(T24 – 19 Ekim 2016)

Yrd. Doç. Kurdoğlu: Artvinliler başlarına gelebilecek felaketin boyutunu biliyor

Karadeniz Teknik Üniversitesi akademisyenlerinde Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, maden arama projesi için hazırlanan ‘ÇED olumlu raporu’nun iptalinin reddedilmesiyle ilgili olarak “Cerrattepe’de maden çıkarılırsa ağaç kesimi ve orman ölümü yaşanacak, kimyasal kullanılacak, yeraltı suları kirlenecek, asit maden drenajı yapılacak, heyelanlar meydana gelecek” diye yazdı.

Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu’nun Cumhuriyet gazetesinin bugünkü(19 Ekim 2016) nüshasının Olaylar ve Görüşler bölümünde yayımlanan ‘Artvinlinin 25 yıllık baş ağrısı’ başlıklı yazısı şöyle:

Cerrattepe’de maden çıkarılırsa ağaç kesimi ve orman ölümü yaşanacak, kimyasal kullanılacak, yeraltı suları kirlenecek, asit maden drenajı yapılacak, heyelanlar meydana gelecek. Peki bunları ne kontrol edecek? ÇED süreci mi? ÇED süreci gerçek anlamda bir değerlendirme süreci değil, yapılabilirlik manifestosu durumunda.

Cerattepe, Artvin kentinin hemen üstünde bulunan Kafkasör yaylasının bir tepesinin adı. Ancak Cerattepe denince bir tepe adı değil, bir halkın bütünüyle içinde olduğu yaklaşık 25 yıllık bir doğa koruma mücadelesi akla geliyor. Bu şaşılacak bir durum değil. Pek çok yerde yamaçlara sırtında toprak taşıyarak üstünde yaşam ve tarım alanları oluşturan Artvin insanı için toprak, orman, su çok değerli, varlığın en gerek şartı.

Murgul örneği

Artvinli için özellikle yanı başındaki Murgul, bakır işletmelerinin doğaya ve insanlara olan etkisi bakımından çok somut örnek oldu. Murgul’da adına madencilik denen beşeri afetin sonuçları bilinmeseydi, Artvinliler Cerattepe’deki madencilikle başlarına gelebilecek felaketin boyutu hakkında bilgi sahibi olamayacaktı.

Artvinlinin mücadelesi

Bir anda ayrımsız her sosyal ve siyasal katmandan binlerce insanın bir araya toplanıp tek ses, tek yürek olarak bütünleşebilmesi aynı zamanda Artvinlilerin tutarlı ve kararlı tutumunu ortaya koyuyor. Bu mücadelenin başladığı ilk günden beri, sadece bilimsel bilgi ve hukuk temelinden ayrılmaması ve tüm provokasyonlara rağmen şiddetten uzak durmaları, ayrıca övgüye değer bir konu. Bu nedenlerdendir ki Artvin halkı, saygı duymakla birlikte kendileri için daha dar bir kapsamı ifade eden “Artvinli Çevreciler” tanımlamasını çok da kabul etmiyor, bu çaba için “Artvin halkı” ve “yaşam mücadelesi” tanımlamalarını tercih ediyor.

Artvinliler ne diyor?

Ülkemizde büyük projelerde “toplumun etkilenme düzeyi” ne yazık ki tamamen göz ardı edilen bir konu. İnsanların yaşamında, işinde, birbiriyle olan ilişki türünde ve örgütlenme biçiminde bir değişime neden olan kamu veya özel eylemin her türlü sonucu sosyal etkidir. Peki bu madencilik projesinin sosyal etkileri nelerdir? Kimse baktı mı? Kimsenin aklına geldi mi? Artvinliler yaşlı genç, çoluk çocuk, kadın erkek demedi de neden kendini sokağa attı, neden kendini ormanlara siper etti? Kenya’da 80’li yıllarda bile köylere giden yolların sosyal etkileri irdelenirken, bir kentin halkına bir tek soru sorulmamış olması hangi demokratik teamül gereği?

Biz bitirme tezi için 14’ü dernek üyesi çıkan 34’ü kadın (yüzde 31), 76’sı erkek (yüzde 69) 110 kişiye sorduk. Bunlardan birkaç soru için verilen cevaplar şöyle: Cerattepe’de maden kim tarafından çıkarılmalı? Özel şirket diyenler yüzde 9, devlet diyenler yüzde 10, hiç çıkmamalı diyenler ise 80,9. “Teklif gelse siz ya da yakınınız maden şirketinde çalışmayı düşünür müsünüz” sorusuna yüzde 10’u evet, yüzde 90’ı hayır cevabı veriyor. “Madencilik yapılırsa Artvin’de heyelanlar artacaktır önermesine 10 kişi katılmıyorum (yüzde 9.1), 5 kişi fikrim yok (yüzde 4.5), 95 kişi katılıyorum (yüzde 86.4) diyor. “Madencilik faaliyetleri Artvin ve yakın çevresinde içme sularının kirlenmesine sebep olacaktır” önermesine ise 8 kişi katılmıyor (yüzde 7.3), 3 kişinin fikri yok (yüzde 2.7) ve 99 kişi katılıyor (yüzde 90). Artvin Cerattepe’de madencilik belli kriterlere uygun yapılabilir önermesine 83 kişi katılmıyorum (yüzde 75.5), 11 kişi fikrim yok (yüzde 10), 15 kişi katılıyorum (yüzde 13.6) diye cevap veriyor.

Şehirde neler yaşanacak?

