(Çiğdem Toker / Cumhuriyet f.Bartın Platformu – 29 Aralık 2017)

Yıkımı restorasyon, kesimi budama kelimesiyle sunarak, gerçek maksadı gizlemek; bunu yaparken de şirket/iktidar ortaklığının çıkarlarını değil, kültürü ve doğayı düşünüyormuş gibi “rafine” davranış tarzları geliştirmek, bu dönemin tescilli iki riyakârlığı olarak kökleşiyor. 
Neredeyse her gün, azgın rant iştahı ve onunla kol kola giren yöneticilerin, aslına uygun restorasyon ve/veya budama yalanlarına maruz kalıyoruz. 
İki gün önce Bartın’ın güzelim Amasra’sında zeytin ağaçları sökülüp kesildi. 
Söküm sonrası zeytinlikte, özü capcanlı dalları kameraya gösteren derin üzüntüyle sarsılmış kadınlar, devletin kendilerine sahip çıkmasını istiyordu, feryat ede ede. 
O kesim için yol verenlerin bizatihi devletin kurumları olduğunu bilmeyişleri onların kusuru değil şüphesiz.

***

Hattat Holding’in Amasra’da -yıllardır- kurmak istediği termik santralle ilgili bir gelişmeyi geçenlerde paylaşmıştık. 
19 Kasım 2017 tarihli yazımızda Bartın milletvekili Rıza Yalçınkaya’nın TBMM Genel Kurulu’nda aktardığı bilgileri anımsatalım. 
TTK’ye bağlı Amasra B Sahası’nı 2005 yılında alan ve 20 yılda 56 milyon ton kömür çıkarma taahhüdüne karşın, bu taahhüde uymayan firmadan söz ediyordu Yalçınkaya. 
Amasra’nın Gömü ve Tarlaağzı köylerindeki yurttaşların taşınmazları kamulaştırılmış, “mezarlığın dahi dahil olduğu” bu kamulaştırma kamu yararı olduğu gerekçesiyle onaylanmıştı. 
Yalçınkaya sordu: “Vatandaşın elinden taşınmazını almak kime yarayacak?TTK’ye mi, yoksa termik santral kuracak firmaya mı?”

***

Söz konusu iki köy arasındaki 20 dönümlük zeytin bahçesindeki 200 ağaç dün kamu görevlilerinin gözetiminde söküldü. Bu alan, Hattat’ın kurmak istediği termik santrale birkaç yüz metre mesafede. 
Oysa bu konuda özel olarak çıkarılmış, yürürlükte bir yasa var. Zeytinciliğin Islahı Kanunu’na göre zeytinlik alanların 3 km yakınına bu tip tesisler yapılamıyor. Köylüler, ağaçların kesimi için izin alıp alınmadığını soruyor. İşin belki de hiç şaşırtıcı olmayan kısmı ise zeytin ağaçlarının “taşınması” için bakanlığa 18 Aralık’ta yapılan izin başvurusunun 19 Aralık’ta olumlu sonuçlanması. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın başvuruyu bir günde sonuçlandırması çok etkileyici. Muhtemelen bu süratin Hattat Holding ile özel bir ilgisi yoktur. 
Yalçınkaya, son gelişme üzerine kapsamlı bir soru önergesi vererek, termik santral aleyhine açılmış çok sayıdaki davanın sürdüğünü anımsatıyor.
Önergede, Hattat’ın -tıpkı Soma’daki Yırca gibi- devletçe nasıl korunduğunu vurgulayan bölüm şöyle: 
“25.12.2017 tarihinde söz konusu arazide henüz kim oldukları bilinmeyenkişiler tarafından arazide bulunan yaklaşık 200 ağaç sözde ‘budama’gerekçesiyle; kesilmiş ve yerlerinden kaldırılmıştır. Ağaçların kesileceğini fark eden ve bu durumu engellemek isteyen bazı vatandaşlar, arazinin Hattat Holding’in özel mülkiyetinde olduğu ve kesim için gerekli izinleri aldığı gerekçesiyle jandarma zoruyla alandan uzaklaştırılmışlardır.” 
Sayıştay’ın TTK denetim raporlarında Hattat’ın Amasra-B sahasındaki faaliyetlerine yıllardır geniş yer veriliyor. Rödovans yoluyla 12 yıl önce Hattat bünyesindeki Hema’ya devredilen kömür sahasında, çok sayıda uzatma alınmasına karşın üretimin halen başlamadığı vurgulandı. Sayıştay, ancak olağanüstü hallerde böyle üst üste süre uzatımları verilebileceğini belirterek, bu olmadan ek süre verilmesinin ihale koşullarına aykırı olduğunu kaydetmişti. 
Bugün ise gerçek bir OHAL döneminde, şirket çıkarlarının zeytin aleyhine nasıl gözetildiğine tanık oluyoruz.