(Rizenin Sesi – 29 Eylül 2016)

Sesimizi ulaştıramadığımız onlarca yağma girişimi, omuz veremediğimiz binlerce haklı mücadele var. Onların ayıbı bizimdir. Fakat; biz ortalarda yokken, söz konusu projelere karşı eylem koyan, bir kaç kişilik basın açıklamalarıyla tüm bu talan rejimini yerin dibine sokan kimselerin, çimene dökülen betona yeşil elbiseler dikmeye çalışmasının ayıbı size ait olacak.

FIRTINA İNİSİYATİFİ YANIT VERİYOR

Bukla Tur, Çamlıhemşin’de inşa ettiği ‘lunaparka’ yükselen itirazlar hakkında bir duyuru yayınladı. Fırtına İnisiyatifi olarak bu cevap metni üzerinden muhalefet nedenlerimizi bir kere daha açıklamayı gerekli görüyoruz.

Her şeyden önce açıklamanın önemli bir sakatlığını tespitle başlayalım. Bir tartışma yahut ihtilaf esnasında taraflar birbirlerinin ana argümanları üzerinden tez açıklamalıdır. Karşıt bloğun en sakil ve tali varlıklarından yola çıkmak ve bu varlıkları ana mesele olarak sunmak etik açıdan eleştiriyi gerekli kılar. O bakımdan ana dilimizin el verdiğince temel argümanımızı bir kere daha hatırlatmayı uygun buluyoruz;

Fırtına İnisiyatifi (Fİ), Palovit Vadisi’ndeki yapılaşma ve inşaat girişimlerinin istisnasız karşısındadır. İnisiyatif bu faaliyetlerin konusu olan yapıların niteliğiyle, amacıyla, teknik özellikleriyle ilgilenmemektedir.

Kaderde, ekoturizmi ağzından düşürmeyen yöneticilere sahip, memleket ve doğa aşığı bir turizm firmasına içerik analizi yapmak da varmış diyerek adım adım ilerleyelim. 

HEDEF GÖSTERME 

Fırtına İnisiyatifi, hedef gösterilmenin nasıl bir şey olduğunu çok iyi bilir. Doğal hayat daha fazla sermaye tacizine uğramasın, yaylalar, dereler, vadiler yağmalanmasın diye didinen bir avuç insanın, bozguncudan teröriste uzanan bir yelpazede nasıl hırpalandığı, tehdit, şantaj ve fiziksel darp eşliğinde nasıl yıldırılmaya çalışıldığı, rant çetelerine muhalif tutumdaki esnafın çeşitli taktiklerle nasıl canından bezdirildiği, hafızalarımızdadır. Benzer bir muameleyi kimse için mazur görmemiz yahut göstermemiz söz konusu değildir. Bukla Tur’un bu konudaki iddiası mesnetsizdir. Yine de lüzumsuz yere endişe etmemeleri adına, güzel ülkemizde genelde bir ihaleden galip çıkan, gerekli izinleri alan ve faaliyete girişen firmaların değil, bu şablona karşı çıkanların hedef gösterildiğini hatırlatır, rahatlamalarını salık veririz.

İNTİHAL! 

Fırtına İnisiyatifi, projeyi yerel halkın desteklediği savını ilginç bulmaktadır. İki soru bağlamında! Söz konusu veri, Bukla Tur’un, uluslararası sosyal bilimler ilkelerine ve ölçme / değerlendirme tekniklerine uygun bir çalışması sonucunda mı elde edilmiştir yoksa ‘herhalde öyledir’ ilkesinden mi hareket edilmektedir. İkinci soru şudur; Bukla Tur, açıklamanın bundan sonraki bölümlerinde, rantçı yatırım erbaplarının en temel tezlerini tekrar ettiğinin farkında mıdır? Yerel halk bu projeyi destekliyorsa, faaliyete muhalif konum alan insanlar nerenin halkıdır. Bu kişiler, ‘meşru’ bir yurttaşlık tanımının dışında mı değerlendirilmektedir. Bu kimseler, İzlandalı mıdır, Cibutili midir?

Fİ; “Bizler bu grup içindeki bir çok arkadaştan daha fazla bölgede zaman geçiren” insanlarız ifadesi ile kurulan anlama bir parça takılmıştır. Bu söylemi kimlerin sıkça kullandığı düşünüldüğünde, haklı sebepleri vardır. Bukla Tur, bölgeyi daha iyi tanımaktan, onun üzerinde daha çok hak sahibi olmaya uzanan tuhaf ama tanıdık bir ifade tercihinde bulunmuştur. Bunun yukarıda ifade edilen savla ne tür bir ilgisi olduğu anlaşılamamıştır. Böyle bir faaliyetin konusu olmaması gereken bir bölgede yapılan inşaat faaliyeti, bölgeyi daha iyi bilmekle, orada daha çok zaman geçirmekle (Bu iddiaların kendisi bizatihi tartışmaya açıktır) nasıl meşruiyet kazanabilir. Böyle manasız bir savla, Türkiye’de doğa katili tüm projelerin kendince bir meşruiyet kazanması mümkündür. Kaldı ki coğrafyamıza en büyük zararı getirmiş bir takım projeler, bölgeyi herkesten iyi bilen, orda herkesten çok zaman geçirmiş kişiler eliyle gerçekleşmiştir. Bukla Tur, yöneticilerinden bazılarının vaktiyle basın açıklamalarıyla kınadığı bu girişimleri hiç mi anımsamamaktadır? 

