Haber

Published on Mayıs 26th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

Marmaray için Yenikapı’ya getirilen yüzer termik santrala çevre örgütlerinden tepki: “İstanbul’da hava kirliliği artar.”

(Rıfat Doğan / Yeşil Gazete – 25 Mayıs 2017)

Marmaray’a elektrik sağlamak amacıyla geçtiğimiz haftalarda Yenikapı açıklarına demirleyen “yüzer termik santral” Doğan Bey gemisiyle ilgili konuşan çevre örgütlerinin temsilcileri ve uzmanlar, bu gemiyle birlikte İstanbul’da termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliğinin artacağına dikkat çekti. Halk sağlığı uzmanı Ahmet Soysal, deprem ve doğal afet durumlarında kullanılan bu gemiye ihtiyaç duyulmasının yanlış enerji politikalarıyla ilgisi olduğunu savundu.

Karadeniz Holding’e ait olan ve powership olarak da bilinen “yüzer termik santral” Doğan Bey gemisi, kısa bir süre önce Marmaray’a elektrik sağlamak için Marmara’ya getirildi. Daha önce Irak gibi savaş bölgelerinde ve enerji altyapısı çöken ülkelere elektrik sağlamak amacıyla gönderilen gemi, edinilen bilgilere göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından kiralandı.

Ne kadar süre kullanılacağı, hangi tür yakıt kullandığı ve çevreye nasıl etkilerinin olacağı gibi soruların yanıtsız bırakıldığı gemiyle ilgili olarak geçtiğimiz günlerde CHP İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker TBMM’ye bir soru önergesi vermişti.

“Bu gemiyle artık termik santraller İstanbul’un içine taşındı”

Bu  sorular yanıtsız kalırken, çevre örgütleri ve uzmanlar konunun başka bir yönüne dikkat çekiyor.

“Marmara’da artan bir termik santral yığını var. Asıl olarak kırda yoğunlaştırıyorlardı ve şehirden uzak tutuyorlardı ama artık şehrin göbeğine yapıyorlar” diyen Kuzey Ormanları Savunması’ndan Mehmet Baki Deniz,  şu örnekleri veriyor:

“Bunu önce Çatalca’ya yaptılar, sonra Küçükçekmece’de yani İstanbul’u direk etkileyecek bir proje yapacaklar. Tam olarak İstanbul’un dibine koyuyorlar.”

Deniz’e göre bu gemiye ihtiyaç duyulmasının temel sebeplerinden biri de KOS’un uzun süredir dillendirdiği “Marmara’nın çılgınca büyümesinin ve artık İstanbul’un ekolojik olarak yaşanamaz hale gelmesinin birebir örneği.”

“İstanbul’un artan hava kirliliğine ve iklim değişikliğine olumsuz etkileri olacak”

Mega projelerin İstanbul üzerinde büyük bir baskı kurduğuna dikkat çeken Mehmet Baki Deniz, bir ulaşım projesi olan Marmaray’ın bile artık İstanbul’a ekolojik baskı ve problem olarak geri döndüğünü belirtiyor. Deniz’e göre bu gemiyle birlikte artık termik santraller, İstanbul’un içine taşınmış olacak.

Doğan bey gemisi 24 Nisan günü Yenikapı açıklarında görüntülenmişti. Gemi şu anda Marmara’da başka bir limanda bekletiliyor.

Geminin hangi yakıtla çalıştığın ilişkin bir resmi veri olmasa da Deniz, geminin fuel-oille yani petrolle çalıştığını öne sürerek, İstanbul’un var olan hava kirliliğine yeni bir hava kirliliği eklenebileceğini iddia ediyor ve geminin artan hava kirliliğine ve iklim değişikliğine olumsuz etkilerinin olacağını belirtiyor.

