(Melis Alphan – Hürriyet / 26 Eylül 2016)

CERATTEPE…

Halkın doğasını talana karşı savunduğu 25 yıllık bir direniş… 61 avukat ve 760 müdahİlle açılan Türkiye’nin en büyük çevre davası… Bu cenneti korumak için verilen uzun soluklu mücadelede, gelin bandı bir ay öncesine saralım…

Trabzon Valisi, ağustos sonunda katıldığı bir panelde Cerattepe tartışması açılınca “Tüm engellerin kafasını koparacağız” dedi.

Geçtiğimiz hafta ‘ÇED olumlu’ raporunun yürütmesinin durdurulmasına dair karar çıkması beklenen duruşmadan bir gün önce Artvin valiliği de il genelinde miting, yürüyüş ve oturma eylemi gibi etkinlikleri bir ay boyunca yasakladı.

Sanki çıkacak karar belliydi de önlemler alınmıştı bile… Halk yasağı böyle okudu. Duruşma kuşkuyu pekiştirdi. Ortada bilimsellikten uzak, eksik bir heyetle oluşturulmuş bilirkişi raporu vardı ama mahkeme, davacıların itirazlarına rağmen heyetten ek bir rapor istemedi.

Artvin milletvekili Uğur Bayraktutan hâkime “Duruşma bitmeden, vereceğiniz kararı idareye bildirdiğinize dair duyumlarımız var” dedi. Ardından söz alan avukat Bedrettin Kalın ise “sizden önce bu davaya bakan 3 hâkim ‘bizi Cerattepe davası yüzünden görevden aldılar’ diyor. Siz bu dosyaya görevlendirilerek geldiniz. Kuşku uyandırıyorsunuz” dedi.

Bunlar bir hâkime söylenebilecek çok ağır sözler. Ama hâkim sustu. Başka biri “bize ‘Bağımsız yargıya güvenin. Burada adil yargılama yapılıyor’ deyin. Bizi rahatlatın” dedi. Hâkim yine sustu.

En sonunda davacılara, dilerlerse reddi hâkim talebinde bulunabileceklerini söyledi. Ve reddi hâkim talebinde bulunuldu.

Cerattepe’de 4400 hektarlık bir ruhsat alanı olmasına rağmen, ÇED raporu bunun sadece 22 hektarı için hazırlandı. Avukat Mehmet Horuş diyor ki: “Sahaya girmek için kullanılan bir Truva atı gibi. ‘Sahaya girelim, arkası gelir. Parça parça ÇED yaparak işimizi yürütürüz’ mantığıyla hukuka karşı bir hile var.”

Bilirkişi heyeti de çok eksik. Davacıların ısrarla talep etmelerine rağmen heyette biyolog yok. Maden, çevre, harita mühendisi gibi, aslen üretime dönük uzmanlığı olan, oradaki doğal yapıya ilişkin yorum yapacak disiplinden kimse yok. Sadece “Burada zaten böcek zararlıları var. Ormanlar zaten zarar görmeye başlamış” diyen bir orman mühendisi var. Öyle ki, bu mühendisin doktora hocası Prof. Dr. Doğan Kantarcı, duruşma sonrasında “Böyle öğrencilerim olduğu için ben utanıyorum. Kitaplarımdan intihal yapıp raporda çarpıtarak kullanmışlar” dedi.

Bilirkişi raporu epeyce ÇED raporundan ‘kopyalanıp yapıştırılmış’. Bir nevi, ÇED raporunun ambalajı değiştirilip bilirkişi raporu diye sunulmuş. Bilirkişi heyetinde bir şehir plancısı da yok. Plan kararları bütün bir kenti, oranın tarımını, nüfus hareketlerini, geçim kaynaklarını etkileyecek bir madenle ilgili analiz yaparken şehir plancısına nasıl sorulmaz, akıl almıyor. Maden mühendisi mi verecek bu soruların cevabını?

Gelelim ÇED’e…

Cerattepe için hazırlanan ÇED olumlu kararı Rize İdare Mahkemesi’nce İptal edilince, ÇED prosedürüne bağlı kalmadan eski Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 2009/7 genelgesi kullanılarak yeni bir ÇED raporu hazırlandı. Anayasa hukukçusu Prof. İbrahim Kaboğlu buradaki hukuksuzluğu da şöyle anlatıyor: “Genelge idarenin düzenleyici işlemidir. Bir genelge mahkeme kararının sonucunu etkili kılmak amacıyla yürürlüğe koyulamaz. Bir an için geçerli olabileceğini varsaysak bile, bu genelge Cerattepe’ye uygulanamaz. Çünkü Cerattepe’de henüz İnşaat başlamadı. Genelgenin uygulanmaya çalışılması Çevre Kanunu madde 10’un ihlali. Madde 10 ÇED’in yönetmelikle düzenleneceğini öngörür. Genelge normlar hiyerarşisinde yer almaz. Birinci ÇED’le ilgili karar Danıştay’da İken, Danıştay’ın kararı beklenmeden ikinci bir ÇED süreci işletilemez. Genelge yoluyla mahkeme kararı aşılamaz.”

Yani anlayacağınız, mahkemenin daha önce verdiği” Burada madencilik olmaz” kararı bir genelgeyle bertaraf edilmeye çalışılıyor.

Cerattepe artık sadece Artvinlinin değil, memleketin dört bir yanında o cennet için dertlenenlerin davası. Bu dava eğer bu şekilde, hukuka hile yapılarak sürdürülürse kamu vicdanı büyük yara alır.