(KOS Medya – 8 Aralık 2016)

9 Aralık Cuma 12.30’da Trakya’ya yapılması planlanan iki termik santralden İstanbul sınırları içinde kalan Silivri ayağına Beşiktaş – Balmumcu’da bulunan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne giderek itiraz edeceğiz (çağrı için tıklayınız).

Şayet gerçekleşirse, bölgede bulunan yeraltı su kaynaklarına, tarım ve orman alanlarına büyük darbe vuracak, külleri ile canlı yaşamını ve gelecek nesilleri tehdit edecek, iklim değişikliğini hızlandıracak termik santrallere karşı 350 Ankara ekibi de süreç içinde Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) online olarak itiraz etmek için bir itiraz dilekçesi hazırladı. Online olarak 14 Aralık’a kadar yapılabilen bu itirazı Türkiye’nin herhangi bir yerinden yapabilirsiniz.

Dilekçe örneğine ve BİMER‘e nasıl başvurulacağını gösteren kısa videoya aşağıdan ulaşabilirsiniz.

trakya-termik-350ankara

 

Plan değişikliği hakkında tam bilgi almak için “Trakya’ya İklimi Değiştirme Planı“.

Bimer’e nasıl girerim? Bu videoda açıklamalar size fikir verecektir.

İletilecek Dilekçe (Aşağıdaki metni dilekçeye kopyalayınız)

 

İstanbul, Tekirdağ ve Kırklareli Valiliği

İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüklerine

Konu: Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100 000 Ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı Değişikliği (İstanbul İli 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği, Tekirdağ İli 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği, Kırklareli İli 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği) ile Elektrik Üretim Alanları ilanı

İtiraz: Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100 000 Ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile mevcut planda “Tarım Arazisi” ve “Orman Alanı” olarak yer alan, ayrıca “Aşırı Yeraltı Suyu Çekim Alanı” ve “Yeraltı Suları Besleme Alanı” olan, İstanbul İl sınırlarındaki bölümü ise “Ağaçlandırılarak Ormanla Ekolojik Olarak Bütünleştirilecek Alan” olan bölge “TKİ Vize Enerji Üretim Alanı” ve “EÜAŞ Çerkezköy Enerji Üretim Alanı” olarak ilan edilmiş ve bu değişiklik ilgili Valiliklerin İl Çevre ve Şehircilik Müdürlükleri tarafından askıya çıkarak halkın görüşüne açılmıştır.

Plan değişikliği ile yerin altından kömürün çıkartılarak yakılacağı ve yanma sonucu ortaya çıkan külün ve zararlı gazların insan sağlığına ve iklim değişikliğine yol açan sera gazlarının salımına neden olacağı açıktır. Bakanlığınız tarafından yapılan plan değişikliği ile telafisi imkansız zararların ortaya çıkacağı açıkça görülmektedir. Bu değişiklikler ile:

Mevcut mevzuata ve havza yönetim planlarına aykırı bir değişiklik yapılmaktadır. Zaten mevzuatta “tabakaların her hangi bir noktasından su çekildiğinde, bütün su kütlesine tesir edilmiş olur.” ifadesi ile yeraltı sularına olumsuz etki açıkça yer almasına rağmen ve ilgili havza planlarında bölgede yer altı su rezervlerinde azalma olduğu ve korunması gerektiği ifade edildiği halde bu plan değişikliğinin yapıldığı görülmektedir. Yapılan değişikliğinin bütün bölgeyi kuraklaştıracağı, tarım, orman ve alt sektörleri ile insan yaşamını ve geçim koşullarını etkileyeceği açıkça ortadadır.

Anayasa`nın 56. Maddesi ile güvence altında alınmış sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ihlal edilmektedir. Her iki sahadaki kömürün yüksek nem ve düşük kalorisi yanında yüksek külü dikkate alındığında milyonlarca ton uçucu külün bölgeye yayılacağı, filitre sistemlerinin de kısmen tutabildiği dikkate alındığında, yine de yüzbinlerce ton külün yakınlardaki yerleşim birimlerine, çevredeki tarım alanlarına, ormana, doğal yaşama ve insan sağlığına olumsuz etki edeceği ortadadır.

Uluslararası sözleşmelere ve Anayasa ve mevzuatta belirtilen yükümlülükler dikkate alınmamıştır.Anayasa’nın 90. Maddesi’ne göre Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır. 4990 sayılı “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ve bu sözleşmenin uygulama protokolü olan 5836 sayılı Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ile Türkiye, iklim değişikliğinin tehlikeli olduğunu, sera gazlarının azaltılması ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı önlem alınması gerektiğini kabul etmiştir. Bu konu ulusal mevzuatta açık olmasına, plan değişikliği ile ortaya çıkacak projenin sağlayacağı etkilerin bilinmesine rağmen ve aşırı iklim olayları 2015 yılında ülkemizde rekor kırmışken planlanan projenin iklim değişikliğini geri dönülmez noktaya taşıyacağı gerçeği dikkate alınmamıştır.

Bu çerçevede; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tabi olduğu yasal düzenlemeler, taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasa’nın 56. Maddesi ile güvence altına alınan “temiz çevrede yaşama hakkı” çerçevesinde, adı geçen çevre düzeni planlarında “Elektrik Üretim Alanı” olarak yapılan plan değişikliklerinin; iklim değişikliğini geri dönülmez noktaya sürükleyeceğini, bölgenin su kaynaklarına (yüzey ve yeraltı suyu) etkilerini artırarak kuraklığa neden olacağını ve oluşacak sanayi atıkları ile telafisi mümkün olmayan zararlar oluşturacağını dikkate alarak reddedilmesi gereğini bilgilerinize sunuyoruz.