(Olcay Büyüktaş / Cumhuriyet – 1 Nisan 2017)

Başkanlık sistemi için yapılacak referandum tarihinin yaklaşmasıyla tavrını açıklayan sivil toplum örgütlerine ve kurumlara çiftçiler de katıldı.

15 yıldır iktidarda olan hükümetin çiftçiler için yapabileceği çok şey varken yalnız şirketlere çalıştığını, mazot, gübre, ilaç ve tohum fiyatlarının füze hızıyla yükseldiğini belirten Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (Çiftçi Sen) yönetim kurulu, yaptıkları açıklamayla “16 Nisan’da anayasa değişikliği için yapılacak referandum, biz çiftçiler için çok önemli. Haklarımızı kaybetmeye devam edip etmeyeceğimizle ilgili bir karar vereceğiz” görüşünü dile getirdi. Referandumu ortaya atanların, 2002- 2017 arasında tek başlarına iktidarda oldukları hatırlatılan açıklamada, çiftçiler için yapabileceklerinin önünde hiçbir engel olmadığını ancak onların yine de yapmadıklarını belirterek, “Şu anda da iktidardalar. Çiftçilerin lehine politika üretmeleri için herhangi bir engel yok. Ama ürettikleri her politika çiftçilerin değil, hep şirketlerin lehine. Mazot, gübre, ilaç, tohum her şey füze hızıyla yükseldi. Bizim ürettiklerimiz ise maliyeti bile karşılamıyor. Üretmek istiyoruz, zarar ediyoruz, bu yüzden üretemiyoruz” değerlendirmesi yapıldı. Şirketlerin önünün açılmasına, haklarının, topraklarının, sularının ve tohumlarının gasp edilmesine hayır diyen çiftçiler, ürünün değerinde satılabilmesi, kredi borçları nedeniyle topraklarını satmak zorunda kalmamak için de hayır diyeceklerini dile getirdi.

Çiftçi borç batağında

Referandumu önlerine koyanların, çiftçiyi ne hale getirdiklerini hatırlatmak isteyen Çifici Sen’in gözünden 15 yıllık bilanço özetle şöyle;

-2004-2016 yıllarını kapsayan süreçte tarıma sağlanan destek sadece 3.7 kat artarken bankaların verdiği nakdi kredi miktarı 13.5 kat arttı. Çiftçilerin takibe düşen kredi miktarı ise 9 kat arttı. Bütün bu şirket ve bankalar yanlısı tarım politikalarından dolayı çiftçi üretemez duruma getirildi.

-Tarım alanları 2002’de 26.579 bin hektar iken, 2016’da 23.900 bin hektara indi. 3 milyon hektar arazide çiftçi üretim yapmaktan vazgeçti.

-Çayır ve meralar 2002’de 14 milyon 617 bin hektar iken, 2016’da 14 milyon hektara geriledi. Büyükşehir Yasası ile talan devam ediyor. Köylerin ortak malvarlıkları olan otlak, mera ve tarlaları satılmaya başlandı. Aynı zamanda büyükşehir yasasıyla çiftçilerin üretim hakları ellerinden alınıyor.

-Hayvancılıkta, nüfus 45 milyon kişi iken hayvan sayısı 83 milyon idi. Yani yaklaşık kişi başına 2 hayvan düşüyordu. Şimdi nüfusu 80 milyona dayandı ancak hayvan sayısı 50 milyon civarında. Özetle hayvancılıkta ihracatçı iken ithalatçı olundu.

-Çiğ süt fiyatları 2014’ten bu yana arttırılmadı. Yem fiyatları her yıl sürekli arttı.

Elma ağaçları söküldü

Meyvecilik: Bu yıl narlar toplanmadı. Denizli’de elma kazandırmıyor diye elma ağaçları söküldü. Narenciyeciler portakal ve mandalinalarını yollara dökmeye başladı.

