Haber

Published on Ekim 25th, 2016 | by Kuzey Ormanları Savunması

Amasra halkı isyanda: Davacıyız

(Yaşar Aydın / BirGün – 25 Ekim 2016)

Hafta sonu Amasra’daydık, eylemlerine katıldık. Sadece biz değil, Amasra’ya gelen yüzlerce kişi destekledi çalışmaları. O yüzden hemen canınız sıkılmasın, bir imza ile termiği kuramazlar. Nereden mi biliyorum? Onları dinledim. Şimdi söz onlarda.

Her hafta salı günleri bir konuğumuzla Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmeleri aktarmaya çalışıyoruz. Bu hafta bir farklılık yaptık. Gazetemizin konuğu 3 bin yıllık tarihi ile Amasra. Hani Fatih Sultan’ın “Çeşm-i Cihan’’ olarak tarif ettiği, her yıl yüz binlerce turistin ziyaret ettiği ve de AKP’nin inatla termik santral yapmaya çalıştığı Amasra.

Amasra ve Bartınlılar on yıllardır verdikleri mücadele neticesinde termik santral girişimlerini hep püskürtmeyi başardılar. Tam “bir daha olmaz” dedikleri anda yeni Bakan Özhaseki’nin ÇED kararını imzalaması ile tekrar başa dönüldü.

Halkın olmadığı, evlere şenlik bir ÇED dosyasına nasıl onay verildiği ayrı konu. Biz onları tanıyoruz. O yüzden şaşırmadık. Bartın ve Amasralılar da şaşırmışa benzemiyor. Türkiye tarihinin en kitlesel başvurusu ile dava açmaya hazırlanıyorlar.

Hafta sonu Amasra’daydık. Konuştuk, tartıştık, eylemlerine katıldık. Sadece biz değil, günü birlik ziyaret için Amasra’ya gelen yüzlerce kişi destekledi çalışmaları. O yüzden hemen canınız sıkılmasın, bir imza ile termiği kuramazlar Amasra’ya.

Nereden mi biliyorum? Onları dinledim. Şimdi söz onlarda.

Amasra tek vücut

Amasra, termik santral karşısında adeta tek vücut olmuş durumda. Partilerden, sendikalara, derneklere kadar uzanan birlikteliğin en önemli lokomotiflerinden biri de Eğitim Sen. Amasra Eğitim Sen Şube Başkanı Recai Çakır mücadeleyi anlattı:

“Bir şehir düşünün ki tam on yıldır tepesine kurulacak termik santrala karşı mücadele versin. Mitingler, yürüyüşler, davalar, tüm esnafın kepenk kapattığı büyük direnişler. O büyüklükte eylemler yapıldı ki insan zincirleri ile karadan balıkçı tekneleri ile denizden çevrildi Amasra. İlçeye bağlı merkez ve köylerde 35 muhtarlık var. Bu muhtarların hepsi ıslak imza verdi, mühür bastı, ‘termik istemiyoruz’ diye.

Sadece kişiler değil tüm siyasi partiler, sendikalar, dernekler de termiğin karşısında durdu. İktidar partisi bugüne kadar termiği savunamadı. Ama son karar sonrası farklı gelişmeleri de sezinliyoruz. Bizim için de ilk olacak. Bugüne kadar mücadele, şirkete karşı verildi. Bu karardan sonra iktidar partisi de karşımızda durabilir.

Türkiye’de bir ilk olacak

ÇED sürecinde binlerce Amasralı, Halkı Bilgilendirme Toplantılarını yaptırmayarak tavrını ortaya koydu. Ama hiçbiri dosyaya girmedi. Şimdi Türkiye tarihinin en geniş katılımlı mahkemesini açmaya çalışıyoruz. Şu ana kadar binin üzerinde Amasralı notere gidip mahkemede taraf olduğunu imzaları ile gösterdi. Bu sayı mahkeme gününe kadar daha da artacak.

