(Bülent Falakaoğlu / Evrensel – 30 Ağustos 2016)

‘Dev’ projeler; Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, Osmangazi Köprüsü bir bir hayata geçiriliyor.

İstanbul’a 3. havalimanı gibi bitmesi beklenenler var.

Kanal İstanbul, Çanakkale Boğazı’na köprü gibi yapılması planlananlar var.

Yazının dünkü bölümünde de belirtmiştik. Büyük tarihi göndermelerle, büyüklüğüyle övünülen projelere ilişkin çok farklı yaklaşımlar var.

Kimilerine göre bu projeler büyük bir kalkınma hamlesi. Kimilerine göre ise ekonomik ve çevresel etkileri dikkate alındığında, felaket bir rant projesi.

‘Acaba hangisi’ sorusunun yanıtını, her iki tarafın tezlerine de yer vererek, derinleştirici sorularla aramaya devam ediyoruz.

Dün şu sorular gündeme getirip tartışmıştık: Çevreye ilişkin itirazlar neler ve bu itirazlar yerinde mi? İddia edildiği gibi bu projeler hayata geçirilirken devletten 5 kuruş çıkmıyor mu?

Kazandırdıkları zararından çok mu? Projelerin, “Yap-İşlet-Devret” modeliyle hayata geçirilmesi isabetli midir?

Bugün bu 4 sorunun üzerine yenilerini ekleyerek devam ediyoruz.

SORU 5: ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ DİĞERLERİNDEN FARKLI MI?
İstanbul’un ilk iki köprüsü şu eleştirilere maruz kalmıştı: Köprüler trafiği rahatlatmayacak. Her geçen gün araç sayısı artacak. Köprünün bağlantı yolları yapılaşmaya açılacak. Boğaz’a bakan yeşil alanlar talan edilecek. Köprüler soruna çare olmayacak rant yaratacak. En kısa sürede üçüncüsüne ihtiyaç duyulacak.

Yapılan eleştirilerin tümü haklı çıktı.

Şimdi 3. köprüye getirilen eleştiriler karşısında ise şu tez öne sürülüyor: Yeni köprü, İstanbul’un birinci (15 Temmuz Şehitler Köprüsü) ile ikinci köprülerinden (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü) farklı bir köprüdür.

Farkı da şöyle tarif ediliyor: Birinci ve ikinci köprüler, yolcu ve yük trafiği için inşa edildi.

Bu köprü ağır vasıta trafiğini taşıyacak. Böylece hem Asya-Avrupa arasındaki kara yolu yük trafiğinin akışını kolaylaştıracak. Hem de ağır vasıta trafiğini İstanbul’un yerleşim bölgelerinin dışına çıkaracak.

Hızla cevap verelim.

Bir: 3. köprü ve çevre yolları yeri itibarıyla İstanbul’daki trafik yoğunluğunun yüzde 10’unu bile üstlenmeyecek. Yüz binlerce ağacın kesilmesine yol açan bu projenin şehrin temel sorununa çare olacak potansiyeli yok.

İki. 3. hava limanı, Kanal İstanbul gibi projelerle o bölgede yerleşim yeri haline gelecek.

Resmi ÇED raporunda zaten, içinde iş merkezi, kongre-kültür merkezleri, spor kompleksleri olan bir ‘havalimanı şehir kompleksi’nin kurulacağı yer alıyor…

Bu demektir ki… İkinci köprüde yaşadığımız ve çok şikayetçi olduğumuz ağır vasıta ile yolcu trafiği buluşması burada da gerçekleşecek.

Üç: “Uluslararası ticaret açısından ağır vasıta trafiği gereklidir ve Türkiye ekonomisi için önemlidir” tezine gelince… Çin de kendini binlerce kilometre ile başka bölgelere bağlayacak raylı sistem, deniz yolu ve kara yolu projelerini hayata geçiriyor. Her biri son derece kompleks. Diğer eleştirileri bir yana bırakıp buradan baksak bile, Türkiye’de bütünlüklü bir plandan bahsetmek mümkün değil!

SORU 6: BU PROJELERDE ZARAR SÖZ KONUSU MU 
Bu projelerde tartışılması gereken şeylerden biri de maliyet.

3. havalimanındaki durum her şeyi özetliyor aslında .

