(KOS Medya, 23 Temmuz 2017 Fotoğraflar: DHA)

İstanbul halkı hafriyat kamyonu terörü yüzünden hayatını kaybetmeye, yaralanmaya devam ediyor. Açılan davalarda sorumlular aklanıyor, şehir hayatları kabusa çevrilen ve kazalardan etkilenen insanların suçlu bulunmaya devam ettiği düzenlemeler iyileştirilmiyor. Geçtiğimiz hafta hafriyat kamyonları yüzünden 12 kişi yaralandı, bir kişi de öldü. Kazalardan birinde hafriyat kamyonu İETT otobüsüne çarptı. İnşaat baronlarının ölüm filoları PR projeleriyle korunurken, taşeron şirketler ve emniyet kurumları arasındaki rüşvet ilişkisi “Polisi hallettim, sen geçersin” replikleriyle can almaya devam ediyor.

19 ve 20 Temmuz tarihlerinde iki ayrı kaza: 12 yaralı, 1 ölü
İstanbul’da özellikle 3. havalimanı, 3. köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu gibi ekolojik ve ekonomik yıkım getirdiği tescilli ‘proje’lerin inşaatlarının ve kentsel dönüşüm süreçlerinin hız kazandığı son 4-5 sene içinde hafriyat kamyonları, şehrin neredeyse her sokağında hayatın bir parçası haline getirildi. Arnavutköy, Eyüp ve Kadıköy gibi bu projelerin doğrudan etkilediği ilçelerde yaralanmalı veya ölümlü kazasız gün geçmez oldu.

19 Temmuz 2017’de Eyüp’te bir hafriyat kamyonu ve Akpınar-Arnavutköy seferini yapan bir İETT otobüsü çarpıştı. Kazada otobüsteki 11 yolcu ve kamyon şoförüyle birlikte toplamda 12 kişi yaralandı.  3. havalimanı projesi yüzünden çevresinde ve içinde seyreden hafriyat kamyonlarının sayısında büyük bir artış gerçekleşen Akpınar Koyü’nün Muhtarı Ali Genç, “Otobüs şoföründen aldığım bilgiye göre kamyon süratle geliyor otobüs kaçıyor ama yine de kamyonun dorsesi vuruyor. Burada sürekli bu kazalar oluyor” diye konuştu.

Geçen hafta gerçekleşen ikinci hafriyat kamyonu kazasında ise ölüm vardı. Kadıköy’deki kaza, İstanbul’un en işlek caddelerinden Bağdat Caddesi’nin hemen üst kısmındaki Tanzimat Sokak’ta gerçekleşti. Hafriyat kamyonunun altına aldığı motorsikletin sürücüsü Volkan Aydemir, kamyonun lastiğiyle motorsiklet arasında sıkışarak can verdi. Kamyon şoförü Tekin Birgin ise, bir çok hafriyat kamyonu kazasında olduğu gibi önce kaçtı, sonra teslim oldu.

Kusurlular yönetim ve mahkeme işbirliğiyle aklanıyor, ölenler öldüğüyle kalıyor
İstanbul sokakları hafriyat kamyonları yüzünden mayın tarlasına dönmüşken, yerel yönetimler sorumluların cezalandırılması görevini yerine getirmek şöyle dursun, kusurluları aklamakla ve hayatını kaybedenleri ve yaralananları suçlamakla meşgul. Şule İdil Dere’nin Yoğurtçu Parkı’nda 12 Mayıs 2016’da hafriyat kamyonunun çarpması sonucu öldürülmesiyle ilgili davada Bölge İdare Mahkemesi,yeterli bilgi ve belge mevcut değil diyerek bilirkişilerin asli kusurlu bulduğu İBB yöneticilerinin yargılanmasına izin vermedi. Mahkeme, 8 asli kusurlu İBB yetkilisinin yargılanmasına izin vermeyen Valilik kararına yapılan itirazı “hazırlık soruşturması yapılmasına yeterli bilgi ve belgenin dosya muteviyatı itibariyle mevcut olmadığı anlaşıldığından itirazın reddine” gerekçesiyle reddetti  ve Valiliğin kararını aynen onadığını açıkladı.

Sayısız ‘proje’ yüzünden şantiye cehennemine dönen Sarıyer’de ise, 12 Aralık 2016 tarihinde 5 yasındaki Yaren Ebrar Aluç’un hayatını kaybettiği, 71 yasındaki babaannesinin ölümden döndüğü kazaya ilişkin soruşturma tamamlandı. Mahkeme, sokak boyunca park eden 3 aracın sokağı daraltmasına ve hafriyat kamyonunun yayaların görülmesine engel olan fiziksel tasarımına rağmen, karşıdan karşıya geçmeye çalışan babanne Hatice Aluç’un ‘trafik kurallarını ihlal ederek’ torununun ölümüne sebebiyet verdiğine hükmetti.