Okuma süresi: 3 dakika

(Kos Medya / 11 Eylül 2016 )

Hidroelektrik santralleri, madenler, ormanların canına okuyan projeler ve şah iken şahbaz, 75 iken 80 olan ve birçok canlının kaderini üç-beş insanın dudaklarının arasına bırakan torba yasa… Kısacası memleketin ‘doğa’sına dair dert çok… Ancak karamsarlığa düşmeye de gerek yok. Zira istendiğinde, mücadele edildiğinde ve gereklilikleri yerine getirildiğinde “Oluyormuş” dedirten, daha fazla canlının korunmasına ilham olacak çalışmalar da var. Örneğin alageyik, caretta caretta, kelaynaklar, akdenizfokları…

Yücel Sönmez’in Hürriyet Kelebek’te yer alan haberine göre gen merkezi Toroslar olan, Anadolu’nun  gelmiş geçmiş en eski sakinlerinden, izlemesi ekranlardan politikacı izlemekten kesinlikle daha keyif verici olan Alageyiği ,Romalılar ve Rodos şövalyeleri 15’inci yüzyıldan itibaren Avrupa’ya götürmeye başlamış. Alageyikler önce park ve çiftliklerde çoğaltılmış, ardından da hızla Avrupa’ya yayılmış. Günümüzde Almanya’da 87 bin, İngiltere’de 62 bin, Macaristan’da 18 bin olmak üzere Avrupa’daki toplam nüfusu 250 bin civarında. Bu kadar da değil. Alageyiğimizden Kanada’da 28 bin 350, Yeni Zelanda’da da 35 bin civarında mevcut. Tür bu sayılar nedeniyle yok olma tehlikesi altında olanların ‘Kırmızı Liste’sinde yer almıyor. Aksine sayısı bu ülkelerde giderek artıyor.

 BİZDE BİTMEK ÜZEREYDİ

k2

Hal böyle iken bizde, yani anayurdunda ise Antalya Düzlerçamı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda 300, daha sonradan yerleştirildiği Büyük Menderes Deltası Dilek Yarımadası Milli Parkı’nda ise 80 civarında (Son 5 yılda 4 kat arttı nüfus) olmak üzere 400’e yakın alageyik yaşıyor. Kısa bir süre öncesine kadar bu canlının dünyada yaşayıp da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu tek yer Türkiye’ydi. Yaşadıkları ormanların tarım arazisine dönüştürülmesi ve aşırı avlanma gibi nedenler dünya güzeli bu canlıyı kendi öz yurdunda yok olma aşamasına getirdi. Türün kaderi 1966 yılında doğal olarak yaşadığı Antalya Düzlerçamı’nda 1750 hektarlık alanın ‘Alageyik Koruma Alanı’ edilmesiyle değişti. Şimdi o bölgede çoğalan alageyikler tıpkı Dilek Yarımadası’nda olduğu gibi daha önce yaşadığı alanlara yerleştirilerek buralarda koruma altına alınıyor. Devlet, üniversite ve yerel halkın birlikte çalışmasıyla korunan alageyiklerin sayısı “Tamam bu kadar çoğaldığı yetti, biz şimdi bunları yeniden yok edelim” denmediği sürece korunduğu ve yerleştirildiği alanlarda artmaya devam edecek.

CARETTA CARETTA ’DA RİSK AZALIYOR

k3

June Haimoff… İngiltere’de doğmuş.Opera şarkıcısı olmak için müzik, dans ve bale eğitimi alıp dünya jet sosyetesinin içinde yer alır. İztuzu Plajı’nda tekne ve barakasında yaşarken geceleri caretta caretta’larla karşılaşır. Onları izler ve hakkında bilgi edinir. Buraya otel yapılmak istendiğinde de ilk o atlar karşılarına. Bir kampanya başlatarak bütün dünyaya duyurur kaplumbağaların neslinin tehlikede olduğunu ve oteli durdurur. Haimoff, Ankara’da dönemin başbakanı Turgut Özal ile görüşerek onların ürediği alanın Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesini sağlar. Caretta caretta’lar o tarihten bu yana ODTÜ Sualtı Topluluğu, WWF Türkiye, üniversiteler, yerel sivil toplum örgütleri ve halkın katılımıyla uzun yıllardır korunuyor. Sonuç: 1996 yılında IUCN Kırmızı Listesi’nde ‘Tehlikede (EN)’ statüsünde yer alan caretta caretta’ların yeni statüsü, nüfus açısından tehlikenin biraz daha azaldığını gösteren ‘Duyarlı (VU)’ oldu. Akdeniz Havzası ölçeğinde ise caretta caretta’ların yeni statüsü, ‘LC-Düşük Riskli’ ilan edildi.

KELAYNAKLAR 20 YILDA 25’TEN 217’YE

k4

Onlar bir zamanlar uçtular mı gökyüzü kapanırmış. Sonra 1950’li yıllarda tarımda kullanılan DDT gibi zehirli ilaçlar yüzünden hızla azalmışlar. Göçe giden gelmez olmuş. 1973 yılında sayılarının 26 çifte inmesiyle koruma altına alınmış. Daha sonra Doğa Derneği gibi sivil toplum örgütleri ve yerel halkın katılımıyla her öğündeki kalori hesabına göre mönü oluşturulmasından, uydu vericisi takılıp göçe gönderilmesine kadar birçok çalışmayla korunmuş kollanmış. Bu yıl 38 yavruyla sayıları 217 oldu. Nüfuslarındaki yükselme titiz koruma çalışmaları sayesinde son yıllarda artarak devam ediyor.

AKDENİZFOKU NEFES ALDI

k5

Gezegenin ilk fok koruyan sivil toplum örgütü olan Akdenizfoku Araştırma Grubu’nun (SAD-AFAG) verilerine göre akdenizfokları toplamda 600 bireylik nüfusuyla dünyanın en nadir canlıları arasında. Bunların 100 kadarı Türkiye kıyılarında yaşıyor. AFAG’ın çalışmalarıyla geçen günlerde mağaralarının bulunduğu alanlara insanların girmesi yasaklandı. Tek güzel haber bu da değil. Yine bu yıl AFAG’ın ve yerel halkın ortak çalışmalarıyla akdenizfoku için hayati önem taşıyan 16 kıyı şeridinden 13’ünde yatırımlar iptal edilerek koruma altına alındı.