(Adnan Gürkan / Evrensel – 26 Mart 2017)

Aydın 2. Çevre Kurultayı, yaşam savunucuları, ekoloji örgütleri, yerel yöneticiler ve yaşam alanları talan edilenlerin katılımıyla gerçekleşti.

Son yıllarda katlanan çevre sorunları nedeniyle zor günlerden geçen Aydın’da ekoloji mücadelesi de artan bu sorunlara paralel olarak büyüdü. Dün Şükran Güngör – Yıldız Kenter Tiyatro Salonunda gerçekleştirilen 2. Aydın Çevre Kurultayı kentteki çevresel sorunlar ve bunlara karşı verilen mücadelenin tartışmaları ile geçti. Kurultaya, Aydın’ın çeşitli köylerinden yaşam alanları jeotermal ve madenler tarafından talan edilen, suları kirletilen köylülerin yanı sıra İzmir’den, Aydın’ın ilçelerinden ekoloji örgütlerinden yaşam savunucuları, yerel yöneticiler ve kurum temsilcileri de katıldı.

‘1 MİLYON 50 BİN İNSANIN HAKKINI ARAMAK SİYASETSE…’

Aydın’da yaşayan 1 milyon 50 bin insanın yaşam hakkının jeotermal şirketleri tarafından ihlal edildiğini söyleyen AYÇEP Başkanı Mehmet Vergili, “İnsanımızın havasını suyunu toprağını zehirliyorlar. Arıları, kurdu, kuşu, böcekleri, bu bölgede yaşayan bütün varlıkların yaşam hakkını tehlikeye soktular. Bize siyaset yapıyorsunuz diyorlar. Evet kardeşim, bayağı da siyaset yapıyoruz. 1 milyon 50 bin insanın hakkını aramak siyasetse, bunu canı gönülden yapıyoruz“ dedi.

Vergili’nin açılış konuşmasının ardından KHK ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu Çepeçevre Yaşam Programı’nda Aydın çevre sorunlarının ele alındığı seçki izlendi.

AYDIN TOPRAKLARI JES’ÇİLERE PAYLAŞTIRILDI

Etkinlikte CHP Aydın Milletvekilleri Hüseyin Yıldız ve Metin Lütfi Baydar da birer konuşma yaptı. Baydar’ın jeotermallerin Batı ülkelerindeki gibi işletilmesi durumunda zararsız olacağı ve CHP iktidarında tam olarak kapatılmalarının söz konusu olmayacağı gibi sözleri salondan tepki gördü. Konuşması biten milletvekilinin hemen salondan ayrılması da tepki çekti.

Emek Partisi (EMEP) İl Başkanı Abdurrahman Saran, emeğin iktidarında halkın yaşam alanlarını talan eden bütün jeotermal ve madencilik faaliyetlerinin durdurulacağını söyledi.

Jeotermallerin yarattığı çevresel sorunlarla ilgili çerçeve sunum yapan Jeoloji Yüksek Mühendisi Tahir Öngür 2007 yılında Türkiye’de jeotermal kaynaklarla ilgili çıkarılan yasa ile Aydın’ındaki dünyanın en değerli tarım topraklarının jeotermal şirketlere bölüştürüldüğünü söyledi. JES şirketlerinin yanlış uygulamaları nedeniyle yeraltı kaynaklarının hızla tükendiğini belirten Öngür, “Bu kuyuların pek çoğu birkaç yıl içerisinde bitecek. Ama çok tatlı bir kâr var. Devletin vatandaşa  KW’ı 32 kuruşa sattığı elektriği, JES şirketleri devlete 40 kuruşa satıyor” dedi.

MADENCİLİK VE SAĞLIĞIMIZ

Madencilik faaliyetlerinin çevreye ve sağlığa etkilerini anlatan EGEÇEP Dönem sözcüsü Prof. Dr. Ali Osman Karababa, “Türkiye coğrafyasında nerdeyse madencilerin ayak basmadığı yer yok. Madencilik dediğimiz zaman, coğrafyanın bozulması, doğanın yok edilmesinden bahsediyoruz. A’sından Z’sine, her aşamasında çevreye ve doğal olarak da bizim sağlığımıza zarar veren bir süreçten bahsediyoruz. Eğer sağlıklı bir çevrede yaşamak istiyorsak, sağlıklı olmak istiyorsak, o zaman çok sıkı kurallar çerçevesinde ve çok sınırlı bir sahada madencilik işletmesi yapmak zorunda kalırız.”

Konuşma ve sunumların ardından kurultay sonuç bildirgesi yayımlandı. Kurultayın kolaylaştırıcılığını yapan AYÇEP Yönetim kurulu üyesi Ali Emek ise Aydın’daki su, hava, toprak kirliliğini anlattı.