(Tunç Kurt / Yeşil Gazete – 21 Ocak 2017)

Amerikalı doğabilimci John Burroughs, “Sevgi olmadan bilgi kalıcı olmaz. Fakat sevgi önce gelirse bilgi kesinlikle arkasından gelecektir,” diyor. Çocuklarımızı üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyan bireyler olarak yetiştirebilmek için biz ebeveynlerin öncelikli görevi, erken dönemde doğa sevgisi verebilmek. Onların minik omuzlarına taşıyabileceklerinden fazla yük ve korku bindirmeden, doğayla oyun arkadaşı olmalarını sağlamak, bu yolda atacağımız ilk adım. İkinci adım ise doğayla ve yaşadığımız çevreyle uyumlu, sürdürülebilir yaşam tarzı benimsemeleri için doğru rol modelleri sunan çocuk kitapları seçmek.

Bu amaçla biz [Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] adını verdiğimiz bir diziye başladık. Çocuklara çevre bilinci aşılayan, farklılıklarımızla bir arada yaşamanın mümkün olduğunu gösteren kitapları derlemeye karar verdik. Bildiğimiz kitapları anımsamaya, bilmediklerimizle tanışmaya, tanıtmaya niyet ettik.

***

Küçük Oriane’nin hikâyesi, teyzesinin ona pelüş bir hipopotam hediye etmesiyle başlar. OnaDudu adını verir. Pek çok oyuncak içinde onun yeri ayrıdır. Sarılıp sıcacık uyuduğu, bir an olsun yanından ayırmadığı Dudu’yu çok sevmektedir Oriane.

Tüm oyunlarının kahramanı olur Dudu. Birlikte çöllerde seyyah, kaleyi ele geçirmeye çalışan kahraman olurlardı. Yemeklerini birlikte yer, uçak ile dünyanın dört bir yanını gezerlerdi. Böylesine sıkı iki arkadaşın hikâyesi, bir gün Dudu’nun oynamak istememesi ile tamamen değişir. Oriane buna anlam veremez. Ne olmuş olmalıydı? Neden Dudu artık oynamak istemiyordu? Daha kötüsü olmuş ve Dudu hareket bile etmemektedir. Sesi duyulmaz olur.

Bunun sebebini anlamak için önce annesine sorar. Neden Dudu hareket etmiyor? Annesi onun pelüş bir oyuncak olduğunu ve hareket etmemesinin normal olduğunu söyler. Babası da benzer bir cevap verir. Bu yetişkinler hep böyle duygusuz ve umarsızdır. O zaman Oriane ne yapmalı? Elbette onu anlayabilecek birilerine sormalı. Güneşe, çınar ağacına, aya ve yıldızlara sorar fakat onlar da yanıt vermez Oriane’ye. Tek bir çaresi kalmıştır. O da gerçek bir hipopotama sormaktır. Fakat o da yanıtlamaz Oriane’nin sorusunu.

Bir bankta hareketsiz duran Dudu ile çaresizce otururken yaşlı bir adam onu fark eder. Bu üzgün kızın derdini öğrenince bu sorunun bir çaresi olduğunu söyler. Küçük Oriane, heyecanlanır. Çözümün ne olduğuna dair pek çok şey düşünür. Bu peri tozu olabilir pekâlâ ya da gizli bir formül? Hatta belki de bir roket?

Yaşlı adama göre cevabı çok basittir. O kadar basittir ki gözlerimizi kapattığımızda her şey mümkündür. Hayal ettiğimiz zaman her şey hareket edebilir, hatta yeni maceralara atılabilir.

Bu kitabı bence özel kılan şey, Dudu’nun artık oynamamasının sebebini arayan Oriane’nin bile eskisi gibi hayal kuramamasıdır. Yani bir çocuk bile çok kısa zamanda hayal yeteneğini kaybedebilir. Burada kurtarıcımız olan yaşlı adam, Oriane’ye hayal kurmayı yeniden öğretir.

 

Bir başka dikkat çeken durum ise Oriane, Dudu ile oynadığı dönemde hayallerini gerçek olarak algılamaktadır. Hızla büyüyen Oriane, mucizenin hayal kurmakta olduğunu öğrenir. İnsanlar büyüdükçe hayal kurma yeteneklerini kaybeder. Bu konu pek çok kitapta işlenmiş olsa da küçük bir çocuğun bile bu yetiyi kısa sürede kaybetmesi açısından farklı bir yerde duruyor kitap.

Kitabın başındaki Einstein alıntısında dediği gibi “Hayal gücü bilgiden daha değerlidir.”

SEN DE HAYAL EDEBİLİRSİN
Yazar: Charlotte Bellière
Çizer: Ian De Haes
Abm Yayınları