Makale

Published on Eylül 24th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

Bir cinayet, bir intihar ve ‘çirkin’ gerçekler

(Deniz Coşan / BirGün – 22 Eylül 2017)

Görsel : Rıza Türker

Filmlere konu olacak cinsten bir cinayet ve intiharla sonlanan olay örgüsü… Arka planında ise rant uğruna gözlerini kan bürümüş kişiler ve devlet içerisinde nasıl odaklandıkları gerçeği yatıyor

2017 Mayıs ayında ülke bir cinayetle sarsıldı. Çevreci bir çiftin öldürülmesi ülkedeki karanlık ilişkileri ortaya saçtığı gibi polisiye romanlarına konu olacak bir öyküyü de içinde barındırıyordu. 9 Mayıs günü Antalya’nın Finike İlçesi Kızılcık Yaylası’ndaki dağ evinde oturan 3 çocuk babası Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşi Aysin Büyüknohutçu’dan haber alamayan Antalya’daki çocukları, komşularından yardım istedi. Ailenin evine giden komşuları, kapıyı çaldı. Açan olmayınca merdivenle balkondan evin içine bakan komşuları, Büyüknohutçu çiftinin yerde hareketsiz yattığını gördü. Jandarma istihbarat ekipleri, olayla ilgili yaptığı çalışma sonunda Büyüknohutçu çiftini öldürdüğü iddiasıyla Turunçova Mahallesi’nde oturan bir şahsı gece yarısı gözaltına almıştı. Şahsın adı Ali Yumaç’tı.

Çirkin bilmecesi
Peki Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşi Aysin Büyüknohutçu neden öldürülmüştü. Büyüknohutçu çifti Finike İlçesi’nde bulunan taşocaklarına karşı açtığı davalar ve çevreci eylemleriyle adını duyurmuştu. Ali Ulvi Büyüknohutçu, Toroslar ve Akdeniz Kıyıları Çevre Derneği Taşocaklarıyla Mücadele Platformu sözcüsüydü. Asırlık sedir ve çam ağaçlarının da bulunduğu Alacadağ, Gökçeyaka, Kızılcık ve Adala gibi bölgelerdeki taş ve mermer ocaklarına karşı bölge halkının da desteğiyle yaklaşık 6 yıldır hukuki mücadele sürdürüyorlardı. Taşocaklarının sahibi olan zengin ve hükümet tarafından kollanan kişilerin hedefindeydiler. O yüzden gözler hemen katil zanlısının ifadelerine çevrildi. Yumaç, savcılık ve mahkeme ifadelerinde, kapatılan mermer ocağında çalışan ’Çirkin’ lakaplı kişinin cinayetler için 50 bin TL teklif ettiğini, 3 bin TL’sini ödediğini ileri sürüyordu. Olaydan sonra tarif ettiği kişiye ulaşmaya çalışmadığını da belirten Yumaç, ertesi gün saat 16.00-17.00 sıralarında bu kişiyi bulmak için mermer ocağına gittiğini, orada kendisini göremediğini söyledi.

Cinayet işlenmeden önce Finike’de çeşitli hırsızlık vakaları ve şaibeli bir yangın olayı yaşandı. Avukatın iddialarına göre cinayeti işleyen Ali Yumaç normalde o bölgede yaşayan biri değildi, 15 gündür orada yaşıyordu ve oraya birisi tarafından getirilmişti. “Yaşadığı yer ev de değil, barakada yatıp kalkan bir adam. Adam mahalleye geldikten sonra hırsızlık olaylarının arttığı söyleniyor” diyordu Avukat İsmail Tunçbilek.

Önce yangın ile öldürmeye çalıştılar
Katledilen Büyüknohutçu, 5 Mayıs cuma günü saat 02.00 sıralarında ’Ali Babanın Çiftliği’ olarak da adlandırdığı evinin hemen yakınındaki ormanlık alanda yangın çıktığını ve büyük bir facianın eşiğinden döndüklerini belirten bir paylaşımda bulunmuştu. Cinayetten 4 gün önce iddialara göre katil zanlısı bir yangın çıkarmış ve bu yangında Büyüknohutçu’yu öldürmeyi planlamıştı. Yangın çıktıktan sonra Yumaç, Büyüknohutçu’yu arayarak yangın yerine çağırdı. Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun apar topar geleceğini düşündü fakat o öyle yapmadı, telefonla 177 ve diğer komşularını aradı. Belki orada Büyüknohutçu’yu vurup öldürüp, yangının içine atıp, çevreci çifti yakacaklardı. İşin içinden sıyrılacaklardı. Cinayet öncesinde katil zanlısının çevreci çiftin evine gidip para istediği de iddialar arasında yer aldı. Evde çay içmiş ve borç istemişti. Bu ziyaretlerin keşif amaçlı yapıldığı düşünülüyor.

