(Çiğdem Toker / Cumhuriyet – 17 Eylül 2016)

Pazartesi günü sadece okullar açılmıyor. O gün, -millete küfreden- Mehmet Cengiz’in sahibi olduğu Cengiz Holding’in işletmek istediği Cerattepe’deki altın madenciliğine karşı açılan davanın karar duruşması da yapılacak.
Rize İdare Mahkemesi’nde, 19 Eylül’de görülecek duruşma, bir duruşmadan çok fazlası. Türkiye’nin en geniş katılımlı çevre davası olma özelliğini taşıyan dosyanın duruşması, çeyrek yüzyılı aşkın süren bir mücadelenin dönemeci olacak.
Keşif yapmaya giden bilirkişi heyetini 1.5 km uzunluğunda insan zincirinin karşıladığı, madene itiraz eden bölge halkına soruşturmaların açıldığı bir projeden söz ediyoruz.

Neoliberal dönüşüm
Cerattepe’de, nispeten daha güncel ve kapsamlı örneğini izlediğimiz Karadeniz halkının kendine özgü “itiraz kültürü”, çok önemli bir boşluğu dolduran bir kitapta, derinlemesine ele alınıyor. “Değişen Karadeniz’i Anlamak” (2016, Phoenix Yayınevi) kitabını siyaset bilimci akademisyenler Dr. Deniz Yıldırım ve Dr. Evren Haspolathazırlamış.
AKP’nin en yüksek oy oranına ulaştığı Karadeniz’i, iktidar partisinin “sert çekirdeği”olarak niteleyen Deniz Yıldırım’ın şu tespiti kayda geçmeli:
“Bu bölgeyi, bu bölgedeki sosyal, siyasal ve ideolojik dönüşümleri ve bu çerçevedede artan oranlı AKP desteğini anlamadan, AKP’yi ulusal düzeyde anlamak, pek de mümkün değildir.”
Üç ana bölüm altında, toplam 21 makaleden oluşan derlemede, Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan değişim ve dönüşümün, siyasal, ekonomik, sosyal ve toplumsal mücadele boyutları ele alınıyor. Veriler ve mülakatlar ile zenginleştirilmiş saha çalışmaları içeren makalelerin, her biri alanında uzman bilim insanlarının emek yoğun çabalarıyla kaleme alınmış.

İtiraz kültürü
Siyasi dinamikleri inceleyen ilk bölümde hegemonya üretme modellerine “içeriden”bir bakışı, diğer yandan Karadeniz’in Türkiye siyasetinde kazandığı ağırlığı AKP’deki Karadeniz olgusuyla tartışmayı içeriyor. Bölgenin, çay, fındık, balıkçılık gibi temel geçim kaynaklarında yaşanan neoliberal dönüşümün, nasıl işsizlik, mülksüzleşme, topraksızlaşma ve göçe dönüştüğü aktarılıyor.
Kitabın kıymetli bir önermesi var.
Karadeniz merkezli toplumsal mücadele deneyimlerini anlatan son bölümle ilgili olarak Yıldırım, Karadeniz’in sustuğu yorumlarının doğru olmadığını; dinsellikle harmanlanmış milliyetçilik ideolojisi ekseninde yoksul emekçi halk kitlelerinin denetlenmesi anlatılırken denklemin yanlış kurulduğunu söylüyor:
“Karadeniz’in itirazsızlığı nedeniyle değil, tam tersine, bu siyasal dönüşümler, ideolojik tahakkümler geçmişten bu yana itiraz pratikleri ürettiği için yaşandı. Siyasal davranışları yüzünden itirazsız değil, geçmiş itirazları nedeniyle siyasal ve ideolojik açıdan çok daha fazla denetleniyor.”
Gerçekten de “itiraz kültürü”nün durakları olarak anılan Alpagut, Yeni Çeltek, büyük madenci yürüyüşü, Fatsa, Hopa, Sinop, Gerze, Murgul, Fındıklı, Terme tek tek hatırlandığında (kitaptaki makaleler bunu sağlıyor) Cerattepe direnişi, 26 yıl sonra daha da berraklaşıyor.
Yazarların belirttiği gibi, sayılan bütün bu “itiraz kültürü” durakları, demokratik, haklı ve meşru bir çizgide “yaptırmama” iradesinin ne demek olduğunu, yaşam alanlarına dönük saldırılara karşı duruşun anlamını hepimize gösteriyor.