(Gündem Saros-17 Mart 2017)

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal,  Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Turizm Koruma ve Gelişme Bölgesi” ilan edilen Saros  Körfezi’nde; birçok  taş ocağına işletme  ruhsatı verilmesi ile ilgili basın açıklamasında bulundu.

Çoğal, taş ocakları konusunda yaptığı açıklamada, “Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Keşan’da taş ocakları arka arkaya açılıyor. Son olarak İbrice Limanı’nda taş ocağı açılması için işletme ruhsatı alındı. Açık işletme yöntemi ile işletilecek ocaktan delme ve patlatma ile yılda 360 bin ton tüvenan kalker elde edilmesi planlanıyor. Bu durumun başta ormanlar olmak üzere bölgede bulunan doğal varlıklara büyük zararlar vereceği tahmin ediliyor.” dedi.

“Yeni bir taş ocağı olumsuz etkileri artırabilir”

Açıklamasının devamında, “Keşan İbrice Limanı,Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘Turizm Koruma ve Gelişme Bölgesi’ ilan edilen Saros Körfezi’nde bulunuyor. Buna rağmen bölgede taş ocağı açılmasına izin veriliyor. Verilen izinler sonucu ortaya çıkacak tablo doğal hayat için kaygı verici. Saros Körfezi’nin bir taş ocağı haline gelmesini istemiyoruz.” diyen Şirin Çoğal, “Bölgede açılması planlanan kalker ocağı sahasının tamamı (20,70 hektar) orman arazisi sınırlarında bulunuyor. Aynı bölgede daha önceden işletilen taş ocakları yeterince çevre tahribatına neden oldu. Ormanlık alanda yeni bir taş ocağına ruhsat verilmesi olumsuz etkileri daha da artırabilir.”şeklinde konuştu.

“Taş ocakları bölge ekonomisini de etkileyebilir”

Üst üste açılan taş ocaklarının bölgeyi ekonomik açıdanda tehdit edebileceğini ifade eden Çoğal, özellikle turizm, tarım ve balıkçılık sektörünün de olumsuz etkilenebileceğinin altını çizdi. Şirin Çoğal, “Keşan’a bağlı Mecidiye Köyü sınırları içerisinde yer alan taş ocakları doğal hayata zarar verirken ekonomik potansiyeli de tehdit ediyor. Yüzlerce yıl süren toprak oluşumu ve canlı yaşamı bir anda yok ediliyor.Bu nedenle tarıma elverişli topraklar zarar görüyor. Ayrıca Saros Körfezi’nin önemli dalış merkezi olan İbrice Limanı ve buradaki balıkçı barınakları,yakınında bulunan taş ocağı sebebiyle gerçekleştirilen patlatma işlemleri sırasında hasara uğradı. Bölgedeki halkın bir kısmı geçimini balıkçılıktan sağlıyor.Ancak taş ocaklarından çıkan kil ve toz kısa sürede çökmediği için balıkların solungaçlarını tıkayarak ölmelerine sebep oluyor.Dolayısıyla tahribat hem karada hem de denizde etkilerini gösteriyor.”diye konuştu.

“Edirne 2004’ten beri ‘Taş Devri’ni yaşıyor”

Trakya’da, Taş ocaklarının tozunu solumak istemediklerini vurgulayan Çoğal, şunları söyledi: “Maden Yasası’nın 2004 yılında yeniden düzenlenmesiyle taş, kum ve çakıl gibi doğal varlıklar da ‘maden’ kapsamına alındı.Bu durum Edirne’de adeta yeni bir ‘taş devri’ başlattı. Bölgedeki meralar, sulak alanlar ve ormanlar başta olmak üzere birçok doğal varlık savunmasız kaldı. Edirne’de yıllardan beri işletilen taş ocaklarından geriye; yok edilen meralar, bozulan ormanlar, verimsizleşen ve kimyasal özellikleri değişen tarım toprakları, kirlenen ve kuruyan su varlıkları, ekosistem tahribatı, duvarları çatlayan evler, bozulan köy yolları, delik deşik edilmiş dağlar kaldı.”

Çoğal, kamunun ortak çıkarlarının korunması adına TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği olarak bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceklerini dile getirerek, sözlerini tamamladı.