(Nilay Vardar / Bianet – 28 Temmuz 2017)

İstanbul’da dokuz gün arayla yaşanan sağanak yağış ve selin ardından bianet’e konuşan Prof. Dr. Ünal Akkemik, “Son iki sel olayı, beton zeminler arttıkça İstanbul’da bizi neyin beklediğinin en iyi göstergesi” dedi.

İstanbul’da dokuz gün arayla yaşanan sağanak yağış ve selin ardından bianet’e konuşan Prof. Dr. Ünal Akkemik, “Son iki sel olayı, beton zeminler arttıkça İstanbul’da bizi neyin beklediğinin en iyi göstergesi” dedi.

İstanbul’da dün ve dokuz gün önce yaşanan sağanak yağış ve selin ardından birçok yeri su bastı, yangın çıktı, duvar çöktü. Dünkü selde Anadolu Ajansı’nın verdiği bilgiye göre fırtına nedeniyle 228 ağaç devrildi.

“Ağaç olduğunda yağmur yavaş yavaş iner”

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ünal Akkemik, yeşil alanların artırılması  ve yeni betonlaşmanın olmaması gerektiğini söyledi.

“Normal koşullarda yağan yağmur suları, ağaçlık alanlarda ağaç dallarına çarparak hızını kaybeder, toprağa yavaş yavaş girer. Dolayısıyla sel ve toprak aşınması daha az olur. Ama zemin beton olunca yağan yağmur suları doğrudan yüzeysel akışa geçer. Böyle olunca da sel miktarı artar. Her büyük yağmurdan sonra sel riski artıyor.

“Ağaçları saksılara değil, toprağa dikmemiz gerekiyor. Tamamen beton olan Taksim, Aksaray gibi yerlerde artık mazgalları güçlendirmek gibi farklı yöntemler yapmak gerekiyor. Benim alanım değil. Ancak son iki sel olayı, beton zeminler artıkça bizi neyin beklediğinin en iyi göstergesi.”

“Ağaçlar nefes ve su alabilmeli”

Akkemik, İstanbul’da dünkü yağışta 228 ağacın da betonlaşma nedeniyle devrildiğini söyledi.

“Ağaçları devrilmesinin üç nedeni var. Birincisi ağaçların çoğunun gövde ve tabanlarında yaralar var. Bunlar insan etkisiyle oluyor, çevresi temizlenirken aletlerin çarpmasıyla  ya da budama kaynaklı hasarlar olabiliyor. Dolayısıyla ağaç zayıflıyor.

“İkinci ve esas en önemli sebep İstanbul’da dikilen ağaçların etrafına parke taşı döşeniyor, asfalt, beton dökülüyor. İnsanlar da üstüne basıp çiğnedikçe toprak sıkışıyor. Kök bölgesi genelde zayıf kalıyor.

“Üçüncüsü de ağaçların dikildiği alanlarda genellikle molozlar ya da inşaat artıkları oluyor ve toprak da sığ olunca ağaçların kökleri çok derine gidemiyor. Böyle olunca da kök gelişimi az oluyor ve zayıf düşen ağaçlar şiddetli rüzgarlarda devriliyor.

“Öneri ne? Ağaçların kök bölgesinin daha fazla nefes ve su alması sağlanmalı ki kökleri gelişsin. Ağaç çevresindeki toprak kısımları geniş bırakılmalı.

“Bir diğer öneri de daha derine inen kök çeşidi seçilmeli. Normalde ağaçlarda üç kök cinsi var: kazık kök, yayvan gök, yürek kök. Yayvan köklü ağaç dikerseniz adından da anlaşılacağı gibi derine inemez. O yüzden kazık ve yürek kök seçilmeli.”