(Cihan Uzunçarşılı Baysal / sendika.org – 11 Ağustos 2016)

Makalenin birinci bölümü için: Rio 2016 Olimpiyat Oyunları : Dışla/nma Oyunları (1) 

Barış ve kardeşlik üzerinden yükseldiği varsayılan Olimpiyatlar, Rioda da yoksulların yerleşimlerine karşı savaşa dönüşerek kenti eskisinden daha eşitsiz bir hale getirmiş ve Dışlama / Dışlanma Olimpiyatları tanımını hak etmiştir. Diğer kentlerde baskı ve polis şiddeti eşliğinde yapılan sınıf temelli ayrıştırmacı uygulamalar, Rioda eşik atlayarak yoksullara ve siyahlara karşı yine sınıf temelli ancak ırkçı bir savaşa dönüşmüştür

rio6Rio 2016 Olimpiyat Oyunları: Dışla/nma Oyunları (1) – Cihan Uzunçarşılı Baysal

Rio de Janeiro Belediye Meclisi Temmuz 2015 verilerine göre, Rio’nun evsahipliğini kazandığı 2009’dan Temmuz 2015’e kadar toplam 22 bin 59 aile, 77 bin 206 kişilik bir nüfus zorla tahliye edilmiştir. Düzinelerce ailenin daha tahliyesi beklenmektedir[1].

rio7

“Minha Casa, Minha Vida” (Benim Evim Benim Hayatım) programı kapsamında mahallelerinden zorla tahliye edilen yoksul aileler (en fazla 3 asgari ücrete kadar geliri olanlar) bankalara borçlandırılarak banliyölerde kendileri için inşa edilmiş niteliksiz konutlarda yeniden iskan edilmekteler. Alt gelir gruplarına yönelik TOKİ konutlarına benzeyen bu siteler, kısa süre içinde aynen TOKİ’ler gibi sanki yıllarca kullanılmışçasına eskimiş görünümlü olmuşlardır. Nüfusların yeniden iskan edildikleri bu yerler, Olimpiyat projesi kapsamında altyapıları yenilenen/inşa edilen bölgelerde değil; buralar kentsel hizmetler ile altyapının yetersiz olduğu veya kapasite üzeri nüfusun aynı bölgede iskanı sonucu altyapıların yetersiz kaldığı/çöktüğü yerlerdir[2].

rio8

Vila Autodromo 2015


Hükümetin “anahtar takası” programının sloganı “Eski evinin anahtarını yeni evininkiyle takas et” olunca, hiç para ödemeden yeni evlerini alacaklarını sanan yeniden iskan nüfusları, bankalardan gelen taksit talepleri karşısında ne yapacaklarını şaşırmışlardır. TOKİ konutlarına yeniden iskan edilenler gibi, bu nüfuslar da uzun süreli borçlandırılarak (120 ay) borçları bitene kadar (10 yıl)  tapularını alamamaktalar. Bir diğer benzerlik de ekonomik durumları zaten çok dar olan bu yoksul nüfusların karşılarına çıkarılan taksitleri -ne kadar düşük olursa olsun- ödeyememeleridir[3]. Türkiye’de gördüğümüz haciz ve el koymalar ile borcuyla satıp daha yoksunlaştırılmış, mülksüzleştirilmiş terkler Rio’nun yeniden iskan bölgelerinin de mi kaderi olacak, yoksa hükümet sosyal adalet temelli bir çözüm mü sağlayacak, göreceğiz. TOKİ örnekleri gibi, kent merkezlerinin oldukça uzağında inşa edilmiş olan bu bölgeler ulaşım masraflarını da katlamakta, yoksul bütçelere yeni yük getirmektedir.

rio9

 

Çoğu mahalle sakini, Türkiye’ye benzer şekilde, komşuluk ilişkileri, dayanışma ağları, mekana özgü kültürü ve gündelik yaşam pratikleri ile onlarca yıl yaşadıkları mahallelerini terk etmek istememiştir; mahalleler özlemle anılmaktadır: “Ipadu’da toplum ruhu vardı. Özgürdük. Sokaklarda barbekü ve müzik vardı3 oysa yeniden iskan bölgesi Colonia Carioca’da,  demir parmaklıklar gerisinde dar alanlarda yaşamaya mahkum edilmişlerdir. Bir diğer yeniden iskan bölgesi Parque Colonia’da dile getirilen “10 yıl boyunca bu hapishaneye mahkum edildik” cümlesi, okyanuslar ötesinde, TOKİ Bezirganbahçe ya da Taşoluk ya da….TOKİ sitesinde yankılanmakta:

” Burası hapislik!”

