(Star Karabil / GazeteDuvar – 15 Kasım 2016)

Siz bu satırları okuyan sevgili insanların karbon ayakizini hesaplayarak nasıl küçültebileceği üzerine düşünmesi mümkün. Hem bakarsınız böylelikle cümlemizin yeltendiği demokratik ve eşit haklara ulaşmanın kapıları aralanır.

‘Doğayla bağınızı kaybederseniz, insanlıkla da bağınızı kaybedersiniz. Doğayla hiçbir ilişkiniz yoksa, zamanla katile dönüşürsünüz; hayvanları ya da insanları çıkar için, „spor“ olsun diye, yiyecek için ya da bilgi için öldürürsünüz. O zaman doğa sizden korkar, güzelliklerini geri çeker.‘ (1)

Ünlü hintli düşünür Krishnamurti doğayla insan arasındaki ilişkinin önemine böyle can alıcı bir yerden bakarak vurgu yapıyor. Doğayla bağını koparan insanın ne denli şiddet dolu ve tehlikeli olabileceğini sadelikle ve içtenlikle anlatıyor. Kendisinin bu bilgeliği önünde şapka çıkarmak gerek. Belki de bu son dönemlerde başımıza gelen küresel ve ülkesel politik felaketler esasen doğayla bağımızı doğru kuramamızdan kaynaklanıyordur. Modern kaygıların ve doyumların belirlediği gündelik hayatımızda doğaya ne kadar zarar verdiğimizi ve doğanın bunu nasıl bize geri döndürdüğünü biliyor muyuz? Bu soruya evet ya da hayır demekten çok gelin ölçülebilen zararlarımıza göz atarak başlayalım. Karbon ayak izimize bakalım…

KARBON AYAK İZİ NEDİR?

Doğaya zararımızın bir ölçü kaynağı olarak ortaya atılan karbon ayak izi kavramı insan faaliyetleriyle üretilen sera gazi miktarının çevreye verdiği zararın ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Karbon ayak izini ölçmede doğrudan ve dolaylı etkiler olmak üzere iki tür sınıflandırmadan bahsetmek mümkün. Bahse konu olan etkiler karbondioksit emisyonlarının doğrudan ya da dolaylı üretilmesine bağlı olarak tanımlanmaktadır. Somutlaştırmak için şöyle bir örnek verelim. Sabah kalktınız elinizi yüzünüzü yıkadınız, kahvaltı yaptınız, özel arabanızla işe gittiniz, çalıştınız, akşam eve geldiniz, yemek yediniz, televizyon izlediniz, duş aldınız ve yattınız. Peki bu günlük döngü içersinde doğaya ne kadar zarar verdiniz biliyor musunuz?

Bulunduğunuz ülkeye, kullandığınız eşya ve hizmetlerin nasıl üretildiğine göre değişebilen bu yekün farklı alanlarda orantılandırılarak ortalama bir değer hesaplanmış durumda. Ortalama bir insanın karbon ayakizini yüz puan alırsak bunun büyük bir çoğunluğu (on beş) doğal gaz, petrol ve kömür tüketiminden kaynaklanıyor. (2) Sonrasında sırayla eğlence ve tatil, kamu hizmetleri, elektrik, özel araç kullanımı ve diğer tipik üzerine hiç düşünmeden yaptığımız faaliyetler geliyor.

HANGİ ÜLKE NE KADAR ZARAR VERİYOR?

Sizlerle linkini paylaştığım (2) siteden elde ettiğim veriler baz alınırsa, söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama, 2010 yılına göre listede başı Amerika çekiyor. Sonrasında sırayla Rusya ve Almanya geliyor. Belli başlı ülkelerin 2002 ve 2010 yıllarında kişi başına ürettiği karbondioksit miktarı şu şekilde:

grafMiktarsal açıdan bakıldığında Amerika ve diğer ilk beş sıraya giren ülkelerin ürettiği kişi başı karbondioksit miktarı çok gözükse de 2002 yılına kıyasla 2010 yılındaki azalış (Rusya hariç. Neden acaba?) bu konuda söz konusu ülkelerde olumlu bir politikanın takip edildiği izlenimini uyandırıyor. Bu sevindirici. Öte yandan listenin son dört sırasında yer alan ülkelerin 100%‘ü aşan oranlarda kişi başına düşen karbondioksit salınımını arttırdıklarını görüyoruz. Söz konusu ülkelerin nüfusları göz önüne alındığında maalesef bu ciddi bir karbondioksit salınımı artışı anlamına geliyor. O nedenle özellikle ekonomik olarak büyümekte olan ya da bu hırsa sahip olan ülkelerin ve vatandaşlarının hem ciddi avantajları hem de ödevleri var. Ödevin özeti şu; “Büyürken doğayla barışmak“. Bu ödev hem söz konusu ülkelerdeki refah seviyesini yükseltebilir hem de doğayla barışmak için örnek olarak dünyaya yeni bir bakış açısı sunabilir. Bu nedenle bizlerin üzerine düşen sorumluluk ilk beş sırada yer alana ülkelere göre daha da yoğun. Ancak memlekete kişi başına düşen karbondioksit salınımının 2002-2010 yılları arasında yaklaşık yüzde kırk civarında arttığını ve bunun büyüme oranından yaklaşık sekiz kat fazla olduğunu göz önüne alırsak bu konudaki duyarlılığımızın ne kadar vahim olduğunu görebiliriz. En azından siz bu satırları okuyan sevgili insanların karbon ayakizini hesaplayarak nasıl küçültebileceği üzerine düşünmesi mümkün. Hem bakarsınız böylelikle cümlemizin yeltendiği demokratik ve eşit haklara ulaşmanın kapıları aralanır. Birilerinden beklemeden karbon ayakizinizi hesaplayarak bunu nasıl azaltabileceğinize kafa yormanız sizi daha kendiyle barışık bir insan yapabilir. Göreceksiniz hayatın zorlukları biraz daha azalacak ve hayat güzelleşecek.

Sevdiğinize vereceğiniz gülün kendi bahçenizde yetiştirdiğiniz zaman daha güzel kokacağına inanın, göreceksiniz dünya daha güzel bir yer olacak!

Doğanın çığlığına saygıyla…

(1) http://www.cafrande.org/krishnamurti-dogayla-baginizi-kaybederseniz-insanlikla-da-baginizi-kaybedersiniz/

(2) www.karbonayakizi.com