(Arzu Akyol / Akşam, 1 Ağustos 2016. Fotoğraflar: Faytona Binme Atlar Ölüyor Girişimi Facebook sayfası)

Son günlerde sosyal medyada #faytonabinmeatlarölüyor hashtag’iyle bir kampanya devam ediyor. Kampanyanın amacı özellikle Büyükada’da faytona koşulan atların yaşadığı drama dikkat çekmek. ‘Fayton’ belgeselinin yönetmeni Melih Kosif’in “Konuyu bir cümleyle özetlemem gerekse, Büyükada atlar için bir ‘Auschwitz’  derdim” cümlesi oldukça çarpıcı. Abdullah Onay ve Elif Narin gibi hayvan hakları aktivistlerine göre, Adalar’da turist sayısının artmasıyla birlikte faytona koşulan atların yaşamı tam bir eziyete dönüştü. Mini tren ya da elektrikli fayton kullanmak sorunu çözer. Ayrıca atlar için de bir rehabilitasyon merkezi açılmalı…

‘Faytona Binme, Atlar Ölüyor’  Platformu Sözcüsü Elif Narin:
EZİYET VE SÖMÜRÜ ARTIYOR
Uzun yıllardır hayvan hakları için mücadele ediyorum. Yaklaşık 10 yıl önce, Büyükada’daki hayvan bakımevine gittiğim dönemlerden başlayarak fayton atlarına çektirilen eziyeti görüyordum. O dönemlerde Adalar’a gelen turist ve ziyaretçi sayısı bu kadar çok değildi. Son yıllarda bu sayıda çok fazla artış var. Gezi programlarına, fayton gezisini de dâhil eden turizm firmaları yüzünden atların çektikleri eziyet ve sömürü gün geçtikçe artıyor. Adalar’da toplamda bin 200 kadar at ve 275 fayton var. Her yıl 400’den fazla atın, fayton kazaları, çeşitli hastalıklar, kışın bakımı külfet geldiğinden ormana terk edilme gibi sebeplerle yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Atlar ortalama 25 yıl yaşayabiliyorken, fayton atları ağır koşullar nedeniyle 2 yıl yaşayabiliyorlar. Tabii bu koşullarda buna ‘yaşamak’ denilebilirse.

12049114_785983544880253_7062725007075661110_n

Kamuoyu duyarlı olsun
‘Faytona binme, atlar ölüyor’ eyleminin amacı; faytonların, atları ağır bir sömürü sisteminde öğüttüğünü, yok edilenlerin yerine köle pazarında olduğu gibi yenilerinin getirildiğini ve faytonlara binen herkesin bu sömürüye katkı sunduğunu kamuoyuna anlatmak. Büyükada’da denize atılmış, bedeni bir süre sonra suyun üstüne çıkan atın görüntüsü, ormanın içinde bakımsızlık ve açlıktan bir deri bir kemik kalmış atların görüntüleri, yavrusunun yanında can çekişirken  çırpınmaktan derileri parçalanıp kanlar içinde ölen anne atın görüntüleri sosyal medya aracılığıyla binlerce insana ulaştı. Buradaki atların ağır sömürü koşulları altında, acılar içinde yaşamını yitirdiğini görüyoruz. Ada turizminin canlanması için faytonların araç olarak kullanılması, atların yaşamından daha önemli görülüyor maalesef.

REHABİLİTASYON MERKEZİ AÇILMALI
Faytonlar kaldırıldıktan sonra, sömürüden kurtulmuş atlar için rehabilitasyon merkezi ve barınak yapılarak yaşamlarının sonuna kadar burada kalmaları sağlanabilir. Yurt dışında örnekleri var. Özellikle Büyükada’da faytonlar, bisikletler,  kamuya ait motorlu araçlar ve akülü araçların yarattığı bir kaos var. Bir an önce bu trafik kargaşasının, yaşamsal bir tehlikeye sebebiyet vermeden çözümlenmesi, atlı faytonların tamamıyla kaldırılarak çevreye ve doğaya dost ulaşım sistemlerinin bir an evvel hayata geçirilmesi gerekiyor.

‘Fayton’ Belgeselinin Yönetmeni Melih Kosif:
FAYTONA BİNECEKSİNİZ DİYE YILDA 500 AT ÖLÜYOR
Bahçeşehir Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü mezunuyum. Bir yandan sektör içerisinde çalışıp diğer yandan istediğim konularla ilgili belgeseller çekiyorum. İlk gösterimi bir hafta önce yapılan ‘The Cart (Fayton)’ belgeseli de bunlardan biri. Fayton, Adalar’da ilk eyleme katıldığım günden itibaren aklımda olan bir belgeseldi. Belgesele konu olan atlar hayatlarının büyük bir bölümünde fayton çekiyor, adanın o tümsek yollarını her gün koşuyorlar ve ölüyorlar. Sırf insanlar faytonla nostaljik duygular yaşayabilsin diye her yıl aşağı yukarı 500 at ölüyor. Kışın ormana terk edildiği için ölen atlar da var. Ada’da faytona koşulmuş bir at için hayatı bir cümleyle özetlemem gerekse, Büyükada atlar için bir ‘Auschwitz’  derdim. Belgesele başladığımda, aslında birçok yerde karşılaştığım hayvan sömürüsünün farklı bir versiyonunu gördüm. Bacakları, gövdeleri yaralarla dolu olduğu halde faytona koşulmuş, yanında tayıyla beraber ağaçların ortasında bir deri bir kemik kalmış hayvanlarla karşılaştım.

