Okuma süresi: 2 dakika

(Adnan Çobanoğlu * / BirGün – 22 Ekim 2016)

Manisa Alaşehir’de 18 Ekim’de Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) olarak ‘Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği’ forumu yaptık. Forumu yapma nedenimiz üzüm üreticilerinin yaşadıkları sorunları kendilerinin dillendirmesi, önerilerinin ortaklaştırılması ve Üzüm-Sen’in bundan sonra yapacağı çalışma programına Üzüm-Sen’e üye olan, olmayan tüm üzüm üreticilerinin katkı koymasıydı. Bu amaca uygun olarak Üzüm-Sen üyeleri; Türkiye’de sofralık üzüm üretiminin merkezi sayılan Sarıgöl, Alaşehir ve Salihli’de köy köy dolaşıp üreticileri kahvehanelerde, açık alanlarda mini söyleşi ve forumlar yaparak üreticileri söyleşi ve foruma davet etti.

Açılış ve kapanış konuşmalarını yaptığım İki bölümden oluşan foruma üzüm üreticilerinin ilgisi büyüktü. Birinci bölümde kolaylaştırıcılığını Çiftçi-Sen Genel Sekreteri Ali Bülent Erdem’in yaptığı oturumda Çiftçi-Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu, Tarım Ekonomisi Derneği Başkanı Tayfun Özkaya, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer birer sunum yaptı.

Verilen aradan sonra sadece üreticilerin söz alıp sorunlarını dillendirdiği ve önerilerini sunduğu ‘forum’ bölümüne geçildi. Söyleşi ve Forum sürerken Üzüm-Sen’in ve Çiftçi-Sen’e bağlı diğer sendikaların eylem görüntülerinden oluşan sinevizyon gösterildi.

Forum süresince üreticiler sorunlarını ve önerilerini dillendirdi. Üreticiler ayrıca örgütlenmek ve mücadele etmek gerektiğinden ve bu konuda çaba sarf edeceklerinden bahsetti.

Forum bölümünde üreticilerden gelen önerilerin ışığında, bir anlamda da forumun ‘Sonuç Bildirgesi’ olan konuşmayı yapma görevi Üzüm-Sen Genel Başkanı olarak bana düştü. Aşağıda ‘Sonuç Bildirgesi’nin özetini paylaşıyorum:

“Üretici arkadaşlarımızın dillendirdiği gibi jeotermal elektrik santralları havayı, suyu ve toprağı kirletmekte, iklimi değiştirmekte, üzüm üretiminde yarattığı hastalıklar nedeniyle daha fazla ilaç kullanılmak zorunda kalmaktayız. Böyle giderse bu ovalarda herhangi bir ürün üretilemez hale geleceğiz. Öyleyse sendikamızın bundan sonraki birinci önceliği jeotermal elektrik santrallarına karşı mücadelemizi yükseltmek olacak.

Altın madeni arama faaliyetleri nedeniyle Sarıgöl ovasında üzüm üretimi tehdit altında. Üreticiler üzümleri hastalanıp bozulmasın diye binlerce dönüm bağı naylon örtü altına almak zorunda kalıyor. Bu da fazladan masrafa ve doğanın kirlenmesine yol açıyor, buna karşı mücadele etmek önceliklerimiz arasında olacak.

Eğitim önemlidir, bu nedenle üyesi olduğumuz La Via Campesina (Çiftçi Yolu) üyesi bir çok çiftçi örgütünün yaptığı gibi üyelerimize agroekoloji eğitimi ve sendikal eğitim vermek için bütün olanaklarımızı seferber edeceğiz.

Kooperatifçilik yasası değiştirilip demokratikleştirilmelidir, bu doğrultuda mücadele etmek önceliklerimiz arasında olacaktır.

Tarım sigortasının (TARSİM) üreticilerin lehine yeniden düzenlenmesi ve primlerinin düşürülmesine dönük mücadelemiz önceliklerimiz arasında olacaktır.

‘Hal Yasası’nın yeniden düzenlenerek ve üreticiler lehine olması için mücadele etmek önceliklerimizden olacak. Tüccarların ve şirketlerin üreticileri dolandırmasının önüne geçilecek.

Gıda tekellerine, dünyadaki ekolojik yıkıma, küresel iklim krizine karşı “Gıda Egemenliği” mücadelesinin sadece üzüm üreticileriyle, sadece üreticilerle başarılamayacağını biliyoruz, bu nedenle bizimle aynı kaygıları taşıyan tüketicilerle, balıkçılarla, göçerlerle, akademisyenlerle v.b dostlarla sadece Türkiye’de değil Dünya ölçeğinde birlikte olmak için çaba sarf etmeye devam edeceğiz, onlarla dayanışma göstereceğiz.”

(* Üzüm-Sen Genel Başkanı)