Kent

Published on Haziran 4th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

Danıştay’a göre Sur’un ‘acele’ yıkımı hukuka uygun: Bakanlık yeterli çalışmayı yapmış!

(Rıfat Doğan / Diken – 2 Haziran 2017)

Foto: Reuters

Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel açıdan en zengin ilçelerinden Sur’da kentsel dönüşüm kapsamındaki acele kamulaştırmalara karşı açılan davada Danıştay, hukuka aykırı bir durum olmadığını belirtti. Davaları takip avukat Nuray Özdoğan ise ortada ne doğru düzdün bir tespit ne de bilirkişi raporu bulunduğunu söyledi.

Bölgede uzun süre yaşanan çatışmalar nedeniyle ağır tahribata uğrayan Sur, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2012 yılında alınmış riskli alan ilan kararına dayanılarak 25 Mart 2016’da bakanlar kurulu kararıyla acele kamulaştırma kapsamına sokulmuştu. Sur’da oturan yurttaşların bazıları acele kamulaştırma kararına karşı yargı yoluna başvurmuştu.

Şu ana kadar açılan davalarda kararlar gelmeye başladı.

Camikebir Mahallesi, 359 ada 1 parsele ilişkin davada Danıştay 14 Şubat’ta yürütmeyi durdurma istemini reddederek, acele kamulaştırma kararının hukuka uygun olduğunu kaydetti. Davada en ilginç ayrıntı ise karardan yaklaşık üç ay sonra 8 Mayıs tarihinde Danıştay savcısının davayla ilgili görüş bildirmesi.

Bilirkişi raporu yok, dayanak bakanlığın savunması

Kararında bilirkişi raporu dahil herhangi bir bilimsel rapora yer vermeyen Danıştay, bakanlığın savunmasını ve dört başlıkta yaptığı durum tespitini baz aldı. Söz konusu dört başlıkta ilçede riskli, Suriçi bölgesiyle bağdaşmayan, restorasyona ihtiyaç duyan ve yıkılıp yenilemesi gereken binalar bulunduğu belirtildi.

Bakanlığın dört başlıkta da yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesine dönük savunmasına itibar eden yüksek mahkeme, söz konusu taşınmazın korunması gerektiği yolunda somut bir iddianın bulunmadığını belirterek “Bakanlık kararın hukuka aykırılık görülmemiştir” dedi.

Bakanlık ayrıntılı çalışma yapmış

sur-yikim2

Gerekçeli kararında bakanlığın ayrıntılı teknik çalışmalar yaptığını ve bunun sonucunda bölgenin riskli alan ilan edildiğini kaydeden Danıştay, şu ifadelere yer verdi: “Acele kamulaştırmaya konu taşınmazların mahalle ada ve parsel numarası gösterilmek suretiyle tek tek belirlendiği ancak alanın bütünlüğü de göz önünde bulundurularak yukarıda belirtilen sebeplerle ve kullanılmaz halde bulunan bölgenin kent çeperinde çöküntü alanı oluşumunun önlenmesi, imar ıslahının bir an önce yapılabilmesi için acele kamulaştırma kararının alındığı sonucuna varıldığı…”

Karar çıktı, savcı üç ay sonra görüş bildirdi

Danıştay savcısı da 8 Mayıs tarihli benzer bir görüş bildirerek bakanlar kurulu kararında hukuka aykırılık olmadığını savunup yürütmeyi durdurmanın reddini talep etti.

Avukat Nuray Özdoğan ise ‘söz konusu davada acele kamulaştırma işlemine dair Danıştay savcısının ‘bölgenin sağlıklı yapılaşması ve taşınmaz kültür varlıklarının ihya ve restorasyonun çalışmalarının yapılabilmesi’ gerekçesiyle işlemin hukuka uygun olduğunu iddia etmesine rağmen Danıştay’ın, Kürt illeri dışındaki dava dosyalarında alanın yenileme alanı olmasının acele kamulaştırma gerekçesi yapılamayacağı yönünde kararlar verdiğini’ söyledi.

“Davasını yürüttüğümüz Surlu vatandaşın işyeri kapalı çarşıda olup fotoğraflardan yerin sıfır hasarlı olduğu görülmekte”diyen avukat şöyle devem etti: “Yine müvekkilin aktarıma göre idare tarafından bu çarşıda bulunan işyerlerinde idare tarafından yenileme yapıldığı belirtilmiştir. Yenileme yapılan bir yere dair acele kamulaştırma kararında ısrarcı olunması anlaşılamamaktadır. Tek anladığımız “Sur” söz konusu olunca yargının herhangi bir olumlu karara imza atmak istemediğidir.”

Özdoğan ‘bu tarz davalarda mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi zorunlu iken Danıştay’ın keşif ve bilirkişi inceleme taleplerini reddettiği’ne dikkat çekti: “Tüm idare savunmaları ve Danıştay kararlarında kültür varlıklarının korunmasından bahsedilmekte ancak kültür varlıkları konusunda 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununun neden uygulanılmasından kaçındığı anlaşılamamaktadır. Alanın dönüşümünün 60 ayda (beş yıl) tamamlanacağı ifade edilmesine rağmen buradaki kamu yararı ve acelelik hali açıklanamamaktadır.”

2012 raporuyla 2017’de 187 hektar alan yıkılmak isteniyor

Avukat, idarenin 2012 yaptırdığı teknik raporlara dayanarak 2017 yılında 187 hektarlık bir alanın yıkmak istediğini de belirtti:, “O dönem AFAD tarafından verilen raporda alanın afet maruz bölge olmadığı riskli alan kararı için uygulama yönetmeliğine uygun inceleme yapılması gerektiği bildirilmiştir. 2012 de hukuka aykırı olan riskli alan kararı şimdi de hukuka aykırıdır.”

Özdoğan sözlerini şöşle tamamladı: “Yargı politik karar vericilere göre değil hukuka yasaya göre karar vermek zorundadır. Yaşananlar aynı zamanda insan hakkı ihlalidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi çevre alanında işlenen suçları da yargılama alanında kabul etmiştir. Koca bir alanın tarihin kültürün yok edilmesinde binlerce insanın sürgün edilmesinde imzası olan herkes hem ulusal hem uluslararası hukuk nezdinde sorumlu olduğunu bilmelidir.”

Tags: , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