(KOS Medya – 22 Ocak 2018)

Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde tarım toprakları üzerine kurulması planlanan “Makineciler İhtisas Organize Sanayi Bölgesi”ne karşı 4 yıldır mücadele yürüten Güven Köylüleri, ilçedeki Lahana Pazarı’nda yaptıkları basın açıklamasında haklılıklarının bilimsel olarak kanıtlandığını belirterek, projenin tamamen iptal edilmesini istedi.

Güven Köylüleri Sakarya 2’inci İdare Mahkemesi’ne açılan ÇED raporunun iptali davasında dördüncü kez istenilen bilirkişi raporunun tamamlanmasının ardından, haklılıklarını kanıtlayan raporu kamuoyu ile paylaştılar. Basın açıklamasına Kaynarca Ziraat Odası Başkanı İbrahim Çakar, Sakarya Sebze Üreticileri başkanı Tuncay Yıldız, Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Matur, EMEP Sakarya İl Başkanı Hüseyin Atılgan, CHP Kaynarca İlçe Başkanı Ersan Ceylan, Sakarya’nın Bıçkıdere başta olmak üzere farklı köylerinde mücadele eden köylüler, Kandıra ve Sakarya’dan desteğe gelen yurttaşlar katıldı.

Gazeteci Sedat Balta’nın okuduğu basın açıklamasında şöyle denildi:

“700 yıldır tarım yaptığımız ata mirası topraklarımızda Makineciler İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulmak istenmektedir. Kaynarca Güven Köylüleri olarak 4 yıldır sürdürdüğümüz hukuk mücadelesinin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Sakarya 2. İdare Mahkemesi’ne düzmece ve gerçekleri yansıtmadığı iddiasıyla açtığımız ÇED ‘in iptali davasında bilirkişi heyeti iki kez değişmiş, mahkemeye 3 bilirkişi raporu sunulmuştur.

Konularında uzman 2’si profesör doktor, 3’ü doçent doktor düzeyindeki bilim insanları, OSB kurulmak istenen sahada mahkemenin talebiyle 4’üncü kez daha ayrıntılı, kılı kırk yaran bilimsel inceleme ve gözlem yapmış, oy birliğiyle köylümüzün haklılığında ısrar etmiştir.

fotoğraf ve videolar: medyayazar.com

Bilim insanlarından oluşan bilirkişi heyetinin 27 Aralık 2017 tarihinde sunduğu raporla topraklarımızın birinci sınıf olduğu, insanlarımızın birinci sınıf olduğu, doğamızın, derelerimizin, Acarlar Longozumuzun birinci sınıf           olduğu bir kez daha belgelenmiştir.

Kaynarca makineciler OSB kurulmak istenilen bölgenin yer seçiminin, jeoloji mühendisliği,  orman mühendisliği, çevre mühendisliği, şehir ve bölge plancılığı, ziraat mühendisliği bakımından özetle bilimsel değerlendirmede yanlış olduğu, oy birliğiyle 4’üncü kez belgelenmiştir.

Hukuka olan büyük saygımızla bilimin haklı bulduğu taleplerimizin şimdi hukuk tarafından da haklı bulunmasını talep ediyoruz.

Değerli basın mensupları, değerli hemşehrilerimiz,

Bilim insanlarından oluşan bilirkişi heyetinin Sakarya 2’inci İdare Mahkemesi’ne sundukları bilirkişi raporunda, ÇED raporundaki gerçek dışı, gerçeği yansıtmayan ifadeler hakkında yer alan bilgileri sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Bilirkişi raporunun giriş bölümünde jeoloji  ve çevre mühendisliği bakımından Kaynarca meteorolojik verileri yerine Sakarya verilerinin kullanıldığı, yüzey suları bakımından yeterli incelemenin yapılmadığı, orman mühendisliği bakımından orman örtüsü ve habitatın, flora ve fauna açısından yeterli inceleme yapılmadığı, OSM kurulmasıyla tarımsal arazi ve üretim miktarlarının azalacağı, yöre insanının bundan olumsuz etkileneceği, tam bir korumanın sağlanamayacağı çevredeki tarım arazilerinin olumsuz etkileneceği hususları açık ve net olarak görüldüğü, ÇED raporuna göre alınacak önlemlerin insan sağlığı, çevrenin korunması ve tarım açısından yeterli olmadığı vurgulanmıştır.