Yerinden etme endüstrisi olarak spor

Favela nüfuslarından gasp edilerek lüks konut projelerine açılan mahallelerde dönüşüm sadece fiziki değil aynı zamanda semboliktir. Örneğin, Olimpiyat nedeniyle dönüşüm altına alınan Batı Bölgesi’ndeki Barra da Tijuca mahallesi, yeni lüks konut projesi Ilha Pura’yı çevrelerken adı artık Barra Olimpica’dır. İsim değişikliği yanı sıra tamamen dönüştürülmüş kentsel peyzaj sayesinde bölgenin toplumsal – kültürel tarihi de kolektif bellekten kazınmıştır; burasının balıkçılıkla geçinen bir favela topluluğu olduğunu artık kimse anlayamayacaktır. Sonuçta finans mekezine dönüştürülmesi planlanan bölgeye yakışan da budur[4]!

rio10

Vila Autodromo Temmuz 2015

Mega etkinlikler vesilesiyle müthiş bir ticarileşme ve soylulaşma sürecindeki Rio’da yaşamın ve barınmanın maliyetleri de aşırı artmıştır.  Ekonomik Araştırma Vakfı Enstitüsü (Fipe/Zap) verilerine göre, Temmuz 2015 itibariyle, Rio, metrekare başına ülkenin en pahalı kentidir, üstelik ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde. Bu ayda, ortalama metrekare fiyatı Rio için R$10,631.00 (Real), iken  Sao Paulo için R$8,602.00 Eyalet bölgesi için ise ortalama R$7,987.00 dir[5]. Evleri karşılığında ellerine sadece 3-5 kuruş tutuşturulanların uygun konut bulabilmeleri ise imkansızdır.

rio4

Vila Autodromo Temmuz 2015

 

Spor bir yerinden etme endüstrisine dönüşmüştür. Kentte var olan sosyo-mekansal ayrışma, Olimpiyatlar bahanesiyle yoksul mahallelerin yıkılması, nüfuslarının kent merkezinden uzaklara püskürtülmeleri ile derinleşmekte, aşağıda anlatacağımız ırkçı şiddet de eklendiğinde, Rio hızla “apartheid” kent olmaktadır.

 

Direniş ve kırılma 

“Söktükleri her duvar, kendi ellerinizle yaptığınız birşey. Devrilen her duvarda yaşamınızın bir parçası var” Naomy- (Vila Autódromo sakini)

Dünya Kupası ve ardından Olimpiyat Oyunları, Brezilya’da diktatörlüğün yıkılışından bu yana en büyük kitlesel protestolara neden oldu. Diktatörlüğe karşı mücadele eden ve daha sonra devletin yeniden yapılandırılma döneminde konut haklarını kazanan hatta Kent Hakkı’nı da Anayasa’ya koydurtan favela nüfusları, geçmişten gelen deneyimleriyle zorla tahliye ve yıkımlara karşı direndiler. İktidarın havuç ve sopası da eksik değildi. Katliama varacak boyutta polis şiddetinin (2009-2015 arasında polis 2 bin 500 kişiyi öldürmüştür) yanı sıra polis gücüyle yıktırılan ya da kısmen yıktırılıp kalanlara hiçbir hizmet götürülmeyerek nüfusları dolaylı olarak terke zorlanan favelalar… Bunlar iktidarın sopaları ise, gösteri yapmamaları koşuluyla Topraksızlar Hareketi ile Evsizler Hareketine yapılan konut ve toprak vaatleri ve ayrıca boşaltmaları şartıyla favela nüfuslarının bir kısmına sunulan maddi destek vb araçlar da iktidarın elverişli havuçlarıydı.

rio11

Fighter[6] ( Dövüşçü)  adlı belgesel, Vila Autódromo’da yaşayan 12 yaşında bir kız çocuğunun gözünden yıkımları ve direnişi anlatır. Balıkçı babası ile sonuna kadar mahallesi için direnen Naomy, babasıyla timsah avladığı özgür günlerin sonlanmasını 3 kelimeyle anlatır “Sonra ötekiler geldiler.”  Gelenler, inşaat şirketleridir. Olimpiyat Parkı’nın yanı başında, yukarıda bahsettiğimiz Barra bölgesindeki 600 nüfuslu Vila Autódromo, yıkımları ve şiddeti yaşayan mahallelerin başında gelmekte. Her türlü baskı, korkutma ve şiddet karşısında direniş kırılamayınca devreye para girmiş, konutlara değerlerinin çok üzerinde miktarlar teklif edilerek direniş bölünmüş ve mahalle ele geçirilmiştir. Zaten mahallenin burnunun dibine kadar gelen inşaatlar, bir zamanların sakin akan yaşamını çekilmez kılarken çevre ve deniz kirliliğine de sebep olmuş ve halkın tek geçim kaynağı balıkçılığı zora sokmuştur.  Herşeye rağmen yerlerini terk etmeyen 20 aileye Olimpiyat Stadı’ndan bakıldığında kimseleri utandırmayacak yepyeni konutlar inşa edilmiştir. Ancak, mahalle dümdüz edilmiş, arkadaşlar, dostları dağıtılmış ve Vila Autódromo zaten çoktan yok olmuştur.
rio12 rio13