Tohum: Çiftçi tohumuyla çiftçidir. 2018’den sonra sadece şirketlerin sertifikalı tohumlarıyla üretim yapanlara teşvik verileceği, yerel/ atalık tohumlarla üretim yapanlara teşvik verilmeyeceği kararlaştırıldı. Bu tohum şirketleri lehine bir politika. Bu uygulama çiftçileri, tohum şirketlerine göbeğinden bağımlı hale getirecek.

Ekolojik tahribat arttı

Santrallar ile maden aramaları 2016’da da hız kesmedi. Artarak devam etti. Bu durum üretilen ürünlerin kalitesini düşürmekte, maliyetleri artırmakta, iklimin değişmesine neden olduğu için ürün elde etmemizi engellemekte.

-2016’da Milli Tarım Projesi açıklandı. Projeyle Türkiye tarımının iflası ilan edildi. Uygulanan yanlış politikalar sonucunda, 2016’da tarım sektörü birinci ve ikinci çeyrekte yüzde 5.6, üçüncü çeyrekte de yüzde 7.7 daraldı. Bu da tarımın iflasının rakamsal kanıtı.

Üzüm maliyetin altında

-Buğday üretim alanı 2002’de 9.300 bin hektardı. 2016’da 7.780 bin hektara geriledi. Çiftçiler 1.5 milyon hektar arazide artık buğday ekemiyor. Türkiye bugün buğday ithal ediyor.

-Çiftçiler 2002-2016 arası yanlış fiyatlandırma nedeniyle arpa ekimi yapmıyor. Yemde ithalatçı olundu.

-Üretim nohut ve kırmızı mercimekte üçte bir, yeşil mercimekte üçte iki oranında azaldı. İthalatçı olundu.

-2002’de 492 binin üzerinde aile, şeker pancarı ekiyordu. 2016’da 106 bin aile ancak pancar ekebiliyor. Pancar ekim alanı 2002’de 3.724.680 dekar iken 2015’te 2.752.721 dekara geriledi.

-2002’de 7.210.770 dekar alanda pamuk üretebiliyorken, 2016’da 4.800.000 dekara düştü.

-Bağcılıkta, 2006/07 sezonunda 1 kg kuru üzüm fiyatı 1.38 TL iken, 2011/12 sezonunda kilosu 3.43 TL, 2016/17 sezonunda ise sezon başında 2.75-3 TL civarındaydı. Şu anda da kilosu ortalama 3.25 TL’den işlem görüyor. Artık üzüm fiyatları maliyetinin altında. Komşularla yaşanan siyasal krizler nedeniyle yaş ve kuru üzüm ihracatı yapılamaz hale gelmiş üreticiler mağdur edilmiştir.

-Hükümet fındıkta çiftçiyle bağını kesti. Bilgi desteği yapmıyor. Fındığın verimliliği düştü. 2002’de bir dekarda 113 kilo fındık alınırken, 2016’da fındık verimliliğinde bir dekarda 66 kiloya kadar geriledik.

-Çayda üretici tamamen gözden çıkarıldı. ÇAYKUR Varlık Fonu’na devredildi. ÇAYKUR’un piyasayı düzenleme etkisi kırıldı. İşlevsizleştirilerek özel sektöre satılması hazırlığı yapılıyor. Üreticinin tamamen şirketlere bağımlı hale gelmesi isteniyor.

-2005 zeytin ağacı sayısı 113 milyon iken 2016’da 171 milyon ağaca yükseldi. Fakat zeytinlikleri şirketlerin lehine yok etmek için Meclis’te yasa tasarısı Demokles’in kılıcı gibi zeytincilerin tepesinde bekletiliyor. Referandum sonunda devreye sokulacak.

-2002 yılında 405 bin olan tütün üretici sayısı 56 bine düştü. Üretim 159 bin tondan, 62 bin tona geriledi. Tütün ve tütüncülük bitirilme noktasına getirildi.