Sır mektup ortaya çıktı
Cinayeti itiraf eden Ali Yumaç tutuklandıktan sonra karanlık ilişkiyi ortaya döken bir mektup açığa çıktı. Mektubun sonunda ‘Menevşelikli Ali Yamuç’ diye adını yazıp imzasını attığı belirtilen ve Fatma Yamuç’un iddiasına göre eşine ait olduğu söylenen mektupta katil zanlısı Ali Yamuç, bir mermer ocağı firmasının sahibine hitaben şunları yazdı:

“Anlaşıp konuştuğumuz gibi eğer 10 gün içersinde 100 bin TL parayı eşim olan (Fatma Yamuç’a) vermez iseniz cinayetten en az benim kadar sorumlu olursunuz. Bana vaad ettiğiniz ödemeyi yapın. Aksi takdirde mahkeme gününde isminizi savcılığa altın harflerle yazdırmaktan zevk duyarım. Benim başımı yaktınız, ‘Öldür paranı hemen vercez’ diye vaadlerde bulunup, neyi bekliyorsunuz. 10 gün içerisinde param gelmez ise görüşürüz. İpleriniz cebinizde haberiniz olsun. O kadar yakarım.” Katil zanlısı Ali Yamuç’un annesi İ.Y. de savcılığa yazılı bir ifade verdi. Cezaevindeki açık görüş ziyareti sırasında geliniyle birlikte olan İ.Y., oğlu Ali Yamuç’un, karısına mektubu verirken gördüğünü söyledi.

Rant ilişkileri
Olay Çirkin lakaplı kişide düğümleniyordu fakat Çirkin’in kim olduğu bir türlü bulunamıyordu. Azmettiriciler kimin adına çalışıyordu? Hangi maden ocağı bu işin içindeydi? BirGün gazetesi konuyla ilgili olarak yaptığı Ölüme Döşenen Taşlar haberinde “Polisin aradığı ‘Çirkin’ tam da doğayı meta ve para kaynağı gören sermaye ve hükümet işbirliği düzeninin kendisi” ifadelerini kullanmıştı. Sayıları binlere ulaşan mermer ocaklarına aynı dönemde yaşam savunucuları, meslek odaları, demokratik toplum kuruluşları defalarca itiraz etti. Doğaya tahribata dikkat çekildi, raporlar hazırlandı. Yerel mahkemelere, üst mahkemelere yasalara aykırı biçimde ve denetimden uzak çalışan taşocakları ve mermer ocakları için başvuru yapıldı. Açılan davalar kazanılıyor, kimi usulsüz çalışan ocakların izinleri iptal ediliyordu. Daha 2 yıl önce o ocaklardan birinin işletmecisi, Büyüknohutçu’ya 100 bin liralık manevi tazminat davası açmıştı.

Ve şüpheli intihar
Azmettiriciler cezaevindeki Yumaç’ın konuşmasından ve ilişkileri açığa çıkarmasından korkuyordu. Yumaç da bu korkuyu bildiği için kendisine para teklif eden güçlere şantaj yapıyordu. Bundan iki gün önce Yumaç’ın cezaevinde intihar ettiği haber geldi. İntihar aleti ise eşofman lastiğiydi! Alanya Savcılığı’nın hazırladığı raporda, Ali Yumaç’ın kaldığı koğuştaki diğer hükümlü ve tutuklular kahvaltıya gittiği sırada kendisinin koğuşta kaldığı, tuvalette eşofman lastiğiyle duvarda kendini astığı belirtildi. Büyüknohutçu ailesinin avukatlarından Fikri Doğan, “Tuvalette eşofmanın lastiğiyle intihar etmek kolay bir şey değil. Eşofmanın lastiğiyle kendini duvara asıp intihar ettiği söyleniyor ama mümkün gözükmüyor. Bu kişinin Alanya’ya götürülmesi de ilginç. O zaman sormuştuk ‘Alanya’ya neden gönderildi’ diye ve bize kendisinin güvenliğe alınması gibi bir cevap verilmişti. Şimdi ise öldü ve böyle bir ironi gerçekleşiyor” dedi.

Filmlere konu olacak cinsten bir cinayet ve intiharla sonlanan olay örgüsü… Arka planında ise rant uğruna gözlerini kan bürümüş kişiler ve devlet içerisinde nasıl odaklandıkları gerçeği yatıyor. Finike portakalının mermer ocaklarına karşı var olma mücadelesi defalarca gündeme geldi. Dünyaca ünlü portakallar sıkıldığında içinden kum çıkıyordu. BirGün, 29 Şubat 2016 tarihli sayısında, “Evet mesele birkaç ağaç değil’ başlığıyla taşocaklarının ve mermer ocaklarının tahribatına dikkat çekmişti. Meselenin aslında ne olduğu bu cinayet ile bir kez daha görüldü.

Tags: , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