(Süheyla Doğan Ünal, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği / Birgün – 2 Ocak 2018)

Kazdağı ve çevresinde doğal ve kültürel varlıklarımıza dönük çeşitli tehditler bulunuyor. Vahşi Madencilik, termik santrallar, dereler-çaylar üzerinde planlanan barajlar, imar baskısı, yoğun yapılaşma, tarım ilaçları, denizlerde ve derelerdeki kanalizasyon vb nedeniyle oluşan kirlilik, doğaya atılan naylon torba, plastik ve kimyasal atıklar bunların en önemlilerini oluşturuyor.

Kazdağı ve yöresinde 10 yıldan fazla bir süredir altın-gümüş madenciliği arama faaliyetleri sürdürülüyor. Daha arama aşamasında ağaç kesimlerine, suların kirlenmesine yol açan projelerin bazılarına işletme ruhsatları da verildi. Bu projeler için yerel halkın tüm muhalefetine rağmen ÇED süreçleri tamamlanmış ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “ÇED Olumlu” kararları verilmiştir. “ÇED Olumlu” kararları dava edilmiş, davaların büyük bir bölümü kazanılmıştır. Ancak son günlerde kazanılan davalar temyiz aşamalarında kaybedilmeye başlandı.

Faaliyete geçmiş olan Edremit-Havran’da Tepeoba Molibden ve Bakır Madeni ve Yenice- Kalkım yakınlarında Karaaydın Kurşun Madeni Projeleri nedeniyle binlerce ağaç kesilmiş, doğa kirlenmiş ve devasa çukurlar oluşmuştur.

Kazdağı’nın kuzey tarafında, Çanakkale’nin içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı yakınlarında işletme ruhsatı almış olan Kirazlı, Şahinli Altın Madeni Projeleri’nde ileri aşamalara gelinmiştir. Çalışma ruhsatı olmamasına rağmen ciddi ağaç kesimleri yapılmıştır. Kazdağı’nın güney tarafındaki Kısacık Altın Madeni Projesi’nde ve Dondurma Köyü Altın Madeni Projelerinde verilen yoğun mücadele sonucu ÇED süreçleri durdurulmuştur. Gökçeada’da altın madeni arama ruhsatları verilmiş, halkın ve yaşam savunucularının tepkileri ile firma projeden çekildiğini açıklamış ve ÇED süreci durdurulmuştur.

Altın madenciliği projeleri işletmeye geçerse neler olacak?

» Ağaçlar, ormanlar yok edilecek, çölleşme, kuraklaşma olacak,

» Ormanda yaşayan hayvanlar yok olacak,

» Doğal peyzaj bozulacak, devasa çukurlar ve tepeler oluşacak,

» Pasa (atık toprak, taş kaya) yığınları oluşacak,

» Delme, kazma, kırma, eleme sırasında toz meydana gelecek,

» Patlatma, kırma, taşıma sırasında ses, gürültü meydana gelecek,

» Pasa dağlarından «asit maden drenajı» meydana gelecek, dereler, göller, barajlar kirlenecek,

» Yeraltı suları ve içme suyu kaynakları kirlenecek, yeraltı suyu çekilecek, kuraklık başlayacak,

» Ekosistem bozulacak, doğanın dengesi yok olacak,

» Tarım, hayvancılık, turizm yapılamaz hale gelecek,

» Cevher işleme tesisi kurulursa, tesiste siyanür kullanılacak, insan sağlığı ve doğa zarar görecek, zehirlenme, kanser, alzheimer vb bir sürü hastalıklara yol açacak,

» Köylerde yaşayanlar arasındaki ilişkiler bozulacak, iç barış etkilenecek. Madende çalışanlar, çalışmayanlar ayrımı başlayacak. Kardeş kardeşe düşman olacaktır.

2018’den ne istiyoruz?

» Vahşi altın, gümüş, kurşun madenciliği projeleri iptal edilsin,

» Termik Santral Projeleri iptal edilsin, mevcut santrallar kapatılsın,

» Büyük baraj projelerinden vazgeçilsin, gerekmesi halinde küçük göletler yapılsın,

» Zararlı tarım ilaçları ve kimyasal gübre kullanılan endüstriyel tarım yerine doğal tarım yöntemlerinin kullanıldığı küçük çiftçi tarımı desteklensin,

» Gıda adaleti ve gıda güvenliği sağlansın, gıda toplulukları ve aracısız doğal ürün ağları desteklensin,

» RES ve JES projelerinde yer seçimine ve proje sayılarına özen gösterilsin,

» Yeşil enerji yatırımları desteklensin,

» Arıtma tesisleri tamamlansın, çöplerin azaltılması, yeniden kullanımı ve dönüştürülmesi için gerekli proje ve yatırımlar gerçekleştirilsin.

» İmar değişikliklerine ve yoğun yapılaşmaya son verilsin, zeytinlikler imara ve sanayi yatırımlarına açılmasın.

Ülke kaynakları halkın sağlığına, eğitimine, güneş ve rüzgâr gibi yeşil eneji projelerine, tarımsal teşviklere ve istihdam yaratacak kırsal kalkınma ve turizm projelerine ayrılsın.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği olarak bütün bu projelere karşı geçmiş yıllarda olduğu gibi 2017’de de paneller, çalıştaylar, konserler, festivaller, basın açıklamaları ve yasal protesto eylemleri düzenleyerek mücadele ettik. 2018’in de geçmiş yıllardan bir farkı olmayacaktır. Dernek olarak 2018’de de yerel halk ve diğer yaşam savunucuları ile birlikte mücadelemizi yoğun bir şekilde sürdüreceğiz. Doğa ile uyum ve barış içinde sağlıklı, huzurlu ve mutlu nice yıllar diliyoruz.