Fiili duruma izin vermeyeceğiz

ÇED’i onaylayan bakanlık imzasıyla şirket yol almış gibi görünebilir. Ama tek başına hiçbir şey ifade etmez. Daha gitmeleri gereken çok yol var. Biz dava açıyoruz ve sonucunun lehimize olacağını düşünüyoruz. Ama tüm yasal süreçleri takip ediyoruz. Bu süreçte şirketin fiili durum yaratma girişimlerine izin vermeyeceğiz.

İşçilerle karşı karşıya gelmemiz isteniyor

Madende çalışan işçilerle karşı karşıya gelmemiz isteniyor. Büyük istihdam rakamlarından bahsediliyor. Oysa şirketin ortaya koyduğu proje bile çok kısa süre içerisinde Amasra’da kömür işinin biteceğini gösteriyor. İthal kömüre dayalı bir termik santrali olacak. Biz aynı zamanda işçinin ekmeğini de savunuyoruz.”

Anlasınlar artık, istemiyoruz

Amasra’da verilen mücadelede işbölümü hemen göze çarpıyor. Bu iş bölümünde de bir isim öne çıkıyor. O isimlerden biri Adnan Soylu. Soylu’nun iş bölümündeki görevi ise mücadelenin sesi olmak. Soylu şöyle anlatıyor: “Tam on yıldır mücadelemize devam ediyoruz. Bu süre içerisinde mitingler, toplantılar, imza kampanyaları, basın açıklamaları yaptık. Bana daha çok konuşma kısmı görevi düştü. O yüzden mikrofon, megafon elimizden düşmedi. Mücadelenin bir başka ve zor evresindeyiz. Ama moralimiz çok iyi. Bu zorluğun üstesinden geleceğiz. Yaşam alanlarımızın yok olmasına seyirci kalmayacağız. Derler ya “yediden yetmişe” diye. Burası tam da böyle. Tüm Amasra aynı şeyi düşünüyor. Termik karşıtlığı halkın tek ve biricik ortak noktası.”

ÇED dosyası bomboş

Amasra Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Çoban, konuya çok hâkim. Çoban onaylanan ÇED dosyasındaki çarpıklıkları anlattı: “Bakanın imzaladığı ÇED, tam anlamı ile içi boş bir rapor. Hiçbir bilimsel veri yok. Firmanın bundan önce yaptığı ve her defasında geri çevrilen başvurularından hiçbir farlı yok. Onca yol göstermeye rağmen yerini bile değiştirmedi.

Kömür çıkarmaya geldi termikçi oldu

Firma ilk olarak kömür çıkarmaya geldi. Sonra ‘termik santral’ demeye başladı. O tarihten bu yana ÇED almak için birkaç tane yol izledi. Önce Hattat Holding diye başvurdu. Sonra bünyesindeki iki firma iki ayrı yere Amasra ve Bartın termik santralı diye başvuruda bulundu. Son olarak süreç buraya kadar geldi. Biz ÇED dosyasına baktığımızda tam bir hayal kırıklığına uğradık. Elbette kurumlardan gelecek bilgilerde burada ‘termik yapılanma’ diye bir değerlendirme beklemiyorduk. Ama en azından alanlarına dair ellerinde olan verileri sunmalarını beklerdik.

Hep aynı yer

Firma başvurularının tamamında aynı yeri yanı kömür çıkaracağı yeri istiyor. Çünkü başka yer bulamıyor. Kamunun önerdiği yerleri bile beğenmiyor. O kadar masraftan bile kaçıyor. Bu yerde ısrar etmesinin sebebi başka bir yer bulamıyor. Bakanlığın planı var. O plana göre termik santrallar ancak Filyos Vadisi’nde yapılabilir. Oraya gitmek istemiyor. Bu konu ile ilgili şirketin bakanlıkla yazışmalar var.

