(Mehveş Evin / Gazete Duvar – 6 Haziran 2017)

Bakalım çocuklarınız hangi havayı soluyarak büyüyecek… Nükleerden, termikten kirlenen gıdalarla nasıl beslenecek, hangi suyu içecek?

Meydanlarda vatan, millet, toprak diye bas bas bağırırlar… Ama iş ranta gelince en değerli kamusal varlıkları dahi satılıktır.

Hiçbir değer, hiçbir mantık onları durduramaz.

Zeytinlikler, mera ve kıyılarla ilgili Meclis’e sunulan şu son yasa tasarısı tam da böyle bir örnek. Tepkiler üzerine değişiklik yapıldı, buna göre güya zeytinliklerin imara açılması yasaklandı.

Ama maden sahası ve sanayi tesisine izin var!

Güya diyorum, zira sayısız örnekte gördüğümüz gibi, madene, sanayiye izin vermek zaten bir bölgenin dokusunu, ekolojisinimahvedecek hareketler. Peşi sıra bir torba yasa daha çıkarılarak imara da, başka faaliyetlere de açılır.

Kaldı ki turizm iyi gitmiyor, bu gidişle toparlayacak gibi de değil. Turizmciler kan ağlıyor, Batılı turist ayağını kesti. Kıyılarda tatile gelen yok.

Ya madencilik öyle mi? Maşallah, altın yumurtlayan tavuk.

117 milyon zeytin ağacı tehdit altında mıymış, kimin umurunda? Bütün kıyıları kele çevir, yandaş patronlara ihaleleri dağıt, yakında zeytini de Tunus’dan, Yunanistan’dan ithal edersin, ne olacak?
MADEN SEKTÖRÜ KADAR KAZANDIRANI YOK

Tasarının yedinci kez, üstelik OHAL koşullarında getirilmesi tesadüf değil.

Madenin, nükleerin, taş ocağı işletmelerinin yanında zeytinden, zeytinyağından elde edilecek kar ne ki?

Zeytinde bir yıl az, diğer yıl fazla ürün alır ama karını katlayamazsın. Ama madencilik öyle mi?

Rakamlar konuşsun, gazetecilik konuşsun:

“Son sekiz yılda madencilik sektörünün kârı, tüm sektörler ortalamasının iki katından fazla arttı. Sanayi Bakanlığı’nın Girişimci Bilgi Sistemi verilerine göre 2006-2014 arasında tüm sektörlerde faaliyet kârı yüzde 137artarken, madencilik sektörünün kârında yüzde 288 artış yaşandı.

Madencilik sektörünün 2014 faaliyet kârı 4.2 milyar lira. Kârlılık oranı ise yüzde 10.4.Tüm sektörlerin ortalama kârlılığına bakıldığında oran yüzde 3.4’te kalıyor.

Buna göre, madencilik sektöründe kâr, ortalamayı üçe katlıyor.Tarım ve ormancılık 2.26 milyar lira kâr elde ederken kârlılık oranı yüzde 3.4.” (İş Güvencesinde Kanlı Kar, Pelin Ünker, Cumhuriyet, 21.03.2016)

En karlı sektörlerin, en kanlı sektörler olduğunu ayrıca hatırlatalım. İş cinayetleri en çok inşaat ve madencilikte yaşanıyor. Soma’yı da mı unuttunuz yahu?

DOĞAYI SAVUNANIN İLLA ÇIKARI MI OLACAK

Zeytincilik Yasası değişikliğini eleştirenlerden biri de Tarkan oldu. “Bir ülkenin en büyük nimeti, değeri onun doğasıdır. Zeytin ağaçları Anadolu’nun hazinesidir, belleğidir. Rant için zeytin ağaçlarına kıymayın” diyen Tarkan’a cevap gecikmedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Tarkan’ın zeytinlikleri mi varmış, ne yapacakmış zeytinlikleri? Tarkan’ın şarkılarını seviyoruz. Tarkan şarkılarını söylesin” şeklinde neresinden tutsanız elinizde kalacak cümleler sarf etti.

Öyle ya.. Şarkıcı, şarkıcılıktan başka bir iş yapmamalı, siyasete, doğaya, dünyevi işlere karışmamalı! O zaman AKP’ye, başkanlık sistemine destek klipleri çektiren futbolcular, sanatçılar, bir takım ünlü kişilikler de ortalığa çıkıp hiç konuşmasın.

Ha tabii, onlar ayrı!

Kaldı ki bir insanın doğa talanına karşı çıkmasından illa kendi çıkarını kollaması mı aklınıza geliyor?

Doğru ya, kafa hep böyle çalışıyor! Bir insanın yürekten, karşılıksız, çıkarsız, doğayı, memleketi ve insanlığı savunması ya da hak araması,“işin içinde başka bir iş” olmadan size göre mümkün değil!

Referansınız, kendi icraatınız olduğuna göre şaşmamak lazım.

ÇOCUKLARINIZ MADEN YİYEREK Mİ BESLENECEK?

Gezegeni, suyu, toprağı, hayvanı, insanı sırf kar sağlamak üzerinden değerlendiren bu anlayış, sadece bilimsel gerçeklerden, akıl ve mantıktan yoksun değil, maneviyattan da nasibini almamış.

Hadi maneviyatı geçtim… Hatta Kuran’dan, İslam alimlerinden doğa sevgisi ve önemi üzerinden örnekler verecektim ama vazgeçtim. Çünkü faydası yok.

İyisi mi memleketin tamamını maden sahasına çevirin, satılmayan son toprağı, suyu, ağacı da satın.

Satın satın, memleketin her dönümünü satın!

Bakalım çocuklarınız hangi havayı soluyarak büyüyecek… Nükleerden, termikten kirlenen gıdalarla nasıl beslenecek, hangi suyu içecek?

Ekolojik yıkımın yarattığı tahribatlardan dolayı hangi hastalıklara yakalanacak?

Ha tabii, ayrıcalıklıların bu sorunlardan muzdarip olmayacağını, servetin yedi ceddinize yeteceğini hesaplıyor olabilirsiniz.

O zaman hayırlı işler size.