Okuma süresi: 4 dakika

(Pelin Cengiz / Artı Gerçek – 26 Nisan 2017)

Türkiye’nin 20 ilinden geçerek Şah Deniz II gaz sahası doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak TANAP boru hattının 1850 kilometrelik maliyetinin 10 milyar doları olması bekleniyor.

Uluslararası finans kuruluşlarının ve bankaların verdikleri kredilerin çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini araştıran izleme örgütü Bankwatch’un “Riskli Proje – Güney Gaz Koridoru Kime Fayda Sağlıyor” raporu, Türkiye’nin nasıl riskli bir projenin daha içinde olduğunu gözler önüne seriyor.

Nedir bu proje? 3500 kilometrelik bir boru hattıyla Azerbaycan’dan Avrupa’ya gaz taşıyacak olan Güney Gaz Koridoru, Avrupa Birliği’nin enerji sektöründeki en yeni gözde projesi. Proje, her derde deva gibi sunuluyor: Avrupa’nın Rus doğalgazına bağımlığını azaltacak, kömürden vazgeçilmesine katkı sağlayacak ve daha yoksul Güneydoğu Avrupa’ya hem enerji hem iş getirecek.

Raporda, “Avrupa’nın enerji ihtiyaçlarının güvenceye almak için otoriter Azerbaycan’a ve Türkiye’ye bel bağlamanın Rusya’ya bel bağlamaktan çok farklı olmaması bir yana, daha çok sayıda otokratı da güçlendirmenin bir yolu. Geçmişte, Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi, Avrupa’nın desteklediği büyük boru hattı projelerinde insan hakları ihlalleri ve boru hattı güzergahlarının askerileştirilmesiyle karşılaşılmıştı, bunun bir uyarı teşkil etmesi gerekiyor. Projeyi eleştirenler, enerji güvenliğinin yolunun mega projelerden değil merkezsizleştirmeden geçtiğini ifade ediyor” deniyor.

Güney Gaz Koridoru tamamlandığında büyük politik ihtirasları gerçekleştirecek ya da Avrupalılara fayda sağlayacak olsa bile, bu projenin desteklenip desteklenmemesi yanıtı belirsiz olan büyük bir soru. Ancak, kesin olan bir şey varsa o da bu mega boru hattından şimdiden faydalanmaya başlamış olanların, bunu inşa edecek olan şirketler olduğu. Rapor, boru hattının Avrupa bölümünü Yunanistan, İtalya ve Türkiye’de inşa etmek üzere sözleşme imzalamış şirketleri ele alıyor. Temel olarak yerel aktörlerin kim olduklarına odaklanıyor. Boru hattının bazı bölümlerini inşa edecek şirketlerin, çoğu zaman resmi soruşturmalarla kanıtlanarak suçlu bulundukları ve yolsuzluk geçmişleri olduğu belirtiliyor.

Gelelim meselenin Türkiye ile ilgili bölümlerine… TANAP (Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi), Güney Gaz Koridoru’nun en uzun bölümü. Türkiye-Gürcistan sınırından başlayan boru hattı, Türkiye’nin 20 ilinden geçerek Şah Deniz II gaz sahası doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak. 1850 kilometrelik boru hattının maliyetinin 10 milyar doları olması bekleniyor.

TANAP’ın asli yüklenici şirketi kamu kuruluşu BOTAŞ, boru hattı bölümlerinin inşaatı için dört şirketle anlaştı: Limak, Yüksel, Tekfen ve Fernas. Limak, boru hattının Eskişehir ve Edirne’nin İpsala ilçesi arasındaki 459 kilometrelik bölümünün inşaat ihalesini kazandı. Fernas, TANAP’ın Gürcistan sınırındaki Ardahan’dan Erzurum’a kadar olan 375 kilometrelik bölümünü inşa edecek. Yüksel, Erzurum ve Sivas arasındaki 450 kilometrelik bölümü, Tekfen ise Sivas ve Eskişehir arasındaki 500 kilometrelik bölümü inşa edecek.

Şimdi sıra bu şirketlerin sicilinde…

 

BOTAŞ

BOTAŞ, TANAP’ın yüzde 30 hissesine sahip ve projeyi bu paya göre finanse edecek.

Rapordan, BOTAŞ ile ilgili satır başları şöyle: “Beyaz Enerji Operasyonu, 2001’de birçok elektrik projesinde yolsuzluk ve rüşvet soruşturması olarak başladı, 15 kişi hakkında soruşturma açıldı. Savcı Hakan Kızılarslan’a göre, TEAŞ ve Enerji Bakanlığı bürokratlarınca iki ayrı çete oluşturuldu ve farklı şirketlerden işadamları bu çeteye yardım etti. Dava, 2012’ye kadar devam etti, bu süreçte mahkumiyet hükümleri dört kez bozuldu. Skandal duyulduktan üç ay sonra istifa eden eski Enerji Bakanı Cumhur Ersümer ve eski Devlet Bakanı Birsel Sönmez haricinde enerji sektöründe faaliyet gösteren yetkililer ve iş adamları ihaleye fesat karıştırma ve organize suç örgütleriyle bağlantılarından dolayı hapis cezası aldı.