Raporda belge yok

ÇED’le ilgili bir dizi itirazlarımız vardı. Örneğin ‘kül deposu yok’ demiştik. Şimdi bir belge koydular. Bartın’da bir firma, ‘çıkarttığın külü alırım’ diyor. O kadar, karşılıklı imza. Bu, belge oluyor

Çıkacak kömürün kalorisi 6 bin gösteriliyor. Oysa burası 3 bin 500 kalori. Yıkanırsa o ısıya ulaşabilir. ‘Sen yıkama tesisi koymadın’ diyoruz. Bu sefer kömür işletmesine lavyar tesisi getirmeye kalkıyor. Onun ÇED’ini almaya çalışıyor. Onun için de Bartın Çevre İl Müdürlüğü ‘ÇED’e gerek yoktur’ yazısı veriyor ve yeterli oluyor. Ona itiraz ettik ve kazandık. Şimdi ÇED hazırlamaya çalışıyorlar.

Biz biliyoruz ki Mekansal Planlama Genel Müdürü karşıydı. Orman Bakanlığı karşıydı ama bir yerde tüm bu karşı olmalar durduruldu. Şimdi bu kurumlardan ve anlamsız bilimsellikten uzak yazılarla geldi.

Ankara Valiliği’nden belge

ÇED dosyası için alınan belgelerin önemli bölümünü Bartın’dan sağladılar. Ama bu yazıları alamayacaklarını düşündüklerinde farklı yolardan çözdüler. Düşünün Ankara Valiliği Çevre İl Müdürlüğü, Bartın Valiliğine yazı yazıyor ‘İlinizde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre korunması gereken tabiat varlığı bulunmadığı anlaşılmıştır’ diyor yazıda.

Normalde buradan alınması lazım. Ama Bartın Valiliği planlama yapmış. Yılda 400 bin turist Amasra’ya geliyor. Valilik ‘Diğer kıyılarımızı da turizme açacağız’ derken, dosyaya belki böyle yazar diye Ankara’dan alıveriyorlar. Hâlbuki ÇED yönetmeliği ‘Turizmde kendini kanıtlamış alanlarda yapılamaz bu’ diyor.

Tabelanın rengi değişti

Sarı bir tabelamız vardı kaldırıldı. Bir anda turizm bölgesi olmaktan çıktık. Kim yaptı, nasıl yaptı, kimse cevap vermiyor. O tabelanın durması bile rahatsız ediyor.

Burada antik liman var, müze var, pek çok tarihi yapın var. ‘Yok burası öyle bir yer değil’ diyor Ankara.

Dokuz kilometre arkamızda Arız ilçesinden başlayan Kastamonu’nun Küre ilçesine uzanan Küre Dağları Milli Parkı var. ÇED dosyasında bu konu da var. Verilen yanıt ne dersiniz? ‘Verilen koordinatın milli park alanın dışında kaldığı tespit edilmiştir’. Milli parkın hemen sınırında yapılacak termik santralın nasıl bir etki yaratacağı yanıtını değil de ‘Sınırımız için de değildir’ yanıtını veriyor. Zaten milli parkın içinde yapılamaz ki. Ama bu bir belge ve dosyaya kondu.

Su ürünleri, Tarım Bakanlığı tamamında benzer yanıtlar var. Hepsinde ‘gerekli önlemler alınmalı’ deniyor. Bu cevap olmaz ki. Şirket ‘Denize sıcak su vereceğim’ diyor. Bunun olası etkilerine dair tek bir satır yok.

Bilimsel bilgiyi biz sunacağız

Ama biz bu verilere teslim olmayacağız. Yapabilirsek kendimiz bilimsel verileri ortaya koyacağız. Bunu da mahkeme dosyasına ekleyeceğiz. Tüm bunları anlatıp mahkemenin ÇED dosyasında olması gereken bilgilerin kurumlardan istemesini talep edeceğiz. Yanıltıcı ve eksik bir dosya oldu. İki dava açacağız. Hem yürütmeyi durdurma hem de iptal davası açacağız. Dava sürecinde tüm bilgileri sunacağız.”

