(Yeşil Gazete – 17 Ocak 2017)

Toplum ve Bilim’in son sayısı Ekolojinin Politikası: Piyasa, Mekân, Gıda başlığını taşıyor.

Çok kapsamlı bir sayı hazırlanmış. Karbon piyasalarından mega projelere endüstriyel hayvancılıktan balık çiftliklerine ve zeytin politikalarına uzanan pek çok farklı konu ele alınıyor.

Toplum ve Bilim akademik bir dergi. Dolayısıyla içinde özgün ve güncel araştırmalar var. Belli konularda derinleşmek isteyenler için önemli bir kaynak. Sivil toplum mensuplarının, gazetecilerin, akademisyenlerin ve dünyadaki tahribata duyarlı herkesin ilgi duyacağı titiz bir çalışma yapılmış.

Dergi üç ayrı tematik başlık altında toplanmış:

A) Piyasa, Mekân, İktidar

B) Şehir ve Akışlar

C) Gıda Ağları

Toplum ve Bilim akademik bir dergi. Dolayısıyla içinde özgün ve güncel araştırmalar var. Belli konularda derinleşmek isteyenler için önemli bir kaynak. Sivil toplum mensuplarının, gazetecilerin, akademisyenlerin ve dünyadaki tahribata duyarlı herkesin ilgi duyacağı titiz bir çalışma yapılmış.

Dergi üç ayrı tematik başlık altında toplanmış:

A) Piyasa, Mekân, İktidar

B) Şehir ve Akışlar

C) Gıda Ağları

Sezai Ozan Zeybek‘in ”Ekolojinin Politikası: Yeni Sınırlar, Yeni Aktörler” başlıklı giriş yazısı, mekân, piyasa ve iktidar gibi kilit mevzulara dair kuramsal bir tartışma sunuyor. Ekolojik bir siyasetin ve bunun dilinin nasıl olabileceğini ele alıyor. Petrol şirketlerinin nasıl bir iktidar kurduklarını anlatırken iktidar kavramını ezen-ezilen ikiliğinden çıkarıyor; çok katmanlı bir hâle getiriyor. Doğa ve yerellik gibi kavramların bugün kullanıldığı şekliyle neden sorunlu olduğunu anlatıyor.

Onu takip eden Piyasa, Mekan, İktidar tematik grubunda Evren Hoşgör, Melis Ece, Nahide Konak’ın ortak çalışması karbon piyasalarına ve günümüzde giderek palazlanan yeşil ekonomi kavramına odaklanıyor. Tanzanya ve Türkiye’deki uygulamalar kıyaslanıyor. HES odaklı yeşil enerji politikalarının etkilerine ve su gaspına bakılıyor. Irmak Ertör Avrupa ve Türkiye’de balıkçılık ve balık yetiştiriciliğini inceliyor. Fatma Nil Döner, Türkiye’de yaşanan tarımsal dönüşüm sürecinde gerçeklesen toprak satışlarını ve bu araziler üzerinde planlanan projelerin sosyoekonomik ve siyasi boyutlarını Bursa Karacabey bölgesinde uygulanan toprak rejimine odaklanarak inceliyor. Orkun Doğan ise Türkiye’de zeytin üretimi ile ilgili siyasî ve hukukî mevzuat değişikliklerini ele alıyor. Son olarak Sezai Ozan Zeybek Kürt coğrafyasındaki tahribatı sayısal veriler kullanarak hayvanlar üzerinden çalışıyor.

Şehir ve Akışlar kümesinde Özlem Ünsal kent ve kent-dışı alanlar arasındaki metabolik ilişkiyi, diğer bir deyişle İstanbul’un süreklilik coğrafyasını inceliyor. Can Altay ve Onur Ceritoğlu’nun özgün çalışması kentsel dönüşümle yıkılan evlerin pervazlarının, kapı kollarının ikinci bir piyasası olduğundan hareketle geri dönüşüm meselesine başka bir ışık tutuyorlar. Eda Acara ise Trakya alt bölgesinde suyun yönetimi ve bölgesel planlama politikalarına ve kirliliğin yönetim(sizliğ)ine bakıyor.

Gıda Ağları kümesinde Bulut Aslan ve Yonca Demir organik tarım Türkiye’yi besler diyorlar. Konvansiyonel tarımı destekleyen tezleri kendi silahıyla vurarak matematiksel yöntemler ile organik tarım meselesinin hesabını kitabını yapıyorlar. Aşçıların dünyasını gözlemleyen Erhan Akarçay ise bir restorandaki gıda ürünlerinin dolaşımını takip ederek tüketicilerin duyarlılıklarının mutfaklarda karşılık bulup bulmadığını araştırıyor. Son olarak Kiraz Özdoğan, kolektif ekotarım deneyimleri üzerinden topluluk kurma pratiklerini inceliyor.

Yazıdan bir paragrafla bitirelim: [Ç]ok yakın bir zamanda (birkaç on yıl içinde) insanların dünyayla kurduğu ilişkide köklü ve acı dolu bir kırılma yaşanacak gibi duruyor. O yüzden bu yeni girişimlere eşlik edecek, onları marjinal olmaktan çıkarıp merkeze taşıyacak yeni kavramlar ve yeni teorik açılımlar hayatî önem taşıyor. Ne de olsa teorinin (nazariye, bakmaktan gelir) aslî görevi, henüz görünmeyeni görecek şekilde pozisyon değiştirmektir. Umalım ki gördüğümüz daha büyük acılar olmaz.