(Kos Medya – 15 Ocak 2018)

Değişik bahanelerle inşaat sermayesini memnun etmek ve İstanbul şehrini kuzeye büyütmek için Kuzey Ormanlarını katleden çeşitli projelerden sonra; İstanbul’un sonu olacağı, ekolojik dengeleri bozacağı söylenen Kanal İstanbul projesinin güzergahı bugün ‘tekrar’ duyuruldu! Bölgedeki arsa spekülasyonunu kamçılamak amacındaki açıklamalara bir yenisi daha eklenmiş oldu… Yıllardır bu konuda yapılan ve az çok aynı bilgilerin tekrarlandığı bilgilendirmeleri ve açıklamaları sizler için derledik.

2011 Genel Seçimleri öncesinde dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından “çılgın proje” olarak açıklanan ancak bugüne kadar resmi hiçbir işlemin yapılmadığı Kanal İstanbul’a ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan tarafından bugün bir basın açıklaması düzenledi. Proje hakkında kamu kurumlarınca halka duyurulması gereken tüm gelişmeler zaten daha önce gazete haberleriyle sızdırılmıştı.

Son olarak Sabah Gazetesi’nde 9 Ocak 2018 tarihinde yayınlanan “İşte Kanal İstanbul projesi” haberinde Kanal İstanbul projesinin detaylarına ulaşıldığı vurgulanarak proje hakkında bilgilere yer verilmişti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 15 Ağustos 2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında, su koruma havzası, tarım alanı, orman alanı ve kırsal yerleşim alanı olarak belirlenen Küçükçekmece Gölü’nden başlayarak Karadeniz’e kadar uzanan alan, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun kapsamında Rezerv Alan olarak ayrılmıştı. Rezerv alan içindeki 76 milyon metrekarelik alanda 3. havalimanı projesi 2014 yılında başladı.

Projenin gündeme getirilmesiyle İstanbul Çevre Düzeni Planında tarım ve orman alanı olarak belirlenmiş bölgelerde arsa spekülasyonu başladı. Çatalca ve Silivri’de tarım alanlarının fiyatlarındaki artış basında sıklıkla yer aldı. Büyük sermaye gruplarının bölgede arsa aldığı iddiaları ortaya atılırken Ülker Grubu’nun Arnavutköy’e bağlı Dursunköy’den 2006 yılında aldığı 3 milyon 630 bin 821 metrekare arazi için Emlak Konut GYO ile hasılat paylaşımlı gelir ortaklığı sözleşmesi imzaladığı ortaya çıktı.

Güzergaha ilişkin farklı alternatifler kamuoyu gündemindeyken,  Hürriyet Gazetesi 28 Haziran 2016 tarihinde yayınladığı habere göre, Kanal güzergahı güneyde Büyükçekmece Gölü üzerinden başlayıp, kuzeyde Durusu üzerinden Karadeniz’de sonlanacaktı. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlandığı iddia edilen bir haritayı yayınlayan gazete, güzergahın Durusu-Yassıören-Kavaklı arasında belirlendiğini ancak Çatalca Kestanelik köyü çevresindeki halk Kanal’ın alternatif bir güzergâhı olduğuna inandığını şeklindeki ifadeye de yer verdi.

5 Temmuz 2013 tarihinde ise Sabah Gazetesi’nde  “İşte Kanal İstanbul” başlığı ile yayınlanan haberle, proje güzergahına dair bir görsele de yer vererek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın imar planlarını hazırladığını duyurdu. Haberde kanal güzergâhı, Yeniköy-Sazlıdere Barajı- Arnavutköy -Başakşehir – Küçükçekmece Gölü olarak gösterildi.

2013 yılı Aralık ayında da Sabah Gazetesinde yayınlanan haberin başlığı “Kanal’a start verildi” idi. Habere göre “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın talimatıyla, Türkiye’nin önde gelen proje şirketlerinden birisinin hazırladığı 44 kilometre uzunluğundaki “Kanal İstanbul” projesi kapsamında, 325 bin dönüm alan üzerine kurulacak iki şehir ile havaalanı aksında çalışmalar” sürüyordu. Habere göre uzun süredir izin almak için çaba sarf eden Milten Holding’e izinler verilmiş, halka ise TOKİ İstanbul Emlak Daire Başkanı Ali Seydi Karaoğlu’nun imzasıyla kamulaştırma yazıları gönderilmişti. Bu rotanın seçilme sebebi ise yüzde 80’e yakınının hazineye ait olması olarak açıklanmıştı. 2013 yılı sonunda yayınlanan haberde projenin detayları ise şu şekilde ilan ediliyordu:

