(KOS Medya – 17 Kasım 2016)

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Meclis’te yaptığı  basın toplantısında Bursa’nın doğal yaşam alanlarının ve tüm doğal kaynaklarının talana açıldığını söyledi. Sarıbal, “Yeşil bizim için hayat demektir, oksijen, ekmek, yaşamak demektir ama AKP ve yandaşları için yeşil, Amerikan doları, talan, yağma demek.” dedi.

Sarıbal, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, seçim bölgesinin tüm doğal alanlarının yok edildiğini, Bursa’nın dağlarının, ovalarının, mera ve sularının talan edildiğini öne sürdü.

Bursa’nın en değerli tarım topraklarının sanayi ve konut alanlarına tahsis edildiğini,Uludağ’ın sularının özel şirketlere satıldığını, Ketenli, Kocayayla, Gököz Göleti ve Kendir yaylasının talana açılmak istendiğini iddia eden Sarıbal, Gököz ve Ketenli bölgelerinde “Göl manzaralı ahşap konaklar” için 8 bin çam ağacının kesildiğini belirtti.

Sarıbal, kentin önce tekstil sonra da otomobil sektörü açısından sanayi kenti haline getirildiğini, tarım için son derece verimli olan Bursa Ovası’nın konut ve sanayi tesislerince istila edildiğini, bu tesislerin ihtiyaç duyduğu suyu yer altı sularından karşıladığını anlattı.

CHP’li Sarıbal, “Yeşil bizim için hayat demektir, oksijen, ekmek, yaşamak demektir ama AKP ve yandaşları için yeşil, Amerikan doları, talan, yağma demek. O yüzden bir an önce AKP iktidarından kurtulmaktan başka çaremiz yok. Bu ülkede yeşilin yaşamasını istiyorsak, insanlığın nefes almasını istiyorsak, dostça kardeşçe bu coğrafyada yaşamak istiyorsak AKP’yi götürmemiz lazım.” diye konuştu.

Bursa’daki AK Parti’li yerel yönetimleri de eleştiren Sarıbal, kentin Türkiye’deki en pahalı şehirlerden biri olduğunu belirterek, “Toplu taşımadaki ücretler İstanbul ve Ankara’dan fazla.” ifadesini kullandı.

Bursada bugün isimli internet gazetesinde yer alan habere göre CHP PM Üyesi, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal; Meclis’te düzenlediği basın açıklamasında Bursa’nın doğal yaşam alanlarının ve tüm doğal kaynaklarının talana açıldığını söyledi.

CHP’li Orhan Sarıbal; “Yeşil Bursa” denilen ve bir zamanlar gerçekten yeşil olan Bursa’nın yerinde yeller esiyor. Ülkemizin en değerli tarım toprakları sanayi ve konut alanlarına tahsis edilip yok edilirken, bu yok edilişten Uludağ da nasibini almıştır. Yapılaşma ve talan nedeniyle dünyada yalnız Uludağ’da yaşayan 33 çeşit endemik bitki türü ile Uludağ’a özgü ve ülkemizin en büyük kelebeği olarak bilinen Apollo kelebeğinin soyu tükenmek üzeredir.” ‘Yeşil Yol’ projesiyle sermaye Doğu Karadeniz’in dağlarını, yaylalarını talan etmeye hazırlanıyor. Bursa’da da Karadeniz’e benzer bir süreç yaşanıyor. Bursa’da yayla turizmi bahanesiyle Ketenli, Kocayayla, Gököz Göleti ve Kendir yaylası talana açılmak isteniyor” dedi.

‘KOCAYAYLA’DA 8000 ÇAM AĞACINI KATLETTİLER, CİĞERİMİZ YANIYOR’

Sarıbal; Gököz veya Ketenli yaylası civarında Bursaspor ve tüm spor kulüpleri için büyük bir kamp alanının yapılmasının planlandığını, Kocayayla’da ise “göl manzaralı ahşap konaklar” için 8 bin çam ağacının kesildiği ifadesini kullandı.

‘ÇOBANKAYA VE SARIALAN’DA PARASI OLANLARA VİLLALAR İNŞA EDİLDİ’

Bursalıların ucuz konaklama yeri olacağı iddiasıyla Çobankaya ve Sarıalan’da 70’e yakın villa yapıldığını kaydeden Sarıbal; bu villaların 21’inin Harput Holding’e, 48 villanın ise Derebahçe Berussa Otel konsorsiyumuna devredildiğini, yalnızca parası olanların yararlanabileceği mekânlar yaratıldığını savundu.

‘ULUDAĞ’IN  SULARI ŞİŞELERLE ŞİRKETLERE HORTUMLANIYOR’

Türkiye’de şişelenmiş su pazarının su kaynağının büyük kısmının Uludağ Milli Parkı’ndan sağlandığını kaydeden Sarıbal; düşük ücretlerle alınan ruhsat ve kullanım bedellerinin olmasında şaibe olduğunu iddia etti.

Sular hortumlanırken doğal hayatın dikkate alınmadığına değinen Orhan Sarıbal; “Uludağ’daki su kaynakları, Milli Parklar Yasası’yla koruma altındadır. Buna karşılık, Çayırlıdere Yaylası, Koğukdere Yaylası, buzul göllerinin içinde bulunduğu Karagöl Yaylası ve son olarak da Büyükdere’nin (Kocadere) kaynağı su şirketlerine tahsis edilmiştir.” dedi.

Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal açıklamasına şöyle devam etti :

‘PANCAR ÜRETİCİLERİNİN BELASI OLAN NBŞ ÜRETİCİSİ CARGİLL’İN İMTİYAZLI FABRİKASI’

“İznik Gölü kenarında kurulu bulunan Cargill günde 6 bin m3 suyu Uludağ’dan inen bir yer altı deresinden sağlıyor. Cargill fabrikası, kurulduğu günden bu yana İznik Ovası’ndaki tarım üreticilerinin kullandığı yer altı suyunun önemli ölçüde azalmasına neden oluyor.

KELES KOCAYAYLA’DA MAHKEME KARARI HİÇE SAYILIYOR

Bursa’nın en büyük yaylası Keles Kocayayla’da, orman içinde ağaçlar kesilerek taşıma suyla yapılması planlanan gölet projesine karşı Bursa Barosu ve Doğader tarafından Orman Bakanlığı ve DSİ Devlet Su İşleri’ne karşı dava açılmıştır.

Gölet bir dere yatağı üzerinde değildir. Gölet için kesilen ağaçların dışında orman içerisinde kilometrelerce uzaktaki dereden su getirilmesi için on binlerce ağaç daha keserek kanal açacaklar. Söz konusu göletin sulama amacıyla yapıldığı söylense de sonradan basına yansıyan haberlerde, bu alanda ticari amaçlı golf sahası yapılacağı ve golf sahasındaki çimenlerin sulanması için gölete ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır.

Dava görülürken gölete su taşımak için ağaç kesimine başlandığının belgelenmesi üzerine davaya bakan Bursa 2. İdari Mahkemesi, 22 Ağustos 2016 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Buna rağmen ağaç kesimi sürdürülmüş, gölet inşaatı büyük ölçüde tamamlanmıştır. Mahkeme kararları, devletin ilgili organlarınca uygulanmıyorsa orada devletin varlığına yönelik bir suç işleniyor demektir.

SUUÇTU ŞELALESİ YAKININDA KURULACAK RÜZGÂR SANTRALİ İÇİN YÜZLERCE YILLIK MEŞE AĞAÇLARI TALAN EDİLDİ

Mustafakemalpaşa İlçesi Karabayır bölgesinde rüzgâr enerjisi santrali (RES) için binlerce ağaç kesimi yapıldı. Mevcut 14 adet rüzgar gülü için iş makinalarıyla kökünden sökülen ağaçlar arasında yüzlerce yıllık meşe ağaçları da bulunmaktadır.

KANUN VE YÖNETMELİKLERE, PLANLARA RAĞMEN OVALARIMIZDA TARIM TOPRAKLARI, MERA ALANLARI YOK EDİLMEYE DEVAM EDİYOR

Tarım potansiyeli yüksek Bursa Ovası toprakları amaç dışı kullanılarak yok edilmektedir. 1976 yılında sınırları belirlenerek Ova koruma alanı ilan edilen ve 11 bin 245 hektar alan kaplayan Bursa Ovası; Kanun, Yönetmelik ve planlara rağmen korunamamış; 2011 yılı itibariyle 2.083 hektar yani yüzde 18,5 oranında bir kayıpla 9 bin 163 hektara düşmüştür.

HALKIN MERALARI DA AMAÇ DIŞI KULLANIMLARDAN NASİBİNİ ALMAKTADIR

Amaç dışı kullanımlardan yalnız tarım toprakları değil, halkın kamunun malı olan mera alanları da nasibini almaktadır.

Yenişehir Ovasında Karacaali ve Karaköy köylülerine ait Bin 385 dekar mera alanı için verilmiş olan oto test merkezi yapım kararı meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve yöre köylülerinin çabalarıyla engellenmiştir. Ancak bu kez de Koyunhisar Köyü’nün güneyinde Çardak köyünün batısında Bin 593 dekar sulu tarım arazisi ile 2 bin 767 dekar hazine arazisi için oto test merkezi yapımına yönelik plan değişikliği kararı alınmıştır.

Öte yandan tümü Uluabat Gölü II. Merhale sulama projesi sahasında bulunan ve büyük çoğunluğu kuru mutlak tarım arazisi olan bin 270 hektar alana Batı Organize Sanayi Bölgesi yer seçim kararı üretilmiştir. Söz konusu karara yapılan itirazlar üzerine yer seçim kararı Karacabey İlçesi sınırlarını kapsayacak şekilde ve 970 hektar olarak kesinleştirilmiş ve acele kamulaştırma kararı alınmıştır.

Bursa ilinden verilen örneklerle açıklanmaya çalışılan süreçler, iktidarın baskısı ve kontrolü altında kanunları, yönetmelikleri ve planları uygulamaktan sorumlu kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetimlerin desteklediği, yönlendirdiği doğal varlıklara karşı sürdürülen talan ve yağmanın bir fotoğrafıdır.

80 İNCİ MADDE DOĞANIN YAĞMALANMASINI KOLAYLAŞTIRACAK

6745 sayılı Kanun’un 80 inci maddesi ile doğanın yağmalanmasının ve yandaş şirketlere para aktarılmasının önü ardına kadar açılmış; öte yandan doğanın yağmalanmasının önündeki hukuki engeller de kaldırılmıştır.

Kentlerimizi, doğamızı kısaca yarınlarımızı hiçe sayan AKP iktidarına karşı, her türlü mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Yaşam için, umudu sürdürmek için, geleceğimiz için direneceğiz.” diyerek açıklamasını sonlandırdı.