Haber

Published on Nisan 23rd, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

Dicle ve Hevsel sahipsiz kalmayacak

(Gazete Sujin – 23 Nisan 2017)

Hevsel Bahçelerinin hemen yanında tarım ve hayvancılıkla geçinen Saadet Arcanlı (66), doğal yaşamından kopmak istemediği için evini terk etmemek için direniyor. Hevsel, Dicle Vadisi ve Fiskaya’nın kimsesiz bırakılmak istendiğine dikkat çeken Saadet, “Çatışmalardan sonra biz bittiğini sandık ama her şey o zaman başladı. Yollarımız kapandı, evlerimiz yıkılmak istendi. Burayı insanlardan arındırarak Dicle’yi sahipsiz bırakmak istiyorlar” diyor.

Binlerce yıllık tarihin, yaşanmışlıkların ve doğanın iç içe geçtiği yer olan Dicle Vadisi, Hevsel Bahçeleri ve Fiskaya büyük bir yıkım tehdidi altında. “Sokağa çıkma yasağı” adı altında talan edilerek yakılıp yıkılan Sur gibi yakılıp talan edilmek istenen bu yerlerin çoğu “Kamu alanı” ilanı edildi. Tarihin, binlerce yıllık hafızanın olduğu Mezopotamya’nın gözbebeği Dicle Nehri insanlardan uzaklaştırılıp, sermaye alanlarına teslim edilmek isteniyor. Hükümet bu politikaları ile sadece Kürtlere karşı değil onun doğasına, tarihine ve hafızasına da savaş açtı. Binlerce yıllık bir bölgeyi yok eden hükümet, şimdi de gözünü geride kalan yerlere bıraktı. Onlarca insanın evinin yıkıldığı ve yerle bir olan, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Hevsel Bahçeleri geride kalanları ile direnmeye devam ediyor. Kalmayı seçenlerden Saadet Arcanlı (66) tüm zorlu engellenmelere rağmen evini terk etmiyor. Dicle Nehrinin kenarında şelalenin hemen altında bulunan evinde çocukları ile birlikte yaşayan Saadet, büyükbaş hayvanlarından elde ettiği sütü satarak geçimini sağlıyor.

‘Acele yıkım kararı çıkardılar’

220417-diyarbakir-hevsel-saadet-arcanli-4

Saadet, küçücük ama dünyaları sığdırdığı evinde 28 yıldır yaşıyor. Dicle ve Hevsel Bahçelerinin kokusu ile yaşlanan, her gün sabahın erken saatinde çamur, kar demeden, ineklerini Hevsel’de otlatmaya çıkarıyor. 2011 yılında yapılmak istenen Fiskaya Şelalesi ile evi “Kamu alanı” haline getirildi. Şelale’nin yapılmasından sonra evleri yıkılmayan Saadet, aradan geçen zamana rağmen yine yıkım tehdidi ile karşı karşıya olduklarını dile getiriyor. Proje zaman aşımına uğradığı için bir şey yapamadıkları dile getiren Saadet, belediyeye atanan kayyımın bölgeyi yeniden ranta açtığını ve yıkım kararlarının çıktığını söyledi.

‘Bize verilen parayı kabul etmedik’

Hevsel dahil çoğu yerde, evlerin yıkıldığını belirten Saadet, “Yıkım kararından sonra gelen tebligatlar ile çoğu ev yıkıldı. Hevsel ve HZ. Süleyman ziyareti civarında bulunan evlerden eser kalmadı. Bizim evimizi de yıkacaklardı ama biz verilen parayı kabul etmedik. Ömrümüzü geçirdiğimiz ev için bize sadece 5 bin vermek istediler. Bende bunu kabul etmedim. Herkesin evi yıkıldı ama ben evimi bırakmadım polisler ve belediye de bize Mayıs ayına kadar zaman verdi. Mayıs ayından önce evimizi boşaltmazsak bizi zorla çıkaracaklar” dedi.

‘Dicle’yi sahipsiz bırakmak istiyorlar’

Surda yaşanan çatışmalarda bile kafasının üzerinde kurşunlar geçtiği halde evinden çıkmadığını söyleyen Saadet, ” Çatışma zamanında buradan bir kez olsun çıkmadım, o zaman buradaki bütün evlerin elektrik ve suyunu kestiler. Zaten insanların gitmesinde ki en büyük nedenlerden biri de buydu. Çatışmalar bittikten sonra bile elektriklerimiz gelmedi. Sonra baktım olmuyor çocukların ders çalışması gerekiyor. Aylarca mum ışığında tek ders çalıştılar. Sonra gidip bir tel aldım. Fiskaya’dan buraya elektrik getirdik. Suyu da zaten Hevsel ve şelaleden alıyoruz, aylarca elektriksiz yaşadık. Çatışmalardan sonra biz bittiğini sandık ama her şey o zaman başladı. Yollarımız kapandı, evlerimiz yıkılmak istendi. Burayı insanlardan arındırarak Dicle’yi sahipsiz bırakmak istiyorlar” şeklinde konuştu.

‘Ben burayı bırakmam’

hevsel-manşet

Saadet, yıkım kararına ve engellemelere rağmen hayvanlarından ve bahçesinden vazgeçmeyeceğini belirterek, “Burada hayvanlarımız var, bahçemiz var. Her yıl sebze ekiyoruz, ineklerden aldığım sütü satarak geçimimizi sağlıyorum. Burada zamanım geçiyor, geçimimizi hayvancılık ile sağlıyoruz. Bir işim yok, sadece süt ve yoğurtlardan elde ettiğim para var. O parayla sabun ve deterjan alıyorum. Köy burası şehir gibi değil. Buradan yaşadığını anlıyorsun” dedi. Hevsel’i ve geçmişini bırakıp gitmek istemediğini ve elinden gelen her şeyi yapacağını aktaran Saadet, “Sorun para değil, en büyük mesele burada evimiz, Dicle’ye yakınız, yıllardır buradayım. Evimi ve komşularımı seviyorum başka bir yere gitsem hayvanlarımı nerede otlatacağım, nerde sebze mi ekeceğim. Ben o yüzden burayı bırakmam” diye konuştu.

Tags: , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