5] Saffet Emre Tonguç; “Olimpiyat’ın sürrealist kenti Rio de Janerio”; Hürriyet Pazar Eki; s:10-11; 7.08.2016

[6] http://olympic.ca/2016/08/06/amazing-moments-from-the-rio-2016-opening-ceremony/

[7] Guy Debord; Gösteri Toplumu; Ayrıntı Yayınları; 2006.

Bu bağlamda, 2008 Pekin Olimpiyatlar’ının değerlendirilmesi üzerine: Hyun Bang Shin “Unequal cities of spectacle and mega-events in China”; City,Vol.16/ Number 6/December 2012

[8] http://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/13604813.2012.717740

[9] Yönetmen:İmre Azem Yapımcı:Gaye Günay Ekümenopolis belgeselihttps://www.youtube.com/watch?v=maEcPKBXV0M

[10] http://ceasefiremagazine.co.uk/olympics-opportunity-cleanse-city/

[11] 2016 Olimpiyatları.Rio, dünyanın neyi görmesini istemiyor adlı belgeselden: What Rio doesn’t want the world to see. http://www.vox.com/2016/6/27/12026098/rio-olympics-2016-removals-eviction

[12] http://www.childrenwin.org/wp-content/uploads/2015/12/DossieComiteRio2015_ENG_web_ok_low.pdf  s:19-41

[13] 2016 Olimpiyatları.Rio, dünyanın neyi görmesini istemiyor adlı belgeselden: What Rio doesn’t want the world to see. http://www.vox.com/2016/6/27/12026098/rio-olympics-2016-removals-eviction