Özetleyelim: Maden çıkarılırsa Cerattepe’de ve tümüyle Genya ve Kafkasör alanında ne olacak diye baktığımızda karşımıza şunlar çıkıyor. Ağaç kesimi ve orman ölümü. Pasa (Maden ocaklarında madenlerin arasında çıkan taş, toprak vb. yabancı nesneler) yığınları, yol açmalar, toz ve vibrasyon, cevher stokları, kimyasal kullanımı, kirlenen yeraltı suyu, asit maden drenajı, patlatma, heyelan ve atık barajı. Peki bunları ne kontrol edecek? ÇED süreci mi? ÇED yönetmeliğinin uygulandığı 1993’ten 2015 yılı sonuna kadar yaklaşık 56 bin ÇED başvurusunun sadece sadece 43 tanesi olumsuz cevap aldı. Öyleyse bunca tarumar edilmiş doğa neden karşımızda duruyor. Bilinmelidir ki ÇED süreci gerçek anlamda bir değerlendirme süreci değil, yapılabilirlik manifestosu durumunda.

Artvin toz altında kalır

Artvin’e karşıdan bakıldığında doğu, güney ve güneybatıdan Kafkasör- Cerattepe ve Genya; kuzeyden Saçinka dağları ve tüm bu dağların yoğun ormanlarıyla sarmalandığı, diğer bir deyişle adeta korunduğu görülür. Artvin’in tam üzerinde bulunan ve yamaçları Artvin şehir merkezini oluşturan bu alan üzerindeki hafriyat, depolama, taşıma, kırma, eleme gibi faaliyetlerin oluşturacağı yoğun toz doğrudan kent merkezi üzerine yağacak. Merkeze 4-5 km uzaklıktaki Deriner Barajı’ndaki faaliyetlerden gelen tozların bile Artvin’i adeta toza buladığı düşünüldüğünde, madencilik faaliyetinden oluşacak olan zararlı hatta zehirli tozların daha yoğun olarak kent üzerine yağması kaçınılmaz.

Biyolojik çeşitlilik yok olur

Ülkemizin de taraf olduğu “Biyolojik Çeşitliliğin Korunması” ile ilgili Rio Sözleşmesi ve gene taraf olduğumuz “Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma” (Bern) Sözleşmesi doğanın korunması yönünde uluslararası platformlarda verdiğimiz ulusal taahhütlerimizden bazıları. Bu sözleşmelerde “her akit taraf, planlama ve kalkınma politikalarını saptarken yabani flora ve faunanın muhafazasına özen göstermeyi taahhüt eder” açıklamaları çok net. Sadece bu sözleşmelerin bazı hükümleri bile sahip olduğumuz doğal kaynakların aslında herkesi ilgilendiren bir dünya mirası olduğunu açıklamaya yetiyor.

Alternatifi turizm

Artvin için sürdürülebilir kalkınma çabaları, ekolojik turizm, ekolojik tarım ve eğitim üzerine odaklanmalı. Bu sektörlere hizmet edecek onlarca alt sektör var ve bu sektörlerin gelişmesini sağlayacak önlemler üzerinde durulmalıdır. Artvin tüm yöreleriyle bozulmamış doğal kaynaklara ve yüzlerce yıllık geçmişi olan kültürel mirasa ev sahipliği yapıyor. Kırsal alandaki istihdam ve gelir için en uzun erimli işkolunun ekoturizm olduğu su götürmez bir gerçek. Bu açıdan değerlendirildiğinde Artvin doğa temelli turizmin son yıllardaki yükselen yıldızı. Son yıllardaki turist artışı bu görüşü teyit ediyor aslında (2001-2012 arasında toplam turist sayısı 174 binden 450 bine ulaştı. Bu sayılara kırsal alandaki pansiyon ve tesislerdeki konaklamalar dahil değil).

Kaç kişi için?

Turizm ayrıca iş ve gelir olanakları yönünden stratejik önemde bir sektör olarak iyi yönetilirse hem gelir adaleti hem de koruma yönünden etkili olabiliyor. Şöyle ki: Ekoturizm faaliyetleri yerel halkın üretimi ve hizmeti ile yaygın olarak katılabileceği, uzun süreli ve güvenilir gelir sağlayabileceği bir iş kolu iken, madencilik çok daha az sayıda insana kısa süreli gelir sağlayan, öte yandan yaşam alanlarını tamamen tahrip eden bir sektör. Kaldı ki ÇED raporunda üretim aşamasında farklı mesleklerden toplam 183 kişinin çalışacağı (Artvin’den işe alınacaklar dahil) açıklanıyor. Bu alanda yapılması planlanan çalışmalar için 10-12 yıllık bir süre öngörülüyor ki bu süreler rezervin “kârlı bölümü” bitmesine bağlı olarak daha da kısalıyor.

Feda edilmemeli

Artvin’in hemen üzerinde yer alan ormanlar sürdürülebilir şekilde yönetilecek ve Artvin şehir merkezinin, Artvin halkının toplumsal ihtiyaçlarına asırlar boyunca hizmet edecektir. Bu alanın taşıdığı diğer çevresel yararların bir tarafı sadece Artvin kent merkezinin üzerinde Artvin halkının gözü önünde yer alan sadece görsel kalitesi açısından bile hiçbir ekonomik girdiye feda edilemeyeceği değerlendiriliyor. Bu nedenle söz konusu orman alanları ve sağladığı sayılamaz çevresel hizmetler hiçbir kısa süreli ekonomik faaliyet uğruna elden çıkarılmamalı.