(Gazete Sujin – 04 Nisan 2017)

Siyanürlü altın madeni işletmeciliği Kaz Dağları’nda geri dönülmez tahribatlara yol açacak. Yurttaşlar, “Bu işlem esnasında havaya karışacak sülfürik asitler, diğer zararlı maddeler; toprağımıza, suyumuza, bitkilerimize yerleşecek. Böylece altın uğruna biz kendi kendimizi yok ediyoruz” diyor.

Çanakkale’de 126 bin insanın su ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı’nın etrafında 5 sene önce başlatılan siyanürlü altın madeni çalışmaları bölgedeki yaşamı tehdit ediyor. Bölge halkı ise siyanür, selenyum gibi maddelerin açığa çıkmasıyla zehir saçan maden çalışmalarına tepki gösteriyor. Sadece suya değil, havaya ve tarımsal faaliyetlere de geri dönülmez biçimde büyük zararla verecek olan siyanürlü altın madeni işletmeciliği Çanakkale’nin Kirazlı, Karadağ, Lapseki gibi birçok köyünde ve beldesinde hali hazırda yöre ekolojisi için tehlike unsuru oluyor.

‘Su olmayınca hayat da durur’

Yeni açılacak maden araştırma sahalarının ise Bayramiç havzası başta olmak üzere yöreyi bütünüyle kirleteceği belirtiliyor. Yurtdışından gelen maden işletmelerinin Atikhisar Barajı su toplama havzası çevresinde derinliği 400 metre çapının ise 300 metre olduğu en az iki dev çukur açılacağı düşünülüyor. Konuya ilişkin konuştuğumuz İDA dayanışma Derneği’nden Sevinç Yelkencioğlu, “Atikhisar Barajı’nın suyu hayati önem taşıyor. Bazı evlerde arıtma ile içme suyu olarak kullanıyor. Elimizden suyumuzu alacaklar. Su hayattır. Su olmayınca hayat da durur. Belki 10 kuruş kazanacaklar ama bizim için çok değerli olan doğamızı yok edecekler” dedi.

canakkale-04-04-17-doga-severler-atikhisar-3-1024x683

‘Dünyadan bir böcek türünü kaldırsanız dünya yok olur’

Emekli öğretmen Serpil Gürbüz ise, insanların kendi kişisel hırsları uğruna dünyaya verdiği zararlara değinerek, “Bizler insan olarak, evrenin en zeki yaratıkları olarak çevremize ve dünyaya en büyük zararı biz veriyoruz. Yaşadığım şu güzel doğa peşkeş çekiliyor. Bunun acısını duyuyorum” diye konuştu. Çanakkale’deki maden işletmelerinin yurtdışından gelen özel şirketlere kiralandığını belirten Serpil, Çanakkale’deki birçok tepenin Kanadalı bir şirkete maden araması için 10 yıllığına kiralandığını söyledi. Yapılan kazılar ve çalışmaların sonucuna değinen Serpil, “Bu işlem esnasında havaya karışacak sülfürik asitler, diğer zararlı maddeler; toprağımıza, suyumuza, bitkilerimize yerleşecek. Böylece altın uğruna biz kendi kendimizi yok ediyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.

Serpil son olarak yerelde ve ülkede de karar mekanizmasının tek kişinin elinde olmaması gerektiğini ve bu konuyla ilişkili olarak başkanlık sistemine de karşı olduğunu belirtti. Ülkenin talan edilmesine ‘hayır’ dediklerine vurgu yapan Serpil, sadece Çanakkale için değil, bütün dünya ve evren için doğayı ve ‘hayır’ı savunmaları gerektiğini ifade etti.

canakkale-04-04-17-doga-severler-atikhisar-serpil-gurbuz

canakkale-04-04-17-doga-severler-atikhisar-sevinc-yelkencioglu