(Pınar Pinzuti – bisikletizm.com / BirGün – 21 Ocak 2017)

Foto: Don Kişot Bisiklet Kolektifi

Otomobilsiz kentler bir hayal değil! Bundan 100 yıl önce insanların, bisikletlerin ve atların paylaştıkları sokakların bir gün kaldırım, avlu, ikinci şerit dahil otomobiller tarafından işgal edileceği kimsenin aklına gelmezdi, bugün ise bu sokakların eski sahiplerine geri verilmesi gündemde

Oslo gibi otomobilsiz bir kent olma hedefi ile otomobilsiz kent olma hazırlıklarına başlayan şehirler var. 2019 yılında şehre tek bir özel otomobil giremeyecek, 2050 yılına kadar Oslo dünyanın ilk fosil yakıt kullanılmayan şehri olmak istiyor. Oslo’nun hedefi diğer şehirleri de harekete geçirdi ve insan-odaklı ulaşım çözümleri araştırmaları hız kazandı.

Evet, hata fark edildi. Şehir yeniden tasarlanabilir, sokaklar eski sahiplerine geri verilebilir, hayalini kurduğumuz gelecekte “çocuklar sokakta bisiklete binebilir ve top oynayabilir.”

Her yıl 7 milyon insan hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklardan hayatını kaybediyor, milyonlarcası motorlu araçlardan kaynaklanan trafik kazalarında ölüyor. Bu gerçekleri görmek istememek bence bir suç. Nasıl sigara sağlığa zararlıysa şehir içinde kullanılan ve çoğunlukla “tembellik” nedeniyle tercih edilen özel otomobil kullanımı da sağlığa zararlıdır. Hatırlarsanız, bundan 30 yıl önce anne ve babalarımızın evde sigara içmesi, çocukların duman altında evcilik oynaması normaldi. Bugün ise asla kabul edilemeyecek bir durum. Sigaraya karşı başlatılan savaş, alışkanlıkları değiştirdi, hem de kısa bir sürede. Sigara içen süper kahramanlar yok, belki 20 yıl sonra otomobiliyle şehirlerin ara sokaklarında saatte 150 km hızla giden film yıldızları da olmayacak.

Tek gün yetti

Helsinki, toplu taşıma sistemine öyle büyük yatırımlar yapıyorki 2025’te kimse özel araç kullanmak istemeyecek. Paris, Eylül ayında otomobilsiz kentler gününde Paris’in en işlek ve en ünlü caddesini trafiğe kapattı, tek bir gün için yapılan böyle bir önlemin hava kirliliğini nasıl azalttığını gördü. Parislilerin -sadece bir gün için yaşadıkları gürültüsüz ve temiz Paris – tadı damaklarında kaldı. Hemen ardından belediye başkanı 2020 yılında şehir merkezine dizel araçların girmesini yasaklayacağını açıkladı ve şehrin yaya ve bisikletli ulaşım için yatırımlarını duyurdu: 8 milyon avro.

Erişilebilir alternatif ulaşım
Madrid, insan-odaklı kent olma yolunda hızlı adımlar atıyor. 2020 yılına kadar şehir merkezine özel otomobil girmesi yasaklanacak, önümüzdeki yıllarda hava kirliliği değerleri kritik seviyeyi aştığında acil durum planı uygulanacak; otomobil yasaklanıp, toplu taşıma hizmeti bedava olacak. Madrid, Avrupa’nın en büyük elektrikli bisiklet (e-bike) kiralama sistemini hayata geçiriyor. Bisikletli ulaşım herkes için erişilebilir ve kolay olacak.

Yerel ekonomiye katkı

Dublin, Brüksel, Londra, Roma ve Milano’da otomobilsiz kentler için minik adımlar atılmaya başlandı. Amerika Birleşik Devletleri, bisikletin yerel ekonomiye katkısının altını çizerek, bölgesel olarak orada yaşayan halkı sürece dahil ederek ve elbette doğru iletişim kaynaklarını kullanarak yayalaştırma ve bisiklet yolları yapımı için sokaklardan arabaları şehrin dışına taşımaya, sürdürülebilir ulaşımı özendirmeye devam ediyor. New York kesinlikle örnek alınması gereken bir kent.

Güney Amerika’da bir ülke var. Kolombiya’nın başkenti Bogota, 1974’den beri her Pazar şehir merkezini otomobillere kapatıyor. Pazar günü otomobilsiz “hayatta kalabildiğini gören kent insanı hafta içi de bu yeni hareket/ulaşım alışkanlığını devam ettirebildi. Bogota belediye başkanı bisikletli yurttaşı otomobilli yurttaşla eşit haklara sahip mesajını vurguluyor.

Otomobil krallığının çöküşü?

Otomobil endüstrisi, otomobili hayatımıza sokmak için çok para harcadı. Kent insanı otomobil sahibi olmak için çırpındı, yerel yönetimden otomobili için yol, köprü, kavşak, park yeri istedi. Kentler otomobillerin çıkardığı gürültü ve kirlilikle boğuşurken, ekonomik gücü yeten aileler şehir dışındaki villalara taşınmaya başladı. Şehrin dışında AVM’ler mantar gibi çoğalmaya başladı.

Ekonomik, kültürel ve sosyal hayatın merkez lokasyonları arttı ama ne yazıkki kimse bu noktalara ulaşım alternatiflerini düşünmüyordu. Otomobil odaklı yaşam kurgumak işte tam da buydu.

Sokakta oynayan çocuklar

Bir de benim gibiler var. Şehirde yaşamayı ve otomobilsiz olmayı tercih edenler. Mahallemde sokakta oynayan çocuklar yerine park etmiş araçlar görmek, kaldırımlarda yaşlıların dinlenebileceği banklar yerine park etmiş araçlar görmek, kaldırım işgal altında olduğu için yolda yürümek zorunda kaldığımda çekilmem için şoförlerin korna çalması, yaya veya bisikletle yol alırken egsoz dumanı solumak zorunda kalmak, bir kafenin önünde güneşin tadını çıkarmak için oturduğum masanın araçların hız merakı yüzünden çıkardıkları tozlarla kaplanması, okul bahçelerinin otoparka dönüşmesi … Biz bunları hak etmiyoruz.

Sevgili karar vericiler, bizler size bizim için bir şey yapma hakkını size oy vererek sağlıyoruz, şimdi siz de bizim için birşey yapar mısınız? Şehirlerin sürdürülebilir kalkınması ve hayat kalitesinin yükselmesi arasındaki doğru orantıyı artık anlamanızı rica ediyorum. Otomobilsiz kent olmayı ajandanıza alır mısınız?