Okuma süresi: 7 dakika

(Tansu Pişkin & Ruken Kadıoğlu / Derleme: Bianet 12 – 8 Ağustos 2017)

KOS, son bir yılda 25’ten fazla insanın ölümüne neden olan hafriyat kamyonları sorununa ilişkin çözüm ve taleplerini sundu…

Kuzey Ormanları Savunması (KOS), şehir içinde ölümlere ve kazalara neden olan hafriyat kamyonları sorununa dikkat çekmek için Mimarlar Odası İstanbul Şube binasında basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda yapılan açıklamada son bir yılda hafriyat kamyonlarının neden olduğu kazalarda hayatını kaybeden insan sayısının resmi rakamlara göre 25 olduğu söylenildi. Ancak kayıpların bu rakamdan fazla olduğunu ve kamyonların ekosistem dengesini tehdit ettiği de belirtildi.

Açıklamada çözüm önerileri sıralanırken acil olarak “şoförleri potansiyel katil haline getiren sefer başına ücretlendirme sistemine son verilmesi” gerektiği vurgulandı.

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nde gerçekleşen toplantıya İnşaat Mühendisi Prof. Dr. Zerrin Bayraktar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Belediye Meclis Üyesi Tarık Balyalı ve 12 Mayıs 2016 günü hafriyat kamyonunun çarpması sonucu hayatını kaybeden 23 yaşındaki Şule İdil Dere’nin annesi Nesrin Aslan katıldı.

Balyalı, toplantıda İBB Meclis Grubu olarak hafriyat alanlarıyla ilgili yaptıkları çalışmaların raporunu sundu. Balyalı, İBB Meclis Başkanlığı’na hafriyat kamyonlarının neden olduğu kazalarla ilgili verdikleri soru önergelerine hiçbir şekilde yanıt verilmediğini aktardı.

Bayraktar: İstanbul şantiyeye dönüştü

“Bir inşaat mühendisi olarak şehir içinde çalışan bu araçları görmek beni korkutuyor. İstanbul son yıllarda bir şantiyeye dönüşmüştür.

“14 milyon insanın yaşadığı bir şehirde ‘inşaat nasıl yapılır’ konusunda, İnşaat Mühendisleri Odası tarafından bir yönetmelik hazırlanarak devlete sunulmalıdır. Bu yönetmelik çevre, araçlar ve insanlar bakımından en uygun çözümleri içermelidir.

“Bilimsel olarak olaya sadece inşaat mühendisleri el koyabilir. Biz de yurttaşlar olarak hafriyat terörünü her gün gündeme getirerek meseleyi unutturmamalıyız.”

Şule İdil Dere’nin Annesi: O Hafriyat Kamyonu Benim Evime Girdi

 

İstanbul, Yoğurtçu Parkı’nda 12 Mayıs 2016’da bir hafriyat kamyonunun çarpması sonucu hayatını kaybeden Şule İdil Dere’nin annesi Nesrin Aslan, Kuzey Ormanları Savunması’nın bugünkü basın toplantısına katıldı.

Hafriyat kamyonlarının neden olduğu ölümlere ve sorunlara dikkat çekmek için yapılan toplantıda konuşan Aslan, Dere’nin ardından yürüttüğü dava sürecine ilişkin bilgi verdi.

Aslan: Ortadaki suçu herkes biliyor

“Bu ülkede devlet güvencesi diye bir şey yok. Bu olay, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) sorumluluğundadır. Ortadaki suçu herkes biliyor. Bizim davamızda bilirkişi raporlarıyla belediyenin yedi üst düzey yöneticisi sorumlu bulundu.

“Bu kişilerin yargılanabilmesi için kamu görevlileri olmaları nedeniyle yine başka bir devlet görevlisi olan validen onay almaları gerekiyormuş. Ben nereyi ne kadar düzeltsem de karşımızdaki zihniyet bu. Bu kadar aleni bir suçu devlet bütün gücü ve kurumlarıyla örtbas ediyor.

“Bu terörün evinize girmesini mi bekliyorsunuz?”

“İdari mahkeme kararı da valiliğin kararını onayladı ve bu insanların hepsi serbest. Ama ben bıkmayacağım. Herkese soruyorum; sesinizi çıkarmak için hafriyat terörünün evinize girmesini mi bekliyorsunuz?

“Bu kamyon benim evimin içine girdi. Pusette uyuduğu yerde, bebek uyutulan yerde öldürüldü benim kızım. İBB’nin kent yaşamı hakkında zerre kadar bilgisi olsaydı, pakta cinayet işlenmezdi. İBB’nin en üst düzey sorumlusu kimse benim kızımın katili odur.