JEOLOJİK MÜHENDİSLİĞİ VE ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME

OSB sahasının yüzey sularının derelerle yalnız ülkemizin değil dünyanın sayılı doğal değerlerinden biri olan Acar Longozu’nu olumsuz etkileyeceği, ‘Kirli suları önlemek son derece güçtür. Bu kirli sular derelerle longoza ulaşır ve dere kirlenir’ ifadesiyle net şekilde belirtilmiştir.

ÇED raporunda iddia edilen kuru dereler ifadesinin yanlış olduğu da yapılan incelemede görülmüştür.

ORMAN MÜHENDİSLİĞİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
“ÇED raporunun hazırlanmasında yaban hayatı, orman etkileşiminin minimum seviyesinde haberdar olan uzman bir biyolog veya orman mühendisi olsaydı, parçalara ayrılan habitatların yani yaşam alanları konusunda çözüm üretileceği görülürdü” denilerek, ÇED raporundaki eksikleri gözler önüne sermiştir.

OSB bahasının 200 metre kuzeyinden gecen ve kuru dere olarak tespit edilen Ana Dere’nin ya da yörede bilinen adıyla İskenderli Deresi’nin yapılan tespitlerinde kuru dere olmayıp, yaz kış akan dere olduğu görülmüştür.

Ana dere ve İskenderli Köprüsü’nden sonra Longoz Ormanına kadar uzanan havza bir bütün olarak değerlendirildiğinde Acarlar Longozunun ve havza ekosisteminin geri dönülemeyecek şekilde olumsuz etkilenecektir.

Ayrıca havzanın flora ve fauna yani hayvan ve bitki çeşitliliği açısından bu konuların uzmanlarınca incelenmeden ÇED hazırlandığı anlaşılmıştır.

ZİRAAT MÜHENDİSLİĞİ BAKIMINDAN
OSB kurulmasıyla tarımsal arazi miktarlarında azalmayla beraber, üretim miktarlarında da azalma olacağı, yöre insanının bundan olumsuz etkileneceği bildirilmiştir.

OSB sahasında ayçiçeği, buğday, mısır gibi tarla tarımının yapılmasından dolayı mutlak tarım arazisi, fındık bahçelerinden dolayı dikili tarım arazisi kategorisindedir. Oysa ÇED raporunda marjinal tarım arazisi sınıfında yer aldığı belirtilmektedir.

Mevcut tecrübeler dikkate alındığında tam bir korumanın sağlanmasının zor olduğu, dolayısıyla OSB alanı çevredeki tarım arazisinin de olumsuz etkileneceği saptanmıştır.

Böylesine büyük bir alanda, 3 bin 150 dönümde OSB’nin kurulmasıyla yörenin tarımsal ekolojisi kaçınılmaz olarak olumsuz etkilenecektir. Bu etki kısa, orta ve uzun vadede çevre tarım arazilerine olumsuz etki yapacaktır ifadesiyle tehlikeye dikkat çekmiştir.

Ayrıca daha DSB yapım sürecinde dahi saha dışındaki çevrede bitkilerin, dolayısıyla insan sağlığının tehdit altında olduğu, çevre tarım arazilerinin yavaş yavaş yerleşim yerine dönüşmesi tehlikesi vurgulanmıştır.

Akla ve bilime aykırı davrananların sonu her zaman hüsran olmuştur. Kaynarca’nın bereketli tarım toprakları, doğası, yurtsever insanları böyle bir trajik sonu hak etmemiştir.”