(Diken – 10 Nisan 2017)

Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe Mevkii’nde Cengiz Holding’e ait Eti Bakır A.Ş.’nin madencilik faaliyetlerini protesto eden göstericilere nöbet tuttukları kulübe nedeniyle ‘orman alanını işgal’ suçundan dava açıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan aldığı ‘ÇED Olumlu’ kararı Rize İdare Mahkemesi tarafından iptal edilen maden şirketi, 2 Haziran 2015’te bakanlıktan yeniden ‘ÇED Olumlu’ kararı almıştı. Bunun üzerine harekete geçen Yeşil Artvin Derneği öncülüğündeki 751 kişi ve 61 avukat, 8 Temmuz 2015’te Rize İdare Mahkemesi’nde, ikinci raporun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açmıştı. Dava, projenin ‘milli parklara ve turizm yerlerine uzak’ olması gerekçe gösterilerek mahkemece reddedilmişti.

Nöbetçilere ‘orman alanını işgal’ davası

Projeye karşı mücadele yürüten ve aralarında Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan’ın da bulunduğu üç kişi için, Cerattepe mevkiinde yaptıkları nöbet kulübesi nedeniyle, ‘orman alanını işgal’ suçundan dava açıldı.

Dernek üyeleri iki yıl önce bu kulübede 245 gün aralıksız nöbet tutmuştu.

‘Nöbet kulübesi direnişin sembolüdür’

Cerattepe bölgesindeki nöbet kulübesinin bulunduğu alanda mahkeme heyeti tarafından keşif yapılması sonrasında konuyla ilgili açıklama yapan derneğin avukatı Bedrettin Kalın, nöbet kulübesinin orman alanına herhangi bir zararı vermediğini ve esasen nöbet tutularak ormanın korunmaya çalışıldığını belirterek şunları söyledi: “Bu kulübeleri sadece ismi gecen kişiler değil Artvin halkı imece usulüyle, el birliğiyle yaptı. Biri tahtasını, birisi çivisini, diğerleri de eksikleri getirerek yaptı. Doğal olarak insanların nöbet beklerken kapalı alana ihtiyaçları vardı. O nedenle kış döneminde korunmak için yapılmıştı. Ormana zarar veren yerde değil geniş bir yol kenarında kurulmuş kulübelerdir.”

Kulübenin bir ‘direniş sembolü’ olduğunu ve asla suç unsuru olarak kabul edilemeyeceğini ifade eden Kalın şöyle devam etti: “Ormanın içerisinde binlerce ağacın kesilmesine izin verenler var. Onlara bakılmalı. Bu kulübeler Artvin halkının ve Türkiye çevre hareketinin gönlünde yer etmiş kulübelerdir. Bir direnişin sembolüdür. Asla suç konusu olarak yaftalanamazlar. Tarihe de böyle geçecektir.”