“Büyük beklentilerim yok. Bugün İstanbul’da hepimiz tesadüfen yaşıyoruz. Ancak ‘bu şehri bu hale getirirken biz 30 kişiyi de öldürdük’ diye geçsinler tarihe. Benim kızım kucağıma öyle bir şey bıraktı ki ölene kadar bu işin peşini bırakmayacağım.”

İnsanı, hayvanı, doğayı tehdit ediyor

KOS’un konuya ilişkin basın açıklamasındaysa hafriyat kamyonlarının neden olduğu sorunlar ve çözüm önerileri sunuldu:

“İstanbul trafiğini ölüm yarışına çeviren hafriyat kamyonlarının önemli bir kısmı, iş cinayetlerinde de onlarca insanın ölümüne sebep olan katil ‘mega projeler’ için çalışıyor. Özellikle, Cengiz-Limak-K01inKalyon-MA-PA ortaklığında 3. Havalimanı ve Kuzey Marmara Otoyolu inşaatı sürecinde çalışan hafriyat kamyonları; Arnavutköy, Sarıyer, Kemerburgaz ve Göktürk başta olmak üzere İstanbul’un birçok semtinde ölümlü kazalara sebep oluyor.

“Bu kamyonlar sadece insanların değil, hayvanların da hayatını tehdit ediyor. İstanbullun kuzeyinde, köpek, tilki, karaca, domuz, çakal ve leylek gibi türlerden sayısız birey, yollarda hafriyat kamyonlarının altında kalarak ölüyor.

“Hafriyat kamyonları ormanlara da moloz çöplüğü muamelesi yapıyor. Denetimsizlik yüzünden Belgrad ve Fatih Ormanları’na gizlice dökülen molozlar, orman varlığını, ekosistem dengesini ve yeraltı su kaynaklarını ciddi şekilde tehdit ediyor.

“Sefer başına ücretlendirme sistemine son verilmeli”

KOS’un çözüm ve talepleri özetle şöyle:

* Rüşvet veren şirket yetkilileri başta olmak üzere tüm sorumlular yargılanmalıdır.

* Sorunun ana kaynaklarından biri olan ve şoförleri potansiyel katil haline getiren sefer başına ücretlendirme sistemine son verilmelidir.

* Çevre kirliliğinin önlemesine yönelik önlemlerin sürekli kontrolü sağlanmalıdır.

* İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlamakla yükümlü olduğu “hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğa/ afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertaraf/ ile ilgili yönetim planı” kamuya açık olarak yayınlanmalıdır.

“Katil projeler durdurulmalı”

* Kamyonların yasak olan güzergâhlarda ve saatlerde çalışması engellenmelidir. Etkin denetimin sağlanabilmesi için Elektronik Araç Takip Sistemi kurulmalıdır.

* Kamu denetiminin sağlanabilmesi için UKOME kararları ile belirlenen güzergâhlar ile yasaklanan güzergâhlara ilişkin haritalar kamuoyuyla paylaşılmalı, yollara uyarıcı tabelalar koyulmalıdır.

* Sokaklara ağır tonajlı araçların girmesi kesinlikle yasaklanmalıdır. Kent içi yollarda araçların şantiye giriş ve çıkışlarında kontrol sağlanmalı ve yaya ile karşılaşması muhtemel güzergah boyunca eskort eşliğinde hareket etmeleri sağlanmalıdır.

* Tüm bu toplumsal, ekolojik ve ekonomik yıkımın son bulması için yapılması gereken şey başta katil projeler olmak üzere İstanbul’un kentsel ve ekolojik dokusuna zarar veren tüm projeleri durdurmaktır.

Basın açıklamasının tamamı şöyle:

Hafriyat kamyonları ve beton mikserleri İstanbul’un hemen hemen her ilçesinde, her semtinde, her mahallesinde, dayatma projelerin uzantısı ve kiralık katilleri olarak dolaşıyor. Aşırı hız ve trafik ihlalleriyle neredeyse her gün, her yaştan canımızı alıyorlar.Hafriyat kamyonlarının ve beton mikserlerinin neden olduğu ölümlerin sebebi ise ülkeye ekolojik yıkım, ekonomik darlık, acı ve sefalet getirmekte olan, ‘kalkınma’ masalının araçları olan irili ufaklı sayısız proje. İstanbul’un altını üstüne getiren bu projeler, şehir merkezinde kentsel dönüşüm süreciyle ve şehir merkezi dışında başta Kuzey Ormanları‘nı tehdit eden katil “mega projeler” aracılığıyla olağan hayatımızı kabusa çeviriyor.