Küçükçekmece-Başakşehir-Arnavutköy hattında olmasına kesin gözüyle bakılan ‘çılgın proje’nin, 3’üncü havalimanının bulunduğu Karadeniz aksında dev bir liman, Airport City’nin yanı sıra kanalın iki yakasında lüks konutlar, rezidanslar, finans merkezleri, ormanlık alanda villalar, seyir terasları, eğitim alanları da projeye dahil edilecek. İnşaatına başlanılan 3’üncü köprü güzergâhı, Arnavutköy-Karaburun aksından geçip, Durusu, Çatalca bölgesinden Trakya’ya bağlanıyor. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarında da projenin inşaat çalışmaları sırasında çıkacak 5 milyar metreküp hafriyatın yarısının, havaalanı projesinin dolgusunda kullanılacağı hesaplandı. Bölgenin tercih edilmesindeki en önemli nedenlerden birisi Küçükçekmece Gölü, Sazlıdere Barajı’nı da içine alacak olması. 44 kilometre uzunluğundaki projenin sadece 21 kilometrelik bir alanında, ciddi bir hafriyat çalışması yapılacak”

Bu haberlere karşın somut bir adım atılmamışken Sabah Gazetesi haberleriyle projeyi gündemde tuttu. 2014 yılında Mayıs ayındaki haberde, alana ait planların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlandığı bilgisine yer verildi. 15 Şubat 2015 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi ise hazırlandığı ilan edilen planların “hazırlanması için gerekli protokolün yapılması adına İBB Başkanı Kadir Topbaş’a yetki” verdi.

Sabah Gazetesi 23 Mart 2015 tarihinde yayınlanan habere göre Kanal İstanbul’un tüm detaylarına ve bittiğinde nasıl olacağına dair hazırlanan ilk görsellere yine ulaştı. Yeni Şehrin nüfusunun 1.2 milyondan 500 bine çekildiğinin ifade edilerek nüfusun azaltılma talimatını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan verdiği vurgulandı. 9 Ocak 2018 tarihinde yine Sabah Gazetesi’nde yayınlanan haberde de Kanal İstanbul için 1/100 bin ölçekli güzergâh ve rezerv yapı planı tamamlandığı yazıldı. Projeye ilişkin detayların yer aldığı haberde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın detaylarını açıklayacağı projenin ihale sürecinin de başladığı bilgisi yer aldı.

Projeye ilişkin ilk resmi işlem olan ÇED başvuru dosyası askısı 5 Aralık’ta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı web sitesinde ilan edildi. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na 30 Kasım’da gönderdiği, ÇED başvuru dosyasına göre 21 Aralık 2017 tarihinde halkın katılımı toplantısı yapılacakken önce dosya ardından ilan ortadan kayboldu. ÇED başvurusunda yer alan güzergah başta olmak üzere proje ile ilgili detayların Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmadan kamuoyuna açıklanmasının krize neden olduğunu ve bu nedenle başvurunun alelacele askıdan indirildiği iddia edildi.

ÇED başvuru dosyasındaki bilgilere göre proje İstanbul İli, Avcılar, Küçükçekmece, Başakşehir Ve Arnavutköy İlçelerini kapsıyor. 60 milyar TL bedeli olduğu belirtilen projenin tam adı “Kanal İstanbul Projesi (Kıyı Yapıları [Yat Limanları, Konteyner Limanları ve Lojistik Merkezler], Denizden Alan Kazanımı, Dip Taraması, Beton Santralleri Dâhil)” olarak yer aldı. Projenin inşaat aşamasının 5 yıl sürmesi, asgari ekonomik ömrünün ise 100 yıl olacağı öngörüldü. ÇED başvuru dosyasında alternatiflerden yalnızca Alternatif -4 i ilan edilen rezerv alan sınırları içinde yer alıyor.

Proje ile İstanbul’un en büyük içme suyu barajlarından biri olan Terkos Barajının koruma havzası imara açılırken, Sazlıdere barajı ortadan kaldırılıyor. Su havzası olan bölge büyük oranda tarım alanı ve orman alanlarından oluşuyor. Bugüne kadar yapılaşmadan korunabilmiş ve İstanbul’u beslemiş olan alana 500.000 nüfuslu bir yerleşim oluşturulurken 2000 tekne kapasiteli iki adet yat limanı, iki adet konteynar limanı, Marmara Denizine 3 ada, 6 ayrı köprü geçişi yapılması beklenirken E-5 karayolunun da yerinin değiştirilmesi öngörüldü.

Bu doğa katliamı girişimine karşı olan Kuzey Ormanları Savunması en son 23 Eylül 2017 tarihinde alanda başka yürüyüş grupları ile ortak bir yürüyüş düzenleyerek gözlemlerini kamuoyu ile paylaşmıştı. Kapak fotoğrafında o gezide yanından geçilen Sazlıdere barajı bölgesinin güzellikleri görülebilir.