Bütçeden de dışlanma

Olimpiyat Oyunları’nın dikkat çekici bir özelliği maliyetlerinin hiç bir zaman tutturulamaması ve öngörülen meblağı katlayarak ev sahibi ülkelerin bütçelerini tepetaklak etmeleridir. Örneğin; 1,6 milyar dolar hesaplanan Atina 2004, 10 katına çıkarak 16 milyar dolara erişmiştir ve Yunanistan’ın ekonomik krizindeki payı büyüktür. Montreal Olimpiyat Oyunları nedeniyle büyük borca giren Kanada ise borcunu ancak 20 yılda tamamlayarak Olimpiyat tarihine geçmiştir. Brezilya’nın 2014 Dünya Kupası harcamalarının 15 milyar dolar tuttuğu belirtiliyor. Rio 2016 için ise 20 milyar dolarlık bir bütçeden bahsediliyor ama önceki deneyimlere dayanarak  ihtiyatlı olmakta yarar var.

rio14

Rio 2016’nın bütçesini henüz kesinleştiremesek de, maliyetinin nelere mal olduğu, Brezilya’da 2013’den bu yana, zaman zaman büyük patlamalarla gerçekleşen protestolardan malum. 2007’de Olimpiyatlara teklif veren Brezilya, o zaman dünyanın 5. büyük ekonomisiydi. Bugün, 1930’ların Büyük Buhran’ından bu yana en berbat ekonomik krizi yaşayan bir ülke[7]. Önce Dünya Kupası, ardından Olimpiyat Oyunları’nın milyarlarca dolarlık harcamalarını sırtlamak zorunda kaldığından eğitim, sağlık, çevre ve diğer kamu harcamalarında sert kısıntılara gitmekte. Hükümetin ülkedeki onlarca okulu kapatmak istemesi öğrencilerin okulları işgal etmesiyle sonuçlandı. Ekonominin tepetaklak gidişine ve yükselen enflasyona rağmen, 2014 yılından bu yana yasal hakları olan maaş zamlarını alamayan eğitim profesyonelleri de isyan ederek 2 Mart tarihinde greve başladılar. Geçtiğimiz Haziran’da, hükümet, yaşanan mali krizin kamu güvenliği, sağlık, eğitim, ulaşım ve çevre yönetimi hizmetlerinde tam bir çöküşe yol açabileceğini ilan etti. Öğretmenler Sendikası ise bu felakete rağmen diğer kamu sektörleri çalışanlarına zam ve Olimpiyat Oyunları’na milyarlarca dolarlık yatırımlar yapıldığına dikkat çekti. Aslında hükümetin ilanı acı bir itiraftı: Devlet, oyunlar uğruna sağlık, eğitim gibi en temel görevlerini terk etmişti. Rio’nun alt gelir grupları ve yoksulları kamu bütçesinden de dışlanmışlardı!

 

Denetim, gözetim ve kentsel alanın askerileştirilmesi

Oyunlarda güvenliği sağlamak üzere denetim ve gözetim için gereken altyapı giderleri, özel güvenlik birimleri, mekânları kontrole yönelik harcamalar da Olimpiyat Oyunları’nın maliyetini artırmakta. Öte yandan, ev sahibi kentlerde sakinlerin yaşamlarını etkileyen polisiye tedbirler, özel güvenlik birimleri, denetim mekanizmaları ve baskılar mega-etkinliklerin demokrasi bağlamında sorgulanması gereken yönü. Bu baskı mekanizmaları, genel olarak, kent sakinlerinin kenti kullanım özgürlüklerini engelleyebildiği gibi kentteki alt gelir grupları, yoksullar, evsizler, mülteciler, azınlıklar ve dezavantajlı gruplara yaşamlarını dar ettirecek seviyelere de ulaşabiliyor. Rio da ise bu grup favela sakinleri ve özellikle siyah genç erkeklerdir. Bir mega etkinlikte asker tarafından işgal edilen ilk mahalle örneği de Dünya Kupası esnasında Mare olmuştur!