ÖLÜMLÜ KAZALARA NEDEN OLUYORLAR
İstanbul trafiğini ölüm yarışına çeviren hafriyat kamyonlarının önemli bir kısmı, iş cinayetlerinde de onlarca insanın ölümüne sebep olan katil “mega projeler” için çalışıyor. Özellikle, Cengiz-Limak-Kolin-Kalyon-MA-PA ortaklığında 3. havalimanı ve Kuzey Marmara Otoyolu inşaatı sürecinde çalışan hafriyat kamyonları; Arnavutköy, Sarıyer, Kemerburgaz ve Göktürk başta olmak üzere İstanbul’un birçok semtinde ölümlü kazalara sebep oluyor. Bu kamyonlar sadece insanların değil, hayvanların da hayatını tehdit ediyor. İstanbul’un kuzeyinde, köpek, tilki, karaca, domuz, çakal ve leylek gibi türlerden sayısız birey, yollarda hafriyat kamyonlarının altında kalarak ölüyor. Kuzey Marmara Otoyolu – 3. köprü ve 3. havalimanı projelerinin ve bunlara hammadde sağlamak üzere tüm Marmara’da açılan taş ocaklarının getirdiği habitat parçalanması, onları otoyollara, dolayısıyla ölüme sürüklüyor.

ORMANLARA MOLOZ DÖKÜLÜYOR, EKOSİSTEM BOZULDU
Sorun bununla da bitmiyor, hafriyat kamyonları ormanlara da moloz çöplüğü muamelesi yapıyor. Denetimsizlik yüzünden Belgrad ve Fatih Ormanları‘na gizlice dökülen molozlar, orman varlığını, ekosistem dengesini ve yeraltı su kaynaklarını ciddi şekilde tehdit ediyor.
Tüm bunlar olurken, bu ölümlerin asli sebeplerini oluşturan projeler ise, kamuoyunda prestij kazanmak için akıl tutulması örnekleri, PR projelerini devreye sokuyor. Bunlardan birini kısa bir süre önce “Çocuklar Duymasın” isimli dizide, hafriyat kamyonları kazalarına ilişkin kurgulanan “lüks evler”de oturabilmemiz için kamyonlara katlanmamızı öğütlenen sahneyle gördük.

 

1453 KAMYON SIRALADILAR, HAYATINI KAYBEDEN İNSANLARI UMURSAMADILAR
Bir başkası havalimanı yüklenici şirketi İGA’ya aitti. 3. havalimanı projesinin yok ettiği Kuzey Ormanları’nın milyonlarca ağacının yerine inşa edilen uçak pistine 1453 hafriyat kamyonunun dizildiği bir görüntüyü basına servis ettiler. Önce işgal, sonra da yok ettiği doğal varlığın üstüne, ölüm getiren hafriyat kamyonlarını dizerek İGA, hayatını kaybeden insanların hatırası üzerinde tepinmiş ve yakınlarının acılı yüreklerini dağlamaktan zerre hicap duymamıştır. Bu PR projelerini onaylayan İGA CEO’su Yusuf Akçayoğlu’yu, ve İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Keskin’i hafriyat kamyonları yüzünden hayatlarını kaybedenlerin anısıyla ve onların yakınlarının duasıyla baş başa bırakıyoruz. Unutmasınlar ki hayatta hiç bir mevki, hiç bir maaş, hiç bir proje, hiç bir “iş” bir yakının, 5 yaşındaki bir evladın ölümüyle dalga geçmeyi affettiremez, normalleştiremez, sorumsuz kılamaz.

BİR YILDA YAŞLARI 5 İLE 25 ARASINDA DEĞİŞEN 25 İNSANIMIZ YAŞAMINI YİTİRDİ  

İstanbul içindeki projelerde, on bine yakın hafriyat kamyonu ve beton mikseri çalıştırılıyor. Girmelerinin yasak olduğu şehir içi güzergâhlarda ve saatlerde, hali hazırda yoğunluğu belli olan İstanbul trafiğine eklenen bu araçlar, son bir senede, yaşları 5 ile 85 arasında değişen 25 insanımızı öldürdü. Denetimsizlik yüzünden şehrin her noktasında cirit atan bu araçların trafik ihlalleri artık sürekli tekrarlanan olaylar haline gelmiştir.

