(KOS Medya – 1 Ekim 2016)

DSÖ raporlarına göre her yıl Türkiye’de 32 binden fazla kişi hava kirliliği yüzünden ölüyor (*), İstanbul’un havası Avrupa’nın tümünden daha kirli ve ölümlerin bir nedeni de verimsiz ulaşım teknolojileri. Buna rağmen, ulaşımda ağırlığın hala otoyollara verildiği, yeni otoyol ve köprülerin yapıldığı İstanbul’da, ulaşım projesi kisvesi altında rant amacıyla şehre milyonlarca nüfus ekleyecek yeni bir şehircik kurulmak istenmesi, üstelik bu yapılırken de kentin tek hava kaynağı olan Kuzey Ormanları’nın katledilmesi ne yaman çelişki!

Üstelik yoğun olan ve giderek artan araç trafiğinin yarattığı kirliliğe ek olarak, kalitesiz kömür kullanımı, İstanbul’daki kentsel dönüşümden kaynaklı yoğun yıkımlar ve büyük konut projelerinde yerleşim içlerine gelişigüzel kurulan beton santrallerinin artması gibi İstanbul’daki hava kirliliğinin nedenleri arasında gösterilen etmenlerin de azalması gibi bir durum da ufukta gözükmezken.

(*) Görkem Gömeç’in Yeşilist‘de 28 Eylül’de yer alan yazısına göre, Dünya Sağlık Örgütü’nün yeni veriler ile güçlendirdiği son raporuna göre, trafik, termik santraller ve endüstriyel aktiviteler yüzünden oluşan açık hava kirlenmesinden her yıl 3 milyon kişi hayatını kaybediyor.

Bu yazıda anlatıldığı üzere, Dünya Sağlık Örgütü, uydu görüntüleri ve yerinde ölçümler ile güçlendirdiği yeni hava kalite ölçümlerinin sonuçları 3,000 noktadan yaptıkları ölçümler ile bir önceki rapora göre iki kat daha veri topladı.

Havadaki sülfat, nitrat, amonyak, sodyum klorid, siyah karbon, toz mineraller ve su miktarlarını ölçen bu rapor, her yıl 3 milyonu açık havadaki hava koşulları olmak üzere, 6,5 milyon kişinin hayatını hava kirliliğinden kaybettiğini öne sürüyor.

A man takes a photograph standing in front of a structure covered with an image of the Hong Kong island skyline at the waterfront in the Tsim Sha Tsui area of Hong Kong, China, on Thursday, Aug. 22, 2013. Hong Kong痴 air pollution index reached 砺ery high� level today as a tropical storm that passed through Taiwan trapped pollutants and blanketed the city in haze, triggering a government health warning. Photographer: Jerome Favre/Bloomberg

Hava kirliliğinin çok yüksek seviyede olduğu Hong Kong.

Küresel olarak dünya nüfüsunun %92’si kirli havanın etkisi altında bulunuyor. Genellikle kadınları, çocukları ve yaşlıları etkileyen hava kirliliği; özellikle orta gelir sahibi ülkelerde daha etkili oluyor. Şu ana kadar en fazla ölüm 1 milyon kişi ile Çin’de, 621, 138 kişi ile Hindistan’da 140,851 kişi ile Rusya’da olmuş.

Türkiye’nin de orta gelirli ülkeler kategorisinde bulunduğu rapora göre, her yıl Türkiye’de 32 binden fazla kişi hayatını hava kirliliği ve buna bağlı hastalıklardan kaybediyor. Bilim insanları açık havayı etkileyen kaynakların; verimsiz ulaşım teknolojileri, ısınma, çöp yakımı, termik santraller ve fabrikalar olduğunu belirtiyor.

Deniz Aytekin’in yine Yeşilist’de 29 Eylül 2015’de yayınlanan yazısına göre, İstanbul’un havası Avrupa’nın tümünden daha kirli. İstanbul’un 208 puanlık ‘acil durum oluşturabilecek kadar kirli’ aralığında ve tüm Avrupa şehirlerindeki değerlerin bir hayli üzerinde olduğu bildirilmişti. World Air Quality Index (Dünya Hava Kalitesi Endeksi) 68 ülkeden 8028 hava kalitesi ölçme merkezinden topladığı verileri bir araya getirerek gerçek zamanlı bir hava kalitesi inceleme haritası hazırlamış.

hava-kirliligi

Hükümet, ölçümlerin eşik değerlerini yüksek tutarak kış mevsiminde İstanbul’da hava kirliliği olmadığını iddia etse de, gözün gördüğü, burnun kokladığı inkar edilemiyor.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uydu haritaları, son 10 yılda İstanbul’daki kontrolsüz büyüme ile havadaki solunumu kirleten azot dioksit oranının yüzde 50 oranında arttığını tespit etti. NASA uydularının tespit ettiği atmosforik gazlardan biri olan sarı-kahverengi renkli azot dioksit, otomobil egzozları, enerji santralleri ve endüstriyel faaliyetlerin bir ortak emisyonu sonucu ozon tabakasının altına yerleşerek şehirlerde büyük bir solunum kirletici hale dönüşebiliyor.

Geçtiğimiz kış İstanbul’da dikkat çekici seviyeye gelen hava kirliliğine dair birçok haber yayınlanmıştı. 25 Aralık 2015 tarihinde Aljazeera haberine göre, geçen yıl İstanbul’un 16 bölgesinde ulusal sınır 10 günden daha fazla aşıldı. Rekor ise 126 günle Esenyurt’ta. Üstelik ulusal sınır, AB standardının neredeyse iki katı… Türkiye’nin 2015 yılı itibariyle bir metreküp hava içindeki partikül madde (PM10) için belirlediği ulusal sınır değeri 90 mikrogram. Avrupa Birliği standardı ise 50 mikrogram.

Geçen kış bir başka raporda da İstanbul’un havasının zehir saçtığı açıklanmıştı: “Sadece Kadıköy ilçesi özelinde bile, 25 Aralık 2015 gece saat 00.00’dan itibaren özellikle PM10 değerinin 858 µg/m3 olduğu görülüyor. PM10 (Partikül Madde Toz Oranı) ve NO2 (Azot Oksit) değerlerinin, ulusal sınır değerlerin (PM10 24 saatlik ort. maks. 90 µg/m3 ve NO2 1 saatlik ort. maks. 290 µg/m3) ve uluslararası sınır değerlerin (PM10 24 saatlik ort. maks. 50 µg/m3 ve NO2 1 saatlik ort. maks. 200 µg/m3) üstünde olduğu ve insan sağlığını tehdit ettiği ortadadır. Ulusal Hava Kalitesi İndeksine’ne göre PM10 (havadaki partikül madde/toz konsantrasyonu) özellikle gece saatlerinde ‘tehlikeli’ (en üst kirlilik seviyesi) sınıfına yükselmektedir.” Bu raporda da hava kirliliğinin nedenleri, “kalitesiz kömür kullanımı, yoğun araç trafiğinin yarattığı kirlilik, İstanbul’daki kentsel dönüşümden kaynaklı yoğun yıkımlar ve büyük konut projelerinde yerleşim içlerine gelişigüzel kurulan beton santrallerinin artması” olarak sayılmıştı.

Bunu takip eden günlerde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul’da hava kirliliği problemi olmadığını iddia etmişti: “2015 yılı için, İstanbul geneli kükürtdioksit ortalaması 5 mikrogram/metreküp olarak gerçekleşmiştir. Bu değer AB sınır değerinin 4 kat altındadır.” Ancak kükürtdioksit haricinde bildirilen diğer tehlikeli verilere dair bir açıklama yapılmamıştı.

Tüm bu bilgiler ışığında, daha kabul bile edilmeyen İstanbul’daki hava kirliliğinin nasıl çözüleceği gayet meçhul… Üstelik artması için neredeyse her şey yapılırken.