Haber

Published on Ocak 8th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

Ormana düzenli giden çocuklarda gözlemlenen 5 pozitif değişiklik

(Esra Gür Demirbaş / BirGün – 8 Ocak 2018)

Çocuklar yaşları itibariyle zaten çok meraklılar. Doğal yaşamının içinde keşfe çıkan, elleyen, dokunan, soran, araştıran çocuk, tahmininizden çok daha fazla deneyim ediniyor

Bizim jenerasyon anne-babalar, çoğunlukla sokakta oyun oynayarak büyüyen bir nesildik. Durum böyle olunca benim için çocukların bahçede, doğada olması daha mühim oldu. Okulda her hava koşulunda mutlaka günde bir saati bahçede geçiriyorduk ama bunun daha ilerisi ne olur diye araştırınca, doğada eğitim üzerine yoğunlaştım. Aldığım eğitimlerle birlikte her hafta çocukları ormana götürmeye, orada zaman geçirmeye, çocuklara eğitimimizi orada da vermeye başladık.

Orman deyince hemen önümüze çıkan ağaçlık yeri seçmedik tabi. Önceden risk analizleri yapılmış olan aynı alana götürdük çocukları hep. Böylelikle çocuklar hep aynı yerde doğayı deneyimledikleri için kendilerini güvende hissederken, bulundukları yeri bir sınıf gibi görmeye başladılar. Tıpkı okuldaki sınıflarını benimsemeleri gibi, gittikleri bölgede de kendilerini oraya ait hissettiler. Mevsimler geçtikçe doğadaki değişimi fark etmeye başladılar.

Bazen onları şaşırtmak, heyecanlandırmak için yine tabi ki bizim daha önceden bildiğimiz orman yollarına saptık, yeni yerler keşfetmelerine izin verdik. Çocuklar yaşları itibariyle zaten çok meraklılar. Doğal yaşamının içinde keşfe çıkan, elleyen, dokunan, soran, araştıran çocuk, tahmininizden çok daha fazla deneyim ediniyor. Yaklaşık bir senedir çocukları düzenli olarak ormana götüren bir eğitimci olarak neler mi gözlemliyorum?

1 Çözüm bulma yeteneği ve kendine güvenin artması
Orman tabi ki sokaklar, caddeler gibi dümdüz değil. Çukurlar, yükseltiler var. Çocuklar o kadar alışıklarki dümdüz yollarda yürümeye… Ormanda koşmaya başlayınca devrilir oldular. Baktılar kaldıran yok, elini tutan yok, yolu gösteren yok, mecbur kendi sorununu kendi çözme yolunu buldular. Mesela devamlı düşen bir çocuğumuz dal ile kendine yol açıp, düşmeme yöntemini keşfetti. Ormanda düşmemek, oyun oynamak, gezmek için kendi yöntemlerini buldukça kendilerine güvenleri arttı.

2 Çevrelerindeki her şeyi bir oyun ya da oyuncağa dönüştürmeleri
Durmadan oyuncak aldığımız, yeni oyuncak istemekten hiç vazgeçmeyen çocuklarımız aslında çevrelerinde hiç oyuncak olmadığında yaratıcılıklarıyla kendi oyun ortamlarını yaratabiliyorlar. Hele doğadaysanız çocuğun ayrıca oyuncağa ihtiyacı olmuyor. İki dal ve bir kütükle neler yapılabileceğine, küçük bir su birikintisinin kocaman bir deniz olabildiğine, taşları üst üste koyup nasıl sahne yapılabildiğine ve daha yüzlerce birbirine benzemeyen oyunun üretilmesine şahit oldum. Çocukların hiçbiri oyuncak aramadı ormandayken.

3 Anı yaşama ve farkındalık seviyesinin artması
Bir sınıf dolusu yerinde duramayan çocuğun bir kuşun sesini dinlemek için sessiz kalabilmesini; yaprakların üzerine düşen çiğ tanelerini uzun uzun izlemelerini ya da hayatında ilk defa elleriyle kuş besleyen çocukların heyecanını görmeniz lazım. Mevsim değişimlerini her hafta gittiğimizde farketmeleri ve değişimin nasıl olduğunu takip etmeleri her ormana gittiğimizde giderek daha da arttı. Hatta daha önce bizim bile dikkat etmediğimiz küçük detayları onlar farkeder oldu.

4 Doğaya, arkadaşına ve hayvanlara saygı ve sevgi gösterme
Her orman sabahında gökyüzünü, ağaçları, bulutları, ormandaki hayvanları selamlamayı, ormanda rahat yol alabilsin diye sonbahar yapraklarını bir solucanın önünden çekmeyi, ağaç gövdelerine “arkadaşım” diye sarılmayı, fırtınadan dalı kırılmış bir ağaca “geçmiş olsun” demeyi kısacası doğanın bize verdiklerini ondan isterken izin almayı keşfettiler. Bir ağaç dalını tek başına taşıyamadıklarında birbirleriyle beraber çalışıp, dayanışmayla neler başarabileceklerini gördüler. Çocukların doğaya, doğanın çocuklara ihtiyacı olduğunu gördüler.

5 Her hava koşulunda eğlence
Soğuk, yağmurlu havada dışarı çıkmaya üşenmek ya da “aman hastalanır” diye endişelenmek biz büyüklerin “hüsnü kuruntusu”. Çocuklar her havada oyun oynayabiliyor. Kırağı düşmüş yaprakların çıkardığı sese heyecanlanıp ilk ben basacağım diye koşuyorlar ya da küçük bir rampanın yağmurdan çamur olmuş toprağından kaydırak yapıyorlar. Üşümemek için hareket etmenin önemini inanın onlar bizden çok daha iyi biliyor. Onların bu sevinci ise paha biçilmez.

Tags: ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