Soysal’a göre gemi doğalgaz ile çalışıyor 

Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Soysal ise edindiği bilgilere göre geminin doğalgaz ile çalıştığını belirtiyor: “Doğalgaz çevrim santralinin ne kadar çevresel etkisi varsa bu geminin de o kadar etkisi var” diyen Soysal bu geminin insan sağlığı üzerinde yarattığı maliyete dair bir deneyimin dünyada olmadığını kaydediyor.

Sosyal’a göre “bu tür gemiler daha çok felaket, savaş bölgeleri, enerji sağlanamayan, enerji açığı olan bölgeler için geçici çözüm üretmek amacıyla yapılmış gemiler. Örneğin Irak’ta çalıştılar.”

“Bu gemi deprem savaş gibi durumlarda enerji altyapısı zarar gören bölgelerde kullanılıyor.”

Enerji altyapısının çöktüğü doğal afet veya savaş bölgesi noktalarında bu gemilere ihtiyaç duyulduğunu belirten Soysal, Marmaray için bu geminin kullanılmış olmasının enerji politikalarının yanlışlığıyla açıklanabileceğini söyledi.  Soysal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En büyük kentinizde enerji açığı ortaya çıkıyor ki siz bu gemiyi kullanıyorsunuz. Yenilenebilir enerjiyi kullanırsınız. Bir enerji politikanız, kurulu kapasite ve kurulu gücünüz vardır. Kurulu gücünüz birbirini dengeleyen birincil enerji kaynaklarından oluşur. Birisindeki eksiklik diğeriyle kapatılır. Enerji politikanız ve buna dair bir projeksiyonunuz vardır. Bunları karşılayacak bir plan yapmışsınızdır. Ama en büyük kentinizde enerji açığı ortaya çıkıyorsa bu daha önceden doğru bir planlama yapılmadığını gösterir.”

Temiz Hava Hakkı Platformu: Gemi yeni bir emisyon kaynağı olacak

Konuya ilişkin olark Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “İstanbul, aşırı nüfus artışı ve uygulanan kentleşme politikalarının sonucunda daha fazla beton yığınına dönüşen ve ciddi düzeyde hava kirliliği sorunu yaşayan bir kent haline gelmiştir” ifadelerine yer veren Temiz Hava Hakkı Platformuda “kentin içinde ve çevresinde bulunan ve hava kirliliğinin giderilmesinde önemli rolü olan yeşil örtü ve ormanların hızla yok edilişi de işin tuzu biberi olmaktadır” diyor.

hava1

Platform, Doğan Bey gemisinin Marmara’ya getirilmesiyle hava kirliliğinde artışın yaşanacağına dikkat çektiği açıklamasında şu sözlere yer verdi:

“Söz konusu jeneratör gemi konusunda, yetkili ağızlardan herhangi bir açıklama olmamakla birlikte gerek fosil yakıt gerekse doğalgaz tüketsin bu geminin kentin orta yerinde yeni bir emisyon kaynağı olduğu açıktır. Böylece var olan hava kirliliğine çok önemli bir kirletici kaynak daha katılarak kirlilik düzeyinin katlanmasına neden olacaktır.”

“Bilindiği gibi hava kirliliği Dünya Sağlık Örgütü tarafından en önemli kanser yapıcı kaynaklar arasında sayılmaktadır. Hava kirliliği kanser dışında başta kalp ve dolaşım sistemi sorunları olmak üzere çok sayıda sağlık sorununun görülmesine de neden olmaktadır. Var olan veriler ise ülkemizde her yıl 32.500 kişinin hava kirliliği nedeniyle öldüğünü göstermektedir.”

hava2-768x439

 

Temiz Hava Hakkı Platformu, açıklamasında “İstanbul dünya metropolleri arasında havası en kirli olanlar arasında yer almaktadır” ifadelerine yer vererek, şu verileri paylaşıyor:

