(KOS Medya – 29 Aralık 2016)

Batı Toroslar’ın en yüksek zirvesi olan Kızlar Sivrisi Dağı eteklerinde bulunan ‘Şah Ardıç’, 12 yıl sonra 1000 yaşına girecek. Çapı 2.42 metre, boyu 22.8 metre olan Şah Ardıç’ın yanı sıra, aynı ormanda 2.29 metre çap ve 32.5 metre boya sahip 897 yaşındaki ‘Koca Sedir’ de bulunuyor.

Mehmet Çınar’ın DHA’da yer alan haberine göre, Antalya’da doğa yürüyüş grupları ve dağcıların en gözde bölgelerinden Elmalı İlçesi’ndeki Kızlar Sivrisi Dağı’nın eteklerinde bulunan anıt ağaçlar büyük ilgi çekiyor. Batı Toroslar’ın en yüksek zirvesi 3086 metre yüksekliğe sahip Kızlar Sivrisi Dağı’nın eteklerinde 1520 metre rakımda bulunan Sedir Araştırma Ormanı, yüzlerce yıllık anıt ağaçları da barındırıyor. 2010 yılında Batı Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü ekipleri tarafından ölçümü yapılan Şah Ardıç 988 yaşında. Şah Ardıç’ın çapı 2.42 metre, boyu da 22.8 metre. Aynı ormanda bulunan 897 yaşındaki ‘Koca Sedir’in ise çapı 2.29, boyu 32.5 metre.

12-yil-sonra-1000-yasina-girecek-9102722_o

Fotoğraflar:DHA

Bin yıl öncesinin genetiği
Bölgeye doğa yürüyüşleri düzenleyen Patika Doğa Yürüyüş Grubu’nun kurucusu orman yüksek mühendisi Nusret Yakışıklı, yaşlı ağaçların öneminin ülkemizde ne yazık ki tam kavranamadığını söyledi. Yaşlı ağaçlar ya da yaşlı ormanların genç ormanların dedesi olduğunu dile getiren Nusret Yakışıklı, “Zengin yaşam formlarını içinde barındırır. Sayısız faydalı mikroorganizmaların, yosun, liken, mantar çeşitlerinin hatta kuşlar ve memelilerin sığınağıdır. Tabiata yararlı böceklerin mekanıdır. Genetik ve biyolojik çeşitlilik açısından ve mikro iklim dengeleyiciliği açısından önemlidir. Bin yıl öncesinin genetiğini günümüze taşımış bir canlı var karşınızda, heyecan verici değil mi? Uzun yaşama nedenleri araştırılsa kitapları, kütüphaneleri doldurur” diye konuştu.

Biyolojik ve turizm açısından önemli
Yaşlı ağaçları ziyaret ve onunla fotoğraf çektirme isteğinin dünyada olduğu gibi ülkemizde de yavaş yavaş ilgi odağı olmaya başladığını belirten Yakışıklı, şöyle dedi:
“ABD’de yaşlı Sekoya ormanının yılda 18 milyon ziyaretçisi olduğu söyleniyor. Ülkemizde yaşlı ağaçların korunması biyolojik açıdan zorunluluk olduğu gibi turizm açısından da gereklilik arz ediyor. Ancak ne yazık ki ormanları yönetme sorumluluğu olan Orman Genel Müdürlüğü birçok konuda olduğu gibi yaşlı ağaçlar konusunda da ilgisiz, hatta zarar verici rol üsleniyor. Geçmiş dönemlerde daha yoğun olan ancak günümüzde de örneklerine rastladığımız orman işletmecilerinin ‘temiz işletmecilik’ yaklaşımından dolayı ormanlar ve yaşlı ormanlar geleneksel ve bilinçli olarak temizleniyor. Yaşlı ağaçlar bakımsız ormanın bir işareti olarak kabul edilerek, çok değerli yakacak odun olarak görülüyor. Ormanları biyolojik varlıktan öte ekonomik varlık olarak gören zihniyet yaşlı ormanlara zarar vermeye devam ediyor.”

271220161005536470462_2

Fark edilmeyi bekliyorlar
Yaşlı ağaçların bulunduğu ormanların, hastalık, böcek, iklim değişikliğine karşı genç, düzenli ve çürük gövdelerden arındırılmış yapay ormanlardan daha dirençli olduğuna işaret eden Nusret Yakışıklı, “Yaşlı ağaçlar, diğer ağaçlar için de organik madde ve besin sağlayarak ormanı daha verimli hale getiriyor. Toprak erozyonunu önlüyor, karbon depolayarak iklim değişikliğinin bazı etkilerini azaltıyor. Biyolojik çeşitliliğin korunması yalnız korunan alanlarda değil, işletme ormanlarında da dikkatle ele alınması gereken bir konu. Bu nedenle, orman ekosistemine müdahalenin minimum düzeyde tutulması, yaşlı ve bakir ormanların en azından bir kısmının kendi haline bırakılması dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek yaygınlaşan doğaya yakın ormancılık anlayışına en uygun yaklaşım. Ancak bunun gerçekleşebilmesi, orman kaynaklarının kullanımını planlayan ve bu alanları yönetenler arasındaki geleneksel anlayışın değişmesine ve doğa-dostu yaklaşımların içselleştirilmesine bağlı. Yine de dağlarda tek tük kalmış yaşlı ağaçlar fark edilmeyi bekliyor” diye konuştu.