rio15

“Güvenlik olimpiyatları”,  aşırı ve baskıcı güvenlik önlemleri nedeniyle Londra 2012’ye  yakıştırılan bir terimdi; öyle ki Londra’da çatılara uçaksavar, açık alanlara füzeler yerleştirilecek kadar ileriye gidilmişti. Ev sahibi kent, vatandaşlarını terörden korumak için güvenlik tedbirlerinin gerekli olduğunu her ne kadar iddia etse de, önceki Olimpiyat deneyimleri, güvenlik teknolojilerinin kendi vatandaşlarına karşı kullanılabildiklerini göstermektedir. Nitekim, Atina 2004, protestoculara karşı aşırı şiddet ile anılırken, Rio 2016 protestoları da sert bir şeklide bastırılmakta. Yakınlarda kabul edilen baskıcı anti-terörizm yasasının payını burada belirtmek gerek.Rio’nun ev sahibi ülke ilan edildiği 2009 yılından 2015’e kadar 2 bin 500 kişi polis tarafından katledilmiştir.

rio16

Guardian, 2015 Ağustos’unda kentteki 3 büyük favelada yaşayan 3 gençten toplum gazeteciliği yapmalarını ve bir sene boyunca favelalarındaki yaşamı kaydetmelerini istemiş. Mare, Alemao ve Rocinha’dan bir sene sonra gelen raporlar ürkütücü. Polis helikopterleriyle uykularından uyanan ve silah sesleri arasında uykuya dalan yazarların notlarının çoğunda şiddet ve gerilim var. Guardian’a göre öldürülenlerin sayısı kimi savaş bölgelerinden daha yüksektir.

Guardian, yazının manşetini “Gördüğüm tek Olimpiyat mirası baskı ve savaş” olarak atmış[8]. Savaş ise düşman kim? Favelaları inceleyen bir kriminoloji uzmanına göre; “…bu savaştaki düşmanın profili… Çoğunlukla siyahlar, yoksullar ve alt gelir bölgelerinin sakinleri. Bu bölgelerde (polisin yaptığı) herşeye izin veriliyor çünkü sonuçta ne yapılırsa, burada yaşayan ‘kötü’den toplumu korumak içindir.[9]

Olimpiyatların aşırı güvenlik önlemleri altında katmerleşen antidemokratik gidişatın Rio’yu getirdiği nokta, çoğunlukla çöküntü bölgelerinde ve banliyölerde yaşayan ve hergün polis tarafından katledilen genç siyah erkeklere yönelik saldırgan ve ırkçı bir kamu güvenliği politikasının kenti askerileştirişidir. Sonuçta herkesi etkileyen bu korku-temelli politika, görünür ve görünmez duvarlar yaratmakta, kentin sosyo-mekansal ayrışmasını teşvik etmekte ve demokratik protestolarını gerçekleştiren sosyal hareketlerin kriminalize edilmelerine de vesile olmakta.

rio17

Son Söz 

Barış ve kardeşlik üzerinden yükseldiği varsayılan Olimpiyatlar, diğer ev sahibi kentlerde olduğu üzere Rio’da da yoksulların yerleşimlerine karşı savaşa dönüşerek kenti eskisinden daha eşitsiz, daha ayrışmış ve daha bölünmüş bir hale getirmiş ve Dışlama / Dışlanma Olimpiyatları tanımını hak etmiştir. Öte yandan, diğer kentlerde baskı ve polis şiddeti eşliğinde yapılan yıkım, zorla tahliye ve zorla iskan gibi sınıf temelli ayrıştırmacı/ bölücü uygulamalar, Rio’da eşik atlayarak yoksullara ve siyahlara karşı yine sınıf temelli ancak ırkçı bir savaşa, kelimenin tam anlamıyla savaşa dönüşmüştür.

[1] http://www.childrenwin.org/wp-content/uploads/2015/12/DossieComiteRio2015_ENG_web_ok_low.pdf  s:19-41

[2]http://www.childrenwin.org/wp-content/uploads/2015/12/DossieComiteRio2015_ENG_web_ok_low.pdf  s:19-41

[3] http://www.progressive.org/news/2016/06/188771/life-and-death-brazil’s-olympic-games

[4] http://www.rioonwatch.org/?p=30634

[5] age

[6] http://www.rioonwatch.org/?p=31067

[7] http://www.progressive.org/news/2016/06/188771/life-and-death-brazil’s-olympic-games

[8] https://www.theguardian.com/global-development/2016/aug/02/olympic-legacy-repression-war-rio-favela

[9] http://www.rioonwatch.org/?p=26556