DÉJÀ VU! 

Açıklamada, Bukla Tur’un  en büyük hayal kırıklığının kendilerinin para ve rant kavramlarıyla ilişkilendirilme biçimi olduğu da göze çarpıyor. “Hatta bir inşaat şirketi olarak algılatılmaya çalışılmak”tan derin üzüntü duyulduğu belirtiliyor. Tüm inşaat şirketlerini zan altında bırakan sakıncalı bir açıklama bu! Ama neyse ki kendini anlatmayı sürdürmüş Bukla!

Giderek yoğunlaşan bir, “Ben bu anı daha önce yaşadım” hissi yaratan ilgili paragraf şöyle devam ediyor; “Bukla Tur doğanın zarar görmeden ziyaret edilmesini amaçlayan ekoturizmin öncülerindendir…” Düzeltelim; öncülerindendi! Tekrar etmekte fayda yoksa bile gereklilik var. Macera parkının yapılmakta olduğu bölgede, bu türden bir faaliyetin ciddi biçimde sekteye uğratacağı özel bir vahşi yaşam alanı söz konusu.  Bölgeyi çok iyi bilen Bukla yöneticileri de bu gerçeğin farkındadır. Buna rağmen yapılan girişimin, şekli ve şemali, ekoturizmin öncüsünü, rantın yancısı konumuna sürüklenmekten kurtaramamaktadır.

Halkın refahını artırmak, bölgenin kalkınması ve bunlar olurken doğanın korunması… Ticari faaliyetin, rant döngüsünün, yağma ve talanın bir kutsal kitabı olsa herhalde ilk ayeti bu kelimelerden oluşurdu. Daha önce hükümetlerin, yerel yöneticilerin, büyük şirketlerin ağzından sıkça duyduğumuz bu kutsal rant ‘üçlemesi’, nice yıkıcı faaliyetin temel motivasyonu olageldi. Söz konusu projeler topluma da hep bu ambalajda dayatıldı. Ancak, bütün bu olanlardan, vizyoner girişimciler dışında toplumun hiçbir kesimi fayda görmedi. Elimizde tavsamış, iyice can sıkıcı hale gelmiş bu sofistike yüksek mevkii söylemleri ile beton dökülmüş bir yeşil alan var. Ama artık bu tabloda, Bukla ile ekoturizm kelimelerinin yan yana gelme olasılığı yok!

Bu projeyi, HES’lerle bir tutmanın haksızlık olduğu kanısında Bukla. Bu eleştiriye konu olan metinde kast edilen, doğal yaşam açısından önemli saiklerin yok sayılması bağlamındaki akrabalıktır. Bukla’nın yola yeni çıktığının, HES’ler, santraller, büyük otel zincirleri, yepyeni bir yaşam sunan toplu konutlar için henüz erken olduğunun, bu işlerin zamanla, deneyimle ve çok çalışmakla olacağının, Fİ de farkındadır!  

BÖLGE EL DEĞMEMİŞ DEĞİL! 

Çamlıhemşin, her geçen gün artan turist yüküne, özellikle yaz aylarında taşıyabileceğinden çok daha yoğun bir insan faaliyetine ev sahipliği yapıyor. Devlet-sermaye işbirliğinin yıkıcı etkileri olmadan da yeterince büyük risk altında bu özel coğrafya. Söz konusu varlığın en acıtıcı kalıtlarından biri de çöp yığınları ile kirlilik. Yaşama duyarlı her kimsenin canını yakan bu durum, Bukla’nın, “Burası el değmemiş değil hatta gayet bozulmuş bir yer” tezine kaynaklık ediyor. Duyarsızlık, yerel yönetim başarısızlığı, imkansızlıklar ve kısa süreli kazancı her şeyin üzerinde gören ‘taşra’ zihniyeti gibi çok çeşitli bileşenlerin, her geçen gün büyüttüğü bu sorunu ortadan kaldırmanın yolu, herhalde çöp yükünü artıracak projelerden çok azaltacak olanlara kafa yormaktan geçiyor. Bir yerin çok ziyaret ediliyor olması, ciddi bir kirlilik riski altında bulunması, daha önce söz konusu yerin yahut yakınının yine rant kaygısıyla bir çok olumsuz inşa faaliyetine konu olması hangi mantık dahilinde benzer nitelikte yeni bir girişime meşruiyet kazandırabilir? Bu nasıl bir akıl yürütmedir? Bu anlayışla Bukla, söz konusu olumsuzluğu yaratan unsurlardan yalnızca bir diğeri olacağı gerçeğini nasıl içine sindirmektedir? 