YA KÜÇÜK CEZALAR ALIYORLAR YA DA HİÇ ALMIYORLAR

Kazaların önemli bir bölümü, hafriyat kamyonlarının; şoförlerin göremediği kör noktalarında yaşanıyor. Bu nedenle de ceza alan şoförlerin hemen hepsi ya çok az ceza alıyor ya da hiç ceza almıyor. 22 yaşındaki Özge Kandemir’in hayatını alan kazaya ilişkin davada, kazada kusurlu ve trafik kurallarını ihlal ettiği tespit edildiği halde kamyon şoförüne ceza verilmemiştir. Geçen sene yine Kadıköy’de parkta yürürken bir hafriyat kamyonunun aramızdan aldığı üniversite öğrencisi Şule İdil Dere’nin ölümünde ‘asli kusurlu’ bulunan sekiz kişiye yargılama izni dahi verilmemiştir. Unutulmamalıdır ki kamu görevlilerinin korunması ve sorumlarının yargılanmaması yeni ölümlere davetiye çıkarıyor.

HALK SAĞLIĞI GÖZETİLMELİDİR

Hafriyat kamyonu terörünün kalıcı çözümlerle kesin olarak sonlandırılmasını talep ediyoruz. Kamyonların trafik ihlallerini denetlemekle yükümlü trafik polislerinin rüşvet aldığına ilişkin haberler zaman zaman yazılı ve görüntülü medyaya yansısa da probleme kesin bir çözüm getirilmemiştir. Yalnızca birkaç polis memurunun ceza almasının sorunu çözmeyeceği açıktır ki son gelişmelerle ceza alan tüm polisler serbest bırakılmıştır. Tüm ülkede etkisini gösteren bu can alıcı probleme dair taleplerimiz ve çözümüne yönelik önerilerimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz: Rüşvet veren şirket yetkilileri başta olmak üzere tüm sorumlular yargılanmalıdır.  Sorunun ana kaynaklarından biri olan ve şoförleri potansiyel katil haline getiren sefer başına ücretlendirme sistemine son verilmelidir. Günlük toplam hafriyat tonajının sınırlandırılmasına dayalı olarak yeniden planlanmalıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığıtarafından yönetmelikler halk sağlığı ve can güvenliği gözetilerek yeniden düzenlenmelidir. Çevre kirliliğinin önlemesine yönelik önlemlerin sürekli kontrolü sağlanmalıdır.

ETKİN DENETİM İÇİN ARAÇ TAKİP SİSTEMİ ŞART

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlamakla yükümlü olduğu “hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı” kamuya açık olarak yayınlanmalıdır.  Kamyonların üzerine branda örtülmesi gibi basit önlemlerin dahi alınmadığı ortada iken mevcut yönetmelik ve kurallara uyulmasının etkin denetimi sağlanmalıdır. Kamyonların yasak olan güzergâhlarda ve saatlerde çalışması engellenmelidir. 2007 yılında alınan UKOME kararı ile ‘Araç Takip Sistemi’nin zorunlu hale getirilmesine karar verilmiş olmasına karşın bir halen bir takip sistemi kurulmamıştır. Etkin denetimin sağlanabilmesi için Elektronik Araç Takip Sistemi kurulmalıdır.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, kamu yararına olan acil iş ve proje kapsamında 24 saat izin verilen projelerin listesi kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Kamu denetiminin sağlanabilmesi için UKOME kararları ile belirlenen güzergâhlar ile yasaklanan güzergâhlara ilişkin haritalar kamuoyuyla paylaşılmalı, yollara uyarıcı tabelalar koyulmalıdır. Yaşlı, engelli ve çocukların bulunduğu kent içi yollarda, görüş açısı kısıtlı ağır tonajlı araçların kontrolsüz hareketleri kazaların ana sebebidir. Sokaklara ağır tonajlı araçların girmesi kesinlikle yasaklanmalıdır. Kent içi yollarda araçların şantiye giriş ve çıkışlarında kontrol sağlanmalı ve yaya ile karşılaşması muhtemel güzergah boyunca eskort eşliğinde hareket etmeleri sağlanmalıdır. Ama bunların da yetmeyeceği açıktır. Başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmak üzere tüm kamu kurumları, inşaatların hızlanması odaklı politikalarına son vererek görevlerini yapmalıdır. Kuzey Ormanları Savunması olarak talebimizi yineliyoruz:

Tüm bu toplumsal, ekolojik ve ekonomik yıkımın son bulması için yapılması gereken şey başta katil projeler olmak üzere İstanbul’un kentsel ve ekolojik dokusuna zarar veren tüm projeleri durdurmaktır.