Okuma süresi: 3 dakika

( Mehmet Baki Deniz/Kos Medya-17 şubat 2017)

AKP döneminde yapılan inşaatlaşma sürecinin yaşam alanlarında yarattığı tahribat sıklıkla tartışıldı ve tartışılıyor. Yine buna bağlı olarak önümüze gelen inşaat sürecinde yaşanan iş cinayetleri de ara ara ülke gündemine taşınıyor. Fakat tüm bu haklı itirazların yanında gözümüzden kaçan bir nokta daha var: artan karayolları yatırımlarıyla paralel artış gösteren ölümlü ve yaralanmalı kazalar

AKP döneminde karayollarına yapılan büyük yatırım, yaralanmalı ve ölümlü kaza sayısını azaltmak yerine büyük miktarda artırmaktadır. TÜİK’in 2015 yılına kadar sunduğu veriler karayollarına yatırımının, “trafik canavarını” beslediğini ortaya koymakta. Ayrıca elimizdeki veriler “karayolları terörünün” ülkenin “sürücü hataları” başlığı altında gizlenen önemli sorunlarından biri olduğunu da göstermektedir. Gelin bu yazıda AKP dönemi karayolu sevdasının bir dökümünü bu çerçeveden yapalım.

Hızla yükselen karayolu yatırımları

Gelecekte AKP dönemini hatırladığımızda aklımıza gelecek ilk icraatların başında meşhur “duble yollar” olacaktır mutlaka. Kasım 2002’de iktidara geldiğinde Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı en çok akılda kalan açıklamalardan bir tanesi AKP iktidarı döneminde 15 bin km duble yol yapılacak olmasıydı. Bu inşaatlaşma hamlesinin hem ülkenin karayolu sistemini sağlıklı hale getireceği hem de ekonomiyi canlandıracağını iddia ediyordu AKP kurmayları. Gerçekten de geçen sürede asfalt yol miktarı 15 bin km olmasa da büyük artış gösterdi. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün istatistiklerine göre 2002 yılında Türkiye’de toplam yol miktarı 61 bin km’den 2016’de 3 bin km artışla 64 bin km’ye ulaştı[1]. Bununla beraber asfalt yol miktarı 7 bin km’den 19 bin km’ye dayandı. Yani 14 yılda toplamda 12 bin km’lik asfalt yol, tahminen “duble yol” inşaatı yaptı AKP hükümetleri. Bunun yanında çıplak gözle gözlemlediğimiz üzere birçok köprü, viyadük inşaatı da yapan AKP hükümeti Türkiye’yi tam anlamıyla bir karayolları cennetine dönüştürdü. Hatırlatmakta fayda var, aynı dönemde TCDD verilerine göre demiryolu ağı sadece 1500 km artış gösterdi ve toplam yolcu sayısı 2000 azaldı[2].

Motorlu taşıt kullanımında artış

Peki yollar yapıldıkça trafiğin hem rahatlaması hem de daha güvenli hale gelmesi gerekmez mi? Bunu söylemek zor. Zira bu dönemde bu yollar hepimizin bildiği üzere bir ihtiyacı karşılamak için değil, yaratmak için yapıldı. 2002 öncesi görece lüks olan bireysel otomobil kullanımı, AKP döneminde insanların daha fazla otomobil alması için ucuz krediler, reklamlar ve otomotiv sektörüne yapılan teşviklerle büyük oranda artış gösterdi. TÜİK’in verilerine göre 2002 yılında 8,5 milyon olan motorlu taşıt sayısı 2015 yılında 19 milyona çıktı.[3] Yani asfaltlı yol miktarı 12 bin km artarken, taşıt sayısıysa 11,5 milyon artış gösterdi. Kısaca, daha fazla yol, daha fazla taşıtı ve daha fazla taşıt daha fazla yol inşaatını tetikledi. İşte bu yüzden yollar yapıldıkça trafikte gözle görülür bir rahatlama gözlemleyemiyoruz.

Karayolları ağı sakatlık ve ölüme sebebiyet veriyor

Peki AKP döneminde perçinleşen otomotiv ve inşaat sektörü birlikteliği karayollarını daha güvenli bir ulaşım türü haline getirebildi mi? Bunun için, TÜİK’in Emniyet Genel Müdürlüğü’yle beraber hazırladığı verilere bakalım.

En son temmuz 2016 yılında yayınlanan verilere göre, 2015’de toplamda 1 milyon 313 trafik kazası oldu. Bu kazaların 183 bini yaralanmalı ve ölümlü olarak gerçekleşmiş. Bu rakamlar, verilerin paylaşılmaya başlandığı 2006 yılıyla kıyaslandığında yüzde 100’lük bir artışı ifade ediyor. 2006 yılında toplamda 728 bin kazadan 96 bini ölümlü ve yaralanmalı olarak gerçekleşmiş. Ayrıca 2006 yılında 4600 kişi kaza sonucu ölürken, 2015’de bu sayı 3500’e düşüyor. Fakat aynı dönemde yaralı sayısıysa 169 binden 304 bine çıkıyor. Dahası, bu veriler kaza anında gerçekleşen ölüm ve yaralanmaları ifade ediyor. 2016 yılında ilk kez yayımlanan verilere göre kaza sonrası 30 gün içerisinde kazaya bağlı ölümleri hesaba katarsak 2015 yılında 7500 kişi kazalar sonucu yaşamını kaybediyor. Bu basit bir hesapla her gün karayollarında yaşanan kazaların sonucunda ortalama 21 insanın ölmesi, 1000 insanın yaralanması demektir. Ayrıca kaza sonucu oluşan yaralanmaların bir kısmının kalıcı hasara yol açtığı düşünüldüğünde karayollarına yapılan büyük yatırımın hem ölüm, hem de kalıcı sakatlık getirdiğini kolaylıkla görüyoruz.

Tekrar edelim. Karayolları ulaşımının ülkenin temel ulaşım sistemi haline gelmesiyle beraber her gün ortalama 21 insan ölmekte, bini aşkın insan yaralanmaktadır. Bu büyük sorun basitçe kurallara uymayan “sürücü hatası” olarak sunulamaz. Veriler ortada. AKP iktidarı Türkiye’yi ulaşımda karayoluna mahkum ettiği sürece; inşaat ve otomotiv sektörünün karları artacak, bir yerden bir yere ulaşmaya çalışan bizlerse ya öleceğiz ya da sakatlanacağız.  Karayolu cinayetleri; hayatını kaybeden, sakat kalan insanları düşünecek olursak,  ülkede yaşanan inşaatlaşma sürecinin en ciddi insani yıkımını oluşturmaktadır. Dolayısıyla toplumsal muhalefetin bu durumu ülkenin ana problemlerinden biri olarak tartışması da gerekmektedir.

[1] http://www.kgm.gov.tr/SiteCollectionDocuments/KGMdocuments/Istatistikler/DevletIlYolEnvanter/YillaraGoreDevletVeIlYollari.pdf

[2] http://www.tcdd.gov.tr/istatistikler+m202

[3] http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=18763
http://www.trafik.org.tr/istatistikler/yillara-gore-arac-sayisi