(KOS Çeviri / Orj : Matthew Taylor / Guardian – 2 Kasım 2017)

Foto: Peter Caton / Tearfund :Aşağı Sahara Afrika’sındaki gibi ardı ardına yaşanan kuraklıklar, milyonlarca insanın Avrupa’ya göçüne neden olabilir

Yeni bir rapora göre, on milyonlarca insan önümüzdeki on yılda iklim değişikliği sebebiyle yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalarak dünyanın en büyük mülteci krizini yaratacak.

Çevresel Adalet Vakfı (EJF) araştırmasında yer alan ABD’li üst düzey askeri ve güvenlik uzmanları, iklim mültecilerinin sayısının Suriye’deki ihtilaftan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalanların sayısını gölgede bırakacağını, bunun da Avrupa’da büyük zorluklara yol açacağını söylüyor.

Emekli ABD askeri birlikleri genel sekreteri Stephen Cheney, “Eğer Avrupa bugün göçle ilgili sorunu olduğunu düşünüyorsa … 20 yıl bekleyin” diyor. “Özellikle İklim değişikliği insanları Afrika – Sahel (Sahra altı bölgesi)’ni terk etmeye zorladığında neler olacağını göreceğiz. Burada bir iki milyondan değil 10-20 milyon insandan bahsediyoruz. Bu insanlar güney Afrika’ ya gitmeyecekler, Akdeniz’i geçecekler.”

Perşembe günü yayınlanan çalışma, hükümetleri iklim mültecilerini korumak için yeni bir yasal çerçeve üzerinde anlaşma çağrısında bulunuyor ve önümüzdeki hafta Almanya başlayacak iklim zirvesi öncesinde liderleri, Paris İklim Anlaşması’nda belirlenen hedefleri uygulamak için daha fazla çaba göstermeye çağırıyor.

İngiltere hükümetinin eski baş bilim danışmanı Sir David King, EJF’ye şunları söyledi: “Burada konuştuğumuz şey, uzun vadede medeniyetimiz için varoluşsal bir tehdit. Kısa vadede, her türlü riski de taşıyor ve geçmişte hiç karşılaşmadığımız ölçüde insan müdahalesini gerektiriyor.”

Rapor, iklim değişikliğinin Suriye savaşı’na giden yolda etkisinin olduğunu belirterek ard arda yaşanan kuraklıkların 2006 ve 2011 yılları arasında 1,5 milyon Suriyelinin kentlere göçüne neden olduğunu ileri sürüyor. Göç edenlerin bir çoğunun güvenilir gıdaya, suya veya mesleğe erişimi bulunmuyordu.

EJF yürütme direktörü Steve Trent, “İklim değişikliği öngörülemeyen bileşen: mevcut sosyal, ekonomik ve siyasi gerilimlere eklendiğinde şiddeti ve çatışmaları tetikleme ve korkunç sonuçlara yol açma potansiyeli bulunuyor” diyor.

“Hızla değişen dünyamızda iklim değişikliği – ve şiddetli çatışma ile kitlesel göçü tetikleme olasılığı- politika yapıcılar ve iş dünyası liderleri için acil bir öncelik olarak görülmelidir.”

Rapor iklim değişikliğinin Ortadoğu ve Afrika’da yaşayanlar üzerinde artan etkisini vurgulamakla birlikte, değişen hava koşullarından -ABD’yi harap eden kasırgalar gibi – zengin ülkelerin de iklim değişikliğine karşı korumasının olmadığını gösteriyor.

Trent, iklim değişikliğinin şüphe götürmeyecek şekilde “dünyamız için varoluşsal bir tehdit” yarattığını söylemekle birlikte, iklim değişikliğine karşı kararlı adımlar atmak için hala geç olmadığını söylüyor:

“Sera gazı emisyonlarını aşamalı olarak azaltmak ve iklim mültecilerinin korunmasına yönelik uluslararası yasal bir mekanizma inşa etmek için güçlü adımlar atmalıyız. Böylece küresel toplumumuzda en kırılgan grupları koruyacak, direnci inşa edecek, ekonomik yararlar sağlayacak ve gezegenimiz için güvenli ve emin bir gelecek kuracağız. İklim değişikliği beklemeyecek. Biz de bekleyemeyiz. İklim mültecileri için yarın çok geç.”