Şirket korunuyor

CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya ise şöyle anlatıyor: “Usulsuz bir uygulama ile karşı karşıyayız. 2007 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yaptırılan yılında 1/100000 çevre düzeni planı (Bartın-Zonguldak-Karabük) yok sayılıyor. O plan diyor ki ‘Burası turizm, tarım ve orman alanı’. ‘Amasra mutlaka korunması gereken bir alandır’ diyor. ‘Kalkınma planı çerçevesinde sürekli desteklenmeli’ diyor. Bu plan ‘Buraya termik santral yapılamaz’ diyor. Bu kadar net. Bakanlığın yaptığı çalışmaya ve o çalışmanın ortaya koyduğu kimliğe aykırı. Biz de bunu savunduk. ‘Bu başvuru dosyasını bile kabul edemezsiniz’ dedik.

Bakan firmaya inanmayı tercih etti

Şirkete ‘Çapak Koyunda santral kurulamaz’ denildi. Bu sefer ‘Bostanlar Köyü Çapak Mevkii’ diye başvurdular. O başvuru dosyasını kabul edip işleme koydu. Format ve Kapsam Belirleme toplantısında dedim ki ‘Bartın’da doğdum, büyüdüm, burada yaşadım. Bostanlar Mevki dediğiniz Bostanlar Köyü. Denizin 15 km içeride. Burada Çapak Koyu diye bir yok. Varsa Çatalağız Gömü’de dedik. ‘Sizi bu adam kandırıyor. Geri iade edin’ dedik. Bostanlar kısmını çıkardı Çapak Koyu diye devam ettiler.

Bu firma devleti hep yanıltıyor. ‘Amasra’da çıkan kömür 5800 kalori’ diyor. Oysa TTK ve Enerji Bakanlığı kayıtlarında 3000 kalori civarındadır. Hattat Holding, eski enerji Bakanı Taner Yıldız’a bir kutu kömür hediye yollamıştı. Yıldız, ‘Hayatımın en değerli armağanı aldım’ demişti. Ben de ‘çakma hediye aldın’ dedim. Ama bana ve bakanlığının bilgilerine değil, firmaya inanmayı tercih etti.

Firma devlete 158 milyon lira borçlu

Firma ‘Bölgede 600 milyon ton rezerv var’ diyor. TTK, görünür, muhtemel, ileride karşılaşılabilecek Türkiye’deki toplam taş kömürü rezervini 1 milyar 300 bin ton olarak açıkladı. Enerji Bakanlığının yaptığı çalışmada bu bölgedeki rezerv 170 milyon ton gözüküyor. Taner Yıldız döneminden beri firma korunuyor. Devlet 2005 yılında bölgeyi kiraya çıkardı. İhaleye tek firma katıldı. ‘Üç sene hazırlık yapacağım, sonra da 20 yıl içinde 50 milyon ton kömür taahhüt ediyorum’ dedi. Üç sene sonra uzatma istiyor. Üç kez toplamda 43 ay uzatama veriyor. Sayıştay görüşünden sonra uzatma vermiyorlar, yol gösteriyorlar. ‘Mahkemeye ver, öyle uzasın’ diyorlar.

Devletin bugün itibari ile çıkarılması gereken kömür bedeli olarak 158 milyon TL alacağı var. Parayı tahsil etmek şöyle dursun, ödül verdiler. Buna isyan ediyorum.”

***

Şirketin PR görevlisi Orhan Kural

Bartın yerel gazetelerinde bugünlerde en çok Orhan Kural’ın demeçleri göze çarpıyor. “Altı ay sonra emekli olacağım” diye Kural’ın İTÜ’den sonraki durağının Hattatlar olduğu şimdiden konuşuluyor.

‘’Orhan Kural kim?’’ derseniz onu hatırlamak için bilimsel bir makale öneremeyeceğiz. Ama magazin programlarına bir göz atarsanız arşivde bolca görüntüsü vardır. Bartın medyasında “gönüllü” olarak termik santralinin ne kadar güvenli ve çevre dostu olduğunu anlatan Orhan Kural’ın Soma’da 300 madencinin ölümünden sonra ‘’Karbonmonoksitten ölüm, tatlı ölüm’’ sözleri daha hafızalarda.

 

Tags: ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