Bu kişilerin arasında, -Fernas’ın sahibi de dahil olmak üzere- daha sonra TANAP ihalelerini kazanan şirketlerin üst düzey yöneticileri de vardı: Muzaffer Nasıroğlu, eski AKP milletvekili Nezir Nasıroğlu’nun kuzeni ve TANAP’ın Ardahan-Erzurum bölümü inşa edecek olan Fernas’ın sahibi. Nasıroğlu, Mavi Hat Operasyonu’nda da hüküm giymişti. Yaşar Giregiz, Fernas İnşaat Genel Müdürü. Fuat Çelepçi, 1999-2005 yıllarında BOTAŞ Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesiydi. Şu anda Zorlu Enerji Doğal Gaz Grubu Genel Müdürü.

2007’de de yine BOTAŞ’ta yolsuzluk iddiaları üzerine Mavi Hat Operasyonu başlatıldı. Sanıklar, iddianamede yer alan suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmak, örgüt kapsamında ihalelere fesat karıştırmak, rüşvet almak ve vermek, ve suç gelirlerini aklamak konularında soruşturuldu. Aralarında eski Botaş Genel Müdür Vekili Rıza Çiftçi, eski Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcı Bekir Aksoy ve Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir’in bulunduğu davada, sanıklar 3 ile 52 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırdı. Ancak Mart 2016’da Yargıtay yerel mahkemenin kararını bozdu.”
LİMAK HOLDİNG

Limak, 2002’de AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte altın çağını yaşamaya başladı. 2004’te Türkiye tarihindeki en büyük özelleştirme ihalelerinden birine katıldı, 292 milyon dolara Tekel’in özelleştirilmesi ihalesini aldı. 2007’de Sabiha Gökçen Havaalanı’nın 20 yıllık işletme haklarını almak için 3.1 milyar dolar ödedi. 2010’da enerji dağıtımı alanına girdi, 2011’de İskenderun Limanı’nı satın alarak liman işletmeciliği alanına da el attı. 2012’de Limak-Cengiz-Kolin konsorsiyumu Yusufeli barajı ve HES projesi ihalesini aldı. Aynı konsorsiyum Erdoğan’ın mega projelerinden üçüncü havalimanı projesi ihalesini de kazandı. Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir’in 2008’deki Mavi Hat Operasyonu sırasında 30 yıla kadar hapsi istenmişti. Özdemir hakkında açılan dava yukarıda izah edildiği üzere düştü.
FERNAS ŞİRKETLER GRUBU

Fernas Grubu alt yapı, endüstriyel tesis inşaatı, doğal gaz dağıtım, enerji, madencilik, turizm, alçı imalatı ve çimento imalatı gibi farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. Fernas, petrol sondajı ile bilinen Batman’da kuruldu. Fernas’ın sahibi ve eski AKP milletvekili Nezir Nazıroğlu’nun kuzeni Muzaffer Nasıroğlu Mavi Hat Operasyonu sanıklarındandı. Muzaffer Nasıroğlu 2 yıl 6 ay hapis cezası aldı ancak cezası 2013’te Yargıtay tarafından bozuldu. Muzaffer Nasıroğlu aynı zamanda Beyaz Enerji Operasyonu’ndan yolsuzluk ve rüşvet alıp vermekten suçlu bulunmuş, 15 Şubat-7 Mayıs 2005 arası hapis yatmıştı.

Sonuç olarak, projenin fizibilitesi ve kamu finansmanı kullanılması hakkında birçok soru işareti ortaya çıkıyor. Avrupa merkezli kalkınma bankaları boru hattı anlaşmalarını fonlamak için milyarca dolarlık bütçe ayırmış durumda. Şubat ayında maliyetinin 8,5 milyar dolar olarak hesaplandığı TANAP projesinin 2 milyar 150 milyon dolarlık dış finansmanının garantilendiği açıklandı. Proje için, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile Avrupa Yatırım Bankası’ndan yaklaşık 1,5 milyar dolarlık finansmanın onaylanması bekleniyor. TANAP’a, Dünya Bankası Grubu’nun üyesi olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’ndan toplam 800 milyon dolar finansman anlaşması imzalandı.

Bankwatch, raporunda haklı olarak şu soruları soruyor:

  • AB, Güney Gaz Koridoru projesini gözde proje haline getirdi, finansmanı için yüklü miktarlarda para ayırdı. Bu projenin başarılı olacağı konusunda temin edebilir mi?
  • Aralarından bazılarının geçmişte birçok defa yolsuzluk ve organize suçlarla ilişki kurmakla suçlanmış olan bu şirketler projeyi gerçekleştirebilir mi?
  • Avrupa Komisyonu tarafından Ortak Çıkar Projesi olarak ele alınan proje, hızlandırılmış ruhsat ve finansmandan faydalanıyor. Bu raporda sunulan şirketlerin sicillerine bakıldığında bu öncelikleri sağlamak akıllıca mı?
  • AB bankaları hiçbir kör nokta kalmaksızın itinalı değerlendirme yapılması konusunda emin olabiliyorlar mı?
  • Son soruyu da ben sorayım:
  • Türkiye’nin Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi kararıyla yeniden denetim sürecine döndürülmesi kararının çıktığı bir dönemde bu projeye milyarlar dökmek ne derece akılcı?