RUHSATLI, İZİNLİ! 

Evet bunu net bir biçimde anladık. Her şey yasal. Her şey kanuni. Her şey olması gerektiği gibi. Tertemiz bir ticari başarı öyküsü. Aynı zamanda ekolojik! Tekrar edelim daha oralara var, hiç bir parlak girişimciye, gereksiz ölçülerde ağır sorumluluklar yüklemek niyetinde değiliz. Fakat akrabalıkları gözetmek, Bukla’yı bulunmayı hak ettiği aile resminin içine yerleştirmek zorundayız!

Kentleri dünyanın en çirkin yerleşimlerine çeviren inşaat rejiminin çoğu çıktısı yasaldır. Gökdelenler, AVM’ler mis gibi izinli, piru pak yasal!

HES’ler ‘yasal’dı.

Nükleer Santraller,

Taş Ocakları yasal!

Sahil yolları duble yasaldı.

Yeşil Yol’ların, maden arama cinayetlerinin tümünün sağlam ‘yasal’ dayanakları var… Bukla, ekoturizm iddialarının daha geçerli olduğu yakın zamanlarda bu projelerin, faaliyetlerin tümüne eleştirel bir mesafede konumlanmıştı. Kanuna uygunluk bağlamındaki saplantılı açıklamalar karşısında Fİ şunu sormayı gerekli görüyor. Tamamı yasal, tamamı kanuna uygun bu projeler hakkında Bukla Tur ne düşünmektedir?

NİYE SES ETMEDİNİZ? 

Oluşum diye hitap edilen Fİ, Yeşil Yol direnişi ekseninde şekillenmiş, tamamiyle gönüllü katılım ve eyleme dayanan bir bileşim. Gevşek ve yatay yapılanma, gayrı hiyerarşi ve kendiliğindenlik belirgin özellikleri. Temellerini, eğer tabir doğru ise geleneğini, 90’lardaki ilk HES mücadelelerine değin izlemek mümkün. Bukla Tur’un, sayısız doğal yaşam ihlallerinden hareketle, “Neden o değil bu, neden orada değil burada” muhalefet geliştirildiğini sorgulaması umut verici aslında. Çünkü kaçınılmaz bir; “Bu da onlardan biri” alt metnini ele veriyor. Bahanemiz yok! Kudretimiz sınırlı. Yapamadık. Erişebildiği her yere koşan, insanüstü fedakarlıklar göstererek hayati önemde bir farkındalık yaratan, Yeşil Yol gibi büyük bir katliam projesini önemli ölçüde işlemez hale getiren bir birlikteliğiz. Ama Amlakit’e yetişemedik. Başka yaylalara da. İlk HES’ler boy verdiğinde çocuktuk. Eski Ayder’i çoğumuz hiç görmedi. Kuzey Kutbu soğuktu, Fukuşima uzaktı…

Sesimizi ulaştıramadığımız onlarca yağma girişimi, omuz veremediğimiz binlerce haklı mücadele var. Onların ayıbı bizimdir. Fakat; biz ortalarda yokken, söz konusu projelere karşı eylem koyan, bir kaç kişilik basın açıklamalarıyla tüm bu talan rejimini yerin dibine sokan kimselerin, çimene dökülen betona yeşil elbiseler dikmeye çalışmasının ayıbı size ait olacak.

‘Rendır’lı, planlı, izinli, yasal yatırımların önünde bir kaç çatlak ses. Fİ, kayda geçsin istiyor. Bukla Tur, Palovit Vadisi’ne beton döktü. İş makinesi soktu. Kar amacı güden bir projeyi, bölgenin kalkınması, dünyada da örnekleri olan şahane bir doğa parkuru oluşturulması, ekoturizm yapmak gibi tezlerle savundu. Tabii yaşama en ufak bir müdahalede bulunmadığını, projenin doğaya en ufak zarar vermeyeceğini iddia etti. “Tüm vadi değil, onun ‘yasal’ metinlerle belirlenmiş küçük bir bölümünde çalışma var” dedi. Kayda geçsin istiyoruz; Fİ bu tezlere katılmıyor. Fİ, bölgenin hiçbir inşa faaliyetine konu olmaması gerektiğini düşünüyor.

Tüm bunlara rağmen Fİ, nezaketi elden bırakmıyor ve ekliyor;

Bol kazançlar Bukla! 

Biz böyle yazdık.

İzinlerimiz, önünde kanuni hiçbir engel bulunmayan yatırımlarımız, inşaat ihalelerimiz yok; sözümüz var sadece. Ekoturizmin, onun temel ilkelerini yerle bir eden girişimlerle bir arada var olamayacağı gerçeğini kabul etmeye hazırsan;

Sen da yaz!

Fırtına İnsiyatifi