ada

DEĞERLERİ ARABA LASTİĞİ KADAR
Faytoncuların bu durumu ne kadar kanıksadığı, atların onlar için araba lastiklerinden öteye gitmeyeceğini çok iyi tecrübe ettim. Her sene faytonlar yüzünden Büyükada’da 6-7 kişinin hayatını kaybettiğini bilen ve bunu açıkça söyleyebilen faytoncularla karşılaştım. Gerçekten hayatının büyük bölümünü Büyükada’da geçirmiş insanlar bile şu an durumdan rahatsız. Faytonculuk Adalar’da yıllardır var evet ama bugün artan turist sayısı nedeniyle Büyükada’ya entegre edilmiş farklı bir faytonculuk var. Hafta sonlarında hınca hınç turist kaynayan bir Ada’dan, yollarda terör estirircesine, diğer taşıtları, diğer insanları umursamadan koşturulan faytonlardan birçok Ada sakinin rahatsız olduğunu biliyorum. Bu sorunun çözümü için ilk adım faytonların ortadan kalkması. Daha sonra elektrikli faytonlar devreye sokularak, Büyükada’nın fayton problemi, gayet çevreci ve ekonomik bir ulaşım aracıyla çözülebilir. Faytonlardan kurtarılan atlar
için bir rehabilitasyon merkezi kurmak da bu çözümlemenin diğer adımı olabilir.

Heybeliada Sakinlerinden Hayvan Hakları Aktivisti Abdullah Onay:
Yaz sıcağında ölümüne çalışma
Hayvanların sömürüsüne dayalı, hayvanlara eziyet, şiddet içeren her şey onların haklarının ihlalidir. Faytonlar için de geçerli bu. 200 küsur fayton, bin küsur at. Yaz sıcağında ölümüne çalışıyorlar Büyükada’da. Faytonları savunanlar, “Senede 200 at ölüyor” dediler. Belediyenin verdiği rakamsa 400. 200 desek bile, 3 günde bir, 2 at ölüyor demektir. Çoğu da nedense yazın ölüyor. Bu haklara aykırı değil de nedir? Dilleri yok ki konuşup anlatsınlar. Anlatıyorlar aslında gözlerine bakarsanız. Büyükada’ya gidin yollarda hallerine, gözlerine bakın. Ayrıca fayton Adalar’ın tarihiyle özdeşleşmiş falan değildir. Adaların yerleşim tarihi neredeyse bin yıl öncesine uzanıyor, faytonun geçmişi 150 yıl bile değil.

BATI’DA FOLKLORİK BİR ÖĞE
Dünyadaki fayton uygulamalarını bilmiyorum ama böyle bir referansa gerek var mı? Başka yerlerde eziyet varsa bizim de yapmamız gerekmiyor. Batı’da gördüğüm yerlerde turistik-folklorik bir öge olarak var. Roma’da, Viyana’da, Prag’da düz ve kısa mesafede turistik gezi yaptırırlar,. Atlar da bakımlıdır. Bu sorun niye son yıllarda su yüzüne çıktı? Elbette ki turizm patlaması talebi arttırdı. Talep artınca mevcut fayton sayısı bunu karşılayamaz oldu.

fg

ÇÖZÜM ÖNERİM MİNİ TREN
Yeni çıkan akülü araçlar Adaları doldurdu, yüzlerce var ve her geçen gün artıyor. “Faytonumuzu vermeyiz” deyip bunu bahane edenler bile kullanıyordur Allah bilir. Haliyle büyük bir kargaşa çıktı ortaya. Akülüler, bisikletler, faytonlar… Yollarda yürünmez hale geldi. Ben mini tren öneriyorum. Avrupa’da koruma altındaki şehirlerde bile kullanılıyor. Her yere girebiliyorlar. Adalılar için ulaşımda da kullanılabilir. Tabii bunun işletmesi faytonculara verilmeli ki, ekonomik kayıpları
olmasın. Toplu taşıma her zaman iyi bir seçenektir.

NİYET İYİYSE ÇARE ÇOK
Heybeliada’da da kısa bir zaman önce taşımacılık at arabalarıyla yapılıyordu. Kooperatif kuruldu, onların aracıyla yapılıyor. Atlar bu çileden kurtuldu, kıyamet de kopmadı. Kınalıada’da fayton yok mesela, Ada vasfını yitirmiyor bundan ötürü. Çok az sayıda fayton, bakımlı atlarla kısa mesafe gezinti için kullanılabilir belki. Kentli çocuklar için ata binecekleri, sevecekleri, dokunabilecekleri yerler açılabilir. Şimdilerde engelli çocukların eğiminde kullanılıyor mesela böyle yerler. At binme kursu yapılabilir. Velhasıl atların derdine deva olmaya niyet edince çok yol bulunur.