(Hacı Bişkin  / Gazete DuvaR – 12 Ağustos 2017)

Hayvanları Koruma Kanunu’na göre sahipli bir hayvana şiddet uygulayan kişiye 6 ay ila 3 yıl arası hapis cezası veriliyor. Peki ya sahipsiz hayvana şiddet uygulayanlar? Hayvan hakları alanında mücadele veren avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu bu soruya şöyle yanıt veriyor: “En büyük problem bir hayvana sahipli ve sahipsiz diye ayrım yapmaktır. Sahipsiz bir hayvana şiddet uygulayan kişi idari para cezası ile kurtulabiliyor.”

Hayvanlara yapılan işkenceler sonrası verilen idari para cezaları 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu yeniden gündeme getirdi. Son günlerde farklı birçok yerde ezilen, öldürülen, işkence edilen ve tecavüz edilen hayvan haberleri toplumda büyük tepki toplarken, yakalanan faillerin tamamı idari para cezaları kesilerek serbest bırakıldı. Bunlardan sonuncusu ise aracıyla köpeği ezen araç şoförünün olay yerinden kaçmasıydı… Hayvan Hakları alanında mücadele veren avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, hayvanlar arasında sahipli ve sahipsiz hayvan ayrımcılığı yapıldığını belirterek bu konunun tek çözümü için Türkiye’nin Avrupa’yı ve ABD’ye örnek alması gerektiğini söylüyor. Kalafatoğlu, kanunda hayvanların ‘mal’ olarak görülmesinden vazgeçilip hem sokak hayvanlarına hem de evcil hayvanlara yapılan şiddet cezasında idari para cezalarından vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.

SADECE İDARİ PARA CEZASI!

1 Ağustos’ta Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde susuzluktan öldüğü iddia edilen bir atı yol ortasında bırakıp kaçan faytoncuya bin 319 TL para cezası verildi. Para cezasıyla birlikte faytoncunun çalışma izni süresiz olarak iptal edildi. Yine Antalya’nın Muratpaşa İlçesi Demircikara Mahallesi’ndeki bir sokakta 12 Ağustos’ta bir kedinin boğazının kesilerek suya atıldığı medyaya yansıdı. Fakat buradaki olayın faili hâlâ belirlenmiş değil. Başka bir olayda ise geçtiğimiz Temmuz ayında Ankara Yenimahalle Çakırlar’da, bacağından ağaca asılarak işkence ve tecavüz edilmiş bir sokak köpeği bulundu. Son olarak 17 Temmuz’da Antalya’da bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde 39 yaşındaki E.K.’nın kullandığı araç bir köpeği ezerek kaçtığı görüldü ve Gaziantep’te kurşunlanarak öldürülen sokak kedileri bulundu.

Antalya’daki görüntülerin ortaya çıkmasının ardından Antalya Sokak Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Orhan aracın sürücüsünden şikayetçi oldu. Daha sonra hakkında 5199 sayılı ‘Hayvan Haklarını Koruma Kanunu’ ve trafik güvenliğini tehlikeye sokmaktan işlem yapılan E.K. sadece 300 TL. para cezası ödedikten sonra serbest bırakıldı. Bu olayın ardından Hayvanları Koruma Kanunu yeniden tartışılmaya başlandı. Hayvan hakları alanında mücadele veren avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, burada iki problemin ortaya çıktığını söylüyor: “En büyük problem kabahat kanunu cezaların idari para cezasına dönüştürülmesi. En büyük ikinci problem ise bu kanunda sahipli ve sahipsiz hayvan ayrımı yapılıyor.”

‘SAHİPLİ HAYVAN CAN DEĞİL ‘MAL’ OLARAK GÖRÜLÜYOR’

Avukat Kalafatoğlu, sahipli ve sahipsiz hayvan ayrımı yapıldığını, sahipli hayvanların şiddete maruz kaldığı zaman kişiye mala zarar vermekten 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezaları istendiğini belirtiyor. Fakat burada hayvanların ‘mal’ olarak görülmesine tepki gösteren Kalafatoğlu, “Hayvanlar can olarak görülmüyor” diyor.

Avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

Peki sahipsiz bir hayvana işkence yapıldığı zaman kişiye hangi cezalar veriliyor? Kalafatoğlu bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Sahipsiz hayvanların başına bir şey geldiğinde kişiye para cezaları veriliyor. Bu nedenle varolan yasalar bizleri memnun etmiyor. Biz hep şunu anlatmaya çalışıyoruz: Medeni ülkelerde ve gelişmiş ülkelerde hayvana yapılan şiddet eğilimini insana yönelen şiddet eğiliminin ilk basamağı olarak görüyorlar. Çünkü hayvan en zayıf canlıdır. Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da canlılar zinciri var. Bu zincirin en zayıf halkasını hayvanlar oluşturuyor. Daha sonra engelliler, hastalar, çocuklar, yaşlılar, LGBTİ’ler, kadınlar ve erkekler. Hayvana yönelen şiddet, muhakkak bir adım sonra insana geliyor. Sonuçta bir çift gözün içine bakılarak can yakılıyor. Bunun hayvana ya da başka bir canlıya ait olması fark etmiyor. Bu vicdan ve merhametle alakalı bir şey. Bizdeki problemlerin başında da bu faktörler yer alıyor.”

TÜRKİYE’DE YASA NE DİYOR?

Avrupa’da ve Amerika’da da toplumun güvenliğini sağlayabilmek için  hayvanlara yapılan şiddeti engellemek adına cezalandırmalar oluyor. Peki Türkiye’deki yasalar ne diyor?

Kalafatoğlu bu soruya, “Bizim ülkemizde yasayı bu şekilde çıkarmak üzere düzenlediler. Dediler ki, ‘Bu tür şiddet olaylarını yapan herkese hapis cezası verilir’ Bu ne demek oluyor: Sahipli, sahipsiz hayvan ayırt etmeyecekler, sokaktaki bir hayvanın başına bir şey geldiği zaman cezalandıracaklar. Ama daha sonra bize şunu söylediler, ‘Sokakta hayvan kalmayacak.’ Sokaktaki tüm hayvanları barınaklara toplayacaklar. Park, bahçe alanları, okul, ibadethane gibi alanlara bu hayvanları geri getirmeyecekler. Şehirde böyle bir alan da yok. Demek ki bu hayvanlar şehirlere geri getirilmeyecek. Biz de o dönem, hayvanları bu kadar toplayacaksanız zaten sokakta hayvan kalmayacağı için o zaman hapis cezasına gerek yok dedik. Zaten sahipli hayvana bir şey yapıldığı zaman hapis cezası şu anda da var diyerek getirilen bu yasaya karşı çıktık” şeklinde cevap veriyor.

ÖNERİLER…

Hayvanların şiddete maruz kalmamaları için ve hayvan hakları için öneriler sunan Kalafatoğlu, Hayvanları Koruma Kanunu’nu için şöyle konuşuyor: “Hayvanları Koruma Kanunu özüyle sözüyle hayvanları korumalı. Yoksa adını Hayvanları Koruma Kanunu koyup sonra yasanın içini boşaltmak samimi değildir. Koruma Kanunu hayvanları korur. İçinde başka bir amaç olmamalı. Hâlâ zabıtaya ‘olağanüstü hallerde’ sağlık nedeniyle hayvanların öldürülmesi yetkisi veriliyor. Neden öldürüyorlar? Karantinaya alsınlar hayvanları. İşte bu yüzden samimi olmak gerekiyor.”

Kalafatoğlu son olarak şu önerilerde bulunuyor: “Yasaklı ırk denilen saçmalığa son versinler. Çünkü yasaklı ırk olarak bahsedilen tehlikeli hayvan, tehlikeli ırk diye bir şey yok. Ruh hastası insanlar tarafından tehlikeli hale getirilen hayvan vardır. Hayvanat bahçelerini kapatsınlar ve yenilerinin açılmasına izin vermesinler. Hayvan deneylerini Türkiye’de yasaklasınlar. Bunu Avrupa’da yaptılar. Yüzlerce alternatif metot var. Hayvanlara yönelik her türlü şiddeti hapisle cezalandırsınlar. Bu cezalar paraya çevrilmemeli ve ceza ertelenmemeli. Hayvanlara yönelik suçlarda tek ceza idari para cezası olmasın. Son olarak da pet shoplarda hayvan satımı kesinlikle yasaklanmalı.”