“Daha önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verileri üzerinden platformumuz (THHP) tarafından yapılan çalışmalarda, İstanbul ili için partikül madde yıllık ortalamaları 2015 yılında 53 mikrogram/m3 iken, 2016 yılında bu ortalamanın 65 mikrogram/m³’e yükseldiği gösterilmiştir. Her iki seviye Dünya Sağlık Örgütü’nün kabul edilebilir limitlerinin (20 mikrogram/m³) çok üzerindedir. İstanbul ilinde kentsel ulaşım, evsel ısınma, sanayi bacalarından kaynaklanan hava kirliliği ve son zamanlarda giderek artan hafriyat, kazı faaliyetleri hava kirliliğinin önemli nedenlerini oluşturmaktadır. Bu sayılan risklerin dışında deniz trafiği kaynaklı kirlilik de İstanbul için önemli bir risk faktördür. Gemi bacalarından çıkan kirlilik araç trafiği ile karşılaştırılamayacak boyutlarda yüksektir.”

Açıklamada santralin hemen kaldırılması talep edilerek “Bütün sayılan gerekçeler nedeniyle hava kirliliğinin bu derecede önemli bir sağlık tehdidi oluşturduğu İstanbul’un ortasında, var olan kirliliğin katlanarak artmasına neden olacak bir termik santralin varlığı kabul edilemez. Santralın acilen kaldırılmasını istiyoruz” dendi.

Samsun halkı mobil termik santrale karşı mücadele etmişti

Benzer bir yüzer termik santralin çalıştırıldığı Samsun’da, halk verdiği mücadele sonucunda 2003 ve 2008 yıllarında başarıya ulaşmış ve mobil santralin kullanımını engellemişti.

2001’de Cengiz Enerji ile Aksa’nın kurmak istediği mobil santral, çevre ve insan sağlığına zarar verdiği için Tekkeköylülerin ve demokratik kitle örgütlerinin yoğun tepkisiyle karşılaşmış, bunun üzerine Samsun Baro Başkanlığı, ilk davayı 11 Mart 2002’de İdare Mahkemesi’ne açmıştı. Samsun İdare Mahkemesi, açılan davada yetkili olmadıklarını belirterek, dosyayı Ankara 10. İdare Mahkemesi’ne göndermiş, Ankara 10. İdare Mahkemesi de 20 Şubat 2003 tarihinde mobil santrallerin çalışmasını durdurmuştu.

Mahkeme tarafından durdurulan mobil santraller, Çevre ve Orman Bakanlığı’nca yapılan yönetmelik değişikliğinin ardından ‘ÇED Olur Raporu’ verilerek 1 Ağustos 2007’de yeniden faaliyete geçirilmişti. Bunun üzerine Samsun Barosu, Rapor’un iptali için aynı ay içerisinde Ankara 10. İdare Mahkemesi‘ne tekrar dava açmış, dava 22 Ocak 2008’de sonuçlanmış, 16 Şubat 2008 tarihinde santraller tekrar şalterlerini indirmişti.

Bu kez de Ankara 10. İdare Mahkemesi’nin “yürütmeyi durdurma” kararına karşı ilgili firmalar ile Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından bir üst mahkemeye yapılan itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi‘nce kabul edilmiş ve 10. İdare Mahkemesi’nin “yürütmeyi durdurma” kararı 2008 yılı Mart ayı içerisinde kaldırılmış, mobil santraller tekrar çalışmaya başlamıştı.

Bu süreç devam ederken Baro Başkanlığı’nın Samsun İdare Mahkemesi’ne açtığı “işyeri açma ruhsatının iptali” davası sonucu, İdare Mahkemesi tarafından işyeri açma ruhsatları iptal edilen firmalar, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nce mühürlenmişti.

İstanbul halkının, sivil toplum örgütlerinin ve meslek odalarının Samsun’da bundan on yıl önce verilen mücadeleden nasıl örnek alacağı ve yüzer santralin İstanbul’da çalıştırılıp çalıştırılmayacağı merakla bekleniyor.

Tags: , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