Okuma süresi: 2 dakika

(Alakır Nehri Kardeşliği – 16 Aralık 2016)

Önce suyu Hasan Tığlı’ya ait Metamar şirketi’nin Kürce HES’i ile kurutulan, daha sonra bir de Hamide Teyze’nin çocukları tarafından o HES’in şantiye şefi Ali Süzen’e satılan asırlık Sinit Değirmeni, yapılan başvuru sonucunda Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla koruma altına alınarak tapusuna ‘Korunması Gerekli Kültür Varlığı’ şerhi konuldu.

HES şantiye şefi Ali Süzen değirmen dahil Kürce HES’in etrafındaki birçok araziyi satın almış, daha sonra da bu mülkleri yine Hasan Tığlı’nın sahibi olduğu ve aynı Metamar şirketi gibi mermer ocakları işleten “Orhuntaş” şirketine devretmişti.

Satın aldıkları arazilerde anıt ağaç niteliğindeki meşe ağaçları dahil tüm yaşamı tamamen katlederlerken hazine arazilerini de işgal ederek tahrip ettiklerini tespit edip suç duyurusunda bulunmuştuk.
Bu arada Hamide Teyze’nin çocukları tarafından şirkete satılmasıyla değirmen de büyük tehdit altına girmişti. Koruma altına alınmasıyla ilgili derhal yapılan başvuru sonucunda Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu yaptığı incelemeler sonucunda değirmenin koruma altına alındığını ilan etti.

Fotoğrafın çekildiği (ekim 2004) o güzel günlere dönecek olursak;

O zamanlar ne HES var, ne şirket, ne de şantiye şefleri falan.. Hamide teyze var, Durmuş amca var, asırlık meşeler var, gürül gürül akan Alakır nehri var değirmenin önünden.. İnsanlık var. Bilgelik var. Bolluk var. Bereket var. Muhabbet var.. Satılık pek bir şey de yok o zamanlar. ‘Paran olsa ne alacaksın ki zaten herşeyin var’ dönemi.. Para’nın ahlakı ve insanları henüz bu kadar ucuza satın alamadığı günler..

Birkaç kişiyle birlikte Hamide Teyze’nin değirmeninin arığını temizleyip suyu çağırmıştık. Durmuş Amca ile birlikte değirmenin eskimiş paletini çınar ağacından yontup yerine takmıştık. Fotonun çekildiği gün Durmuş amca yazın hasat ettiği buğdaylarını atına sarıp getirmiş, birlikte öğütmüştük. Sonrası ateş, sac, yufka, nimet, bereket, şükran, muhabbet.. işte 🙂

Güzel günler gördük çocuklar! Çok güzel günler. Ve artık kimin iblis kimin melek olduğu da biliyoruz. Tipinden tanıyoruz. Hepsini gördük çocuklar. Artık hepsini biliyor ve tanıyoruz. Onun için çok daha güzel günler göreceğiz çocuklar. Çok daha güzel günler. Çıplak ayaklarımızı yeşilliklere süreceğiz. Hem de hep birlikte yaşayacağız bu sefer çocuklar!