Bu yeni havalimanı için yıllık 110 milyon yolcu öngörülmüş. İhale ona göre yapılmış. Hükümet öyle garantiler vermiş ki…

Yaptığın havalimanı 25 yıl boyunca senin.

25 yıllık işletme süresince yolcu başına sana 20 avro garanti! (Çok yüksek).

İlk 12 yıl boyunca toplamda 6.3 milyar avroyu cebinde bil. Bu miktardan çok gelir olursa senin. Helali hoş olsun. Yok, az olursa farkı ben sana devlet kasasından vereceğim.

Bilet fiyatlarına, uçakların konaklama hizmetlerine, havalimanı ve terminallerdeki her türlü hizmetlere vs… Yüklen bunlara!

Olmadı, hedef tutmadı mı? Tasalanma! Ben sana halktan topladığım vergilerden ödeme yapacağım.

Ha bir de… Atatürk Havalimanını kapatacağım, 25 yıl da yeni havaalanı yapmayacağım, yaptırmayacağım.

Hükümet bunca garanti vermiş ama dünyada 90 milyon yolcunun üzerine çıkan havalimanı yok ki. Bir havalimanına inebilecek uçak sayısı belli. Günlük 1300 adet uçağın üzerine çıkmak zor.

Ortalama 150 yolcu kapasitesiyle günlük 2 bin uçak indirebilirseniz, yeni havalimanında yıllık 110 milyon yolcu kapasitesine ulaşırsınız.

Ki bu hayali bir rakamdır. Çünkü bu sayıya ulaşmanız için günün 24 saati, her 40 saniyede bir uçağın ineceği havalimanınız olması gerekir o da henüz icat edilemedi.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) raporunun büyüme senaryosuna göre, bu havalimanının kâr etmesi olanaksız.

Sorulara yarın devam edeceğiz.

SORU 7: KISKANILASI PROJELER Mİ?
Hiç eksik olmayan tartışmalardan biri de kıskançlık!

3. köprü için yayımlanan reklam filminde dahi kıskançlık vurgusu vardı.

Köprünün, “dünyadaki en geniş ve en uzun asma köprü” olduğu vurgusunun yer aldığı reklamın bir bölümünde, lüks bir otomobilde köprüden geçen takım elbiseli iki ‘Batılı’ iş adamı beliriyor.

Batı’yı temsil eden bu kişilerden biri, köprüye baktıktan sonra yanındakine dönerek şöyle diyor: “Tam bir mühendislik harikası. Dünyada böylesini görmedim. Bakalım Türkler daha neler yapacaklar”

Siyasilerin propagandası aynen reklama aktarılmış.

Daha önce, “Batı bizi niye kıskanıyor? İşte bu barajlardan ötürü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden ötürü, boğazın altından geçen Marmaray tünelinden, metrosundan ötürü kıskanıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tezini 3. köprü açılışında da tekrarladı.

Oysa  bu projeleri Batılıların hazmedememesi için hiçbir sebep yok. Aksine bu projelere destek vermeleri için neden çok!

Dışarıdan borç alınarak yapılacak projeler, Türkiye’yi borç açısından daha bağımlı hale getirecek! Bu birilerini rahatsız edecek değil memnun edecek bir durum!

Örneğin 3. havalimanı ekonomik hesapsızlıkların yanı sıra bir dizi sorunlarla dolu. Uçuş güvenliği açısından da riskli.

Mühendisler uyarıyor: Pistler, dünyanın en sisli yerlerinden Karadeniz kıyılarına komşu. Lodos ve poyrazı yandan alan pistlere, yağmurlu ve fırtınalı havalarda iniş-kalkış da kazalara gebe. Yapıldığı zeminin kendine özgü gevşek yapısı nedeniyle meydana gelecek oturmaların yanı sıra, devasa bir dolgunun stabil hale gelmesi olanaksız vs.

Şimdi soralım.

* Borçla yapıldığı için ekonomik açıdan dışa bağımlılığı artıran (Döviz değerlendikçe borç TL cinsinden artıyor)…

* Hem mühendislik hem de ekonomik açıdan yanlış bir devlet yatırımı olduğu ortada olan…

* Çevreyi tahrip eden…

Böylesi bir proje düşman tarafından kıskanılır mı teşvik mi edilir!